Murat Tekek, Gazi Üniversitesi, U.İ.B.
Evinizin salonunda çekilmiş bir fotoğrafı, elbette yine sizin izninizle, milyonlarca kişinin görmesini sağlayan, günlüğünüzün yine milyonlar tarafından okunmasına imkan veren, birçok haberle ilgili anında tepki verebilmenize -Üstelik bunu etki/tepki sürecinde defalarca yapabilmenize- imkan sunan, sorularınıza anında cevap veren, amatörce çektiğiniz bir klibi milyonlarca kişiye izleten, işsizseniz veya işinizi değiştirme niyetindeyseniz işin gelip sizi bulmasını sağlayan ya da bir konuyu tüm ayrıntılarıyla birden fazla insanla tartışmanızı mümkün kılan sosyal medya araçlarıdır.
Blog, mikro blog, sosyal bağlantı, anlık mesajlaşma programları, sohbet siteleri ve forumlar sayesinde yukarıda sayılan tüm faaliyetleri gerçekleştirebilirsiniz. Hatta bu aktivitelerin tamamını hemen yapabilir, sonrasında paylaştıklarınızdan anında vazgeçebilirsiniz. Bunları geleneksel medya yöntemlerinden farklı kılan başlıca faktör; ücretsiz olmasıdır. Ödeyeceğiniz bedel en fazla internet servis sağlayıcıya bağlı kaldığınız süreyle orantılıdır ve belki de bazen bu bedeli ödemek zorunda dahi değilsinizdir.
İnsanlar neden sosyal medya araçlarını kullanmaktadırlar? sorusunun cevabını da bu noktada bulmak gerekmektedir. Bu husus, sosyal medyanın geleneksel medyaya nazaran öne çıkan farklılıkları ile açıklanabilir: Birincisi yukarıda da geçtiği haliyle bu faaliyetin büyük ölçüde ücretsiz ya da çok düşük maliyetli oluşudur. İkincisi; sosyal medya araçlarının büyük kitlelere ulaşabilme imkanı sunmasıdır. Üçüncüsü; kullanımın kolaylığıdır. Dördüncüsü; kitlelere hızla ulaşabilmesidir. Sonuncusu; kullanıcının, güncellemeler yapabilme avantajına sahip olmasıdır. (1) Şüphesiz maliyetsel, teknik ve operasyonel nedenlerin yanısıra psikolojik ve sosyal nedenler de mevcuttur.
Yukarıda çok kısa olarak tanımlamaya çalıştığımız sosyal medya, etki derecesi tartışmalı olmakla birlikte Arap Baharı sürecinde de birtakım roller üstlenmiştir. Hemen kaydetmekte fayda bulunmaktadır ki; sosyal medya başlı başına Arap Baharı’nı yöneten bir güç olmamıştır ancak en önemli harekete geçiricilerden, köprülerden, yardımcılardan ve tamamlayıcılardan bir tanesi olarak işlev görmüştür.
Arap Baharı sürecinde sosyal medyanın etkilerinin en fazla hissedildiği ülkenin Mısır olduğu söylemek yanlış olmayacaktır. 2008 yılına gelindiğinde Mısır’da üç yüz bin blog vardı ve bunlardan on bin tanesi siyasi içerikli idi. Mısır’da 6 Nisan hareketi ve çağrıları sosyal medyanın kullanımına dair iyi bir örnektir. Bu grubun üyelerinden bir blog yazarı; “Çağrılarından sonra olayların büyük neticelere varacağını kendilerinin bile düşünmediğini” ifade etmektedir. 25 Ocak 2011’de Tahrir Meydanı’nda toplanan büyük kalabalığın bir araya gelmesinde önemli etkenlerden biri yine sosyal medyadır. Arap Baharı’ndan önce, Mısır’da, insanların baştaki idarecilerin onay vermedikleri uygulamalarını sosyal medya araçlarını kullanarak tartışmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Örneğin; emniyet kuvvetlerinin evlere biraz da zorlama baskınlar düzenleyebilmesi, şüphelenilmenin dahi gözaltına alınmak için yeterli olması, gözaltında iken işkencelerin yani temel hak ve özgürlüklere zarar getirecek uygulamaların gerçekleşmesi, bu ortamlarda paylaşılmış ve tartışılmıştır. Hatta bazı işkence görüntüleri Youtube’a da yüklenmiştir. Mısır’daki bir başka blog yazarı şöyle söylemektedir: “Muhalif blog yazılarımdan sonra işsiz bırakıldım. Bunun üzerine evimdeki her şeyi sattım ancak bir tek şeyi satmam; bilgisayarımı.” Bir başka muhalif blog yazarı;”Yazılarımdan dolayı gözaltına alındım, iki gün süren işkence gördüm, bana neden Gazze’ye gittiğim, Müslüman Kardeşler ya da Hamas’ın üyesi ya da sempatizanı olup olmadığım soruldu.” demektedir. Anlaşılan odur ki; Mısır’da blog yazarları Arap Baharı’ndan önce çoktan rejimin altını oymaya başlamışlardı. Dolayısıyla Arap Baharı’nın fikri zemininin hazırlanmasında Mısır’da sosyal medyanın etkisi fazla olmuştur denebilir. Diğer taraftan, “Mısır’da sadece sosyal medyanın desteklediği bir orta sınıf kalkışması olmazdı Arap Baharı ve Mısır’da yaşananlar” deniliyor ve İhvan’ın önemine dikkat çekiliyor. (2) Gerçekten de Mısır’da bazı sosyal tabakalar için okur-yazarlık oranı son derece düşüktür. Kimi partiler bu durumu bildiklerinden Mısır’da yapılan son genel seçimlerde parti sembollerini ön plana çıkararak oy pusulalarında yer almışlardır.
Tüm bunlardan sonra, Mısır’da Hüsnü Mübarek internetin fişini çektiğinde aslında çok geç kalmıştı denebilir. Buna rağmen, Mısır’da sosyal medyanın ya da internetin nefesinin kesildiği yerde devreye bu defa geleneksel medya ve yöntemleri girmiştir.(3) İşte tam da bu noktada El Cezire TV’den bahsetmek gerekir. El Cezire’nin (Arapça yayın yapan El Cezire) bütün zorluklarına rağmen protesto ve Tahrir günlerinde yaptığı yayınlarla Mısır’da Arap Baharı heyecanını canlı kalmasına büyük katkı sağlamıştır. Rejimin dezenformasyon içeren yayınları, kesintileri, engellemeleri El Cezire’nin gerçeği yansıtan ve tamamen yaşananlara ve sokağa dayanan görüntüleri ve haberleri ile boşa çıkarılmış, ayaklanmanın canlılığının yitirilmemesine hizmet ederek halkın gerçeklik algısına da yön vermiştir. Bugüne değin Ortadoğu ve Arap Dünyası’nda yaptıkları ile dünyada farklı bir konuma oturan ve markalaşan El Cezire TV’nin, bağımsız ve nesnel yayınlarına, protesto günlerinde Mısır’da aynı ilkelerle devam ettiği gözlenmiştir. (4) Mısır’da kullanılan ikinci geleneksel medya yöntemi ise Cuma namazlarından sonra dağıtılan el broşürleri olmuştur. El broşürleri ile de organize olunmasına katkı sunmuştur.
Twitter’da 2011 yılı içerisinde en çok geçen kelimenin “Mısır” olduğu düşünülürse, Arap Baharı’nın Mısır’ın kendi halkı ve dünyadaki insanlar açısından ne anlama geldiği ve Mısır’ın Arap Baharı’nda ülke olarak nereye konduğu daha da iyi anlaşılabilir.
Tunus’a geçiş yapmak üzereyken Mısır ile ilgili son olarak şunu söylemekte fayda bulunmaktadır: Tunus’taki olayların Mısır’daki olayları biraz daha tetiklediği daha doğrusu biraz daha üzerine benzin döktüğü anlaşılmaktadır. En azından Tunus’ta diktatörün gitmesi Mısır’daki halkı cesaretlendirmiş ve ümitlendirmiştir. “Onlar (Tunuslular) yaptı, biz de yapabiliriz.” düşüncesinin dillendirilmesine ve hatta haykırılmasına neden olmuştur.
Tunus’ta sosyal medya araçları açısından Mısır benzeri bir durumun yaşandığını söylemek biraz zordur. Tunus’ta olan; başkaldırı başladıktan sonra sosyal medyanın devreye girerek insanların tepkilerini aktarma ve organize olma noktasına getirmesi şeklinde görünmektedir. Çünkü Arap Baharı’ndan önce Tunus’ta sosyal medyanın kullanılmasının yasaklanmış ya da kısıtlanmış olması sözkonusu idi. Oysa ki yukarıda da yer verdiğimizi gibi Mısır’da Arap Baharı’ndan çok önceleri sosyal medyada rejime karşı isyan bayrağı açılmıştı bile. Tunus’ta okuma-yazma oranı Mısır’a göre yüksek olmasına rağmen yasağın getirilmesi sosyal medya kullanımının düşük seviyede kalmasına neden olmuştur.
Tunus’un komşusu Libya’da ise sosyal medyanın varlığından ve bundan sonra da Libya’da olanlar üzerine etkilerinden bahsedebilmek biraz güçtür. Libya’da süreç sosyal medyaya gelmeden -Çok da erken başlamak üzere- silahların gölgesi altında ve tamamen askeri yöntemlerle gerçekleşmiştir. NATO’nun erken müdahalesi silahlı ortamın birdenbire karşılıklaşmasına neden olmuştur. Sosyal medya Libya’daki belki de en etkili ve çarpıcı görevini Kaddafi’nin ölüm anını dünyaya ulaştırmakla gerçekleştirmiştir.
Libya’da baskının azalmasından ve neredeyse sıfır noktasına inmesinden sonra ülkede Facebook’a üye olma sayısı dikkat çekicidir. Kaddafi’nin yasaklama yoluyla kontrol altında tutmaya çalıştığı sosyal medya araçları, Kaddafi’nin iktidarının sona ermesinden sonra yoğun şekilde rağbet görmeye başlamıştır. (5)
Arap Baharı’nın en inatçı ülkesi Suriye’de zaman zaman cep telefonu ile dünyaya ulaşan görüntüler haricinde bir sosyal medya varlığından bugüne değin bahsetmek pek mümkün değildir. Bu görüntülerde çoğunlukla neresi olduğu belirsiz cadde ve sokaklarda Suriye ordusu ve güvenlik güçleri ile muhaliflerin çatışmaları, ordu ve güvenlik güçlerince uygulanan kötü muameleler yeralmaktadır. Son 1,5 aylık dönem içerisinde Suriye Yönetimi’nin medya araçlarını kullanarak propaganda ve karşı propaganda çalışmalarına geçtiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de Beşşar el Esad Batılı basına (Amerikan ve İngiliz) ve Rus medyasına demeçler vermesi, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid el-Muallim yaptığı basın toplantılarından sonuncusunda da Suriye Güvenlik Güçleri’nden ölen bazı şahısların görüntülerini basına ve kamuoyuna izletmesi bu durumun örnekleridir.
Son olarak Beşşar El Esad’ın İphone teknolojisinin kullanımına engel olmaya çalıştığı haberleri ulaşmıştır. (6)
Sonuç
Sosyal medya, Tunus’ta devrim günlerinde yaygınlaşmış ve devrim başladıktan sonra etkileri hissedilmiştir. Mısır’da Arap Baharı’ndan çok önce sosyal medya araçlarının kullanılmakta olduğunu görmekteyiz. Libya’da ise yasaklanarak kullanımın düşük seviyede bırakılmaya çalışılmıştır.
Devrilen liderlerin yasaklama ile sosyal medya ile baş etmeye çalıştıkları, Arap Baharı esnasında sosyal medya araçlarının devrimleri kolaylaştıran, hareketlendiren ve organize eden faktörlerin başında yeraldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Sosyal medyanın ayaklanmalara, protestolara veya devrimlere neler kattığı ortalık biraz sakinleşince daha iyi anlaşılmıştır.
Sosyal Medya Kuzey Afrika’da ayaklanmalara neden olmamakla birlikte, oradaki bireylere iç siyaseti etkilemeleri noktasında çok önemli kapasite değişimlerine neden olmuştur. (7)
(Tunus’ta 28-30 Kasım 2011 günlerinde gerçekleştirileceği belirtilen ve “Arap Baharı’nın blogcuları toplanıyor” şeklinde deklare edilen “Genç İletişicimler Zirvesi” ile (8) son olarak İstanbul’da 30 Kasım-01 Aralık 2011 günlerinde düzenlenen Türk-Arap Medya Forumu toplantılarının sonuç bildirgelerinin yayımlanması akabinde konuya dair daha detaylı değerlendirmeler yapılabilecektir.)
KAYNAKÇA
1)http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyal_medya
2)17. Gezici Festival Etkinlikleri, Arap Baharı Paneli, Sinevizyon Gösterisi, 3 Aralık 2011 Alman Kültür Merkezi/ANKARA
3)http://dorduncukuvvetmedya.com/3032-misir-da-halk-mi-darbe-yapti-yoksa-el-cezire-mi.html
4)Ortadoğu’daki Ayaklanmalarda Bir Katalizör Olarak Al Jazeera ve Mısır Örneği, Leyla Melike KOÇGÜNDÜZ, ORSAM Ortadoğu Analiz Mayıs 2011 Sayı:29 Sayfa:83-92
5)http://www.starbilgi.net/facebookun-yeni-yildizi-libya.html
6)http://www.ntvmsnbc.com/id/25302494/
7)http://www.e-siber.com/sosyal-medya/sosyal-medyanin-arap-baharindaki-rolu-bilimsel-olarak-kanitlandi/
8)http://www.sosyalmedyahaber.com/genc-blogcular-bir-araya-geliyor/