Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye Krizinin Lübnan’a Düşen Gölgesi

Gül ATMACA, Ortadoğu Araştırmacısı, [email protected]
Komşumuz Suriye’de kriz, dış haberlerin bültenlerinde birinci sıradaki yerini koruyor. Suriye’nin otuz yıl boyunca neredeyse eyaleti gibi davrandığı Lübnan, olan biteni tedirginlik içinde izliyor. Çünkü krizin Suriye sınırlarını aşması halinde karışacak ilk yerlerden birisi burası. Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam’da Esad yanlısı Alevilerle karşıtı Sünniler arasında gerilim had safhada.
 
Trablusşam’da tepe başındaki Alevi mahallesi Cebel Muhsin’de, kurşun deliği ve roket saldırılarının izlerini taşıyan binalar çarpıyor göze.  Bir de ana caddedeki Esad posterleri. Tepenin eteklerinde ise aynı yoksulluktaki Sünni mahallesi Bab el Tebbane bulunuyor.  Aynı kurşun delikleri ve roket saldırılarının izlerini buradaki binalarda da görmek mümkün.  Bir tek posterler farklı. Sünni mahallesinde, Alevilerle yaşanan çatışmalarda ölenlerin fotoğrafları asılmış duvarlara.  İki mahalle arasındaki hiç bitmeyen gerilim Suriye’de ayaklanmalar başladıktan sonra daha da artmış. Geçtiğimiz haziran ayındaki çatışmalarda 7 kişi hayatını kaybetmiş. 
 
Lübnan’daki Alevilerin siyasi temsilcisi Suriye yanlısı Arap Demokratik Partisi Lideri Rıfat Eid, “Biz burada azınlığız ve dört bir tarafımız sarılmış durumda” diye konuşuyor. Eid,  buradaki Alevi nüfusunun yaklaşık 50 bin kişi olduğunu,  çevrelerinde yaşayan Sünni nüfusunun ise 700 bini bulduğunu söylüyor. (Lübnan’da tahminen 4 milyon Sünni yaşıyor) . Eid’e göre Ortadoğu’da azınlıkları ancak güçlü bir ülke ya da silahlar koruyabilir. Ve ekliyor: “Burada bizi koruyacak güçlü bir devlet yok, silahlarımız var.”  Cebel Muhsin’de hemen hemen her yetişkin erkek Esad Suriyesine destek için eline silah almaya hazır.  Sünniler de Alevilere karşı boş durmuyorlar. Trablusşam’da Selefi hareketi mensupları ellerinde siyah bayraklar Suriye’deki ayaklanmalara taraftar kazanmaya çalışıyor.
 
Suriye, 1976 Riyad Antlaşması ile Lübnan’a  30 bin kişilik bir askeri güç göndermiş, ondan sonra da neredeyse eyaleti durumuna getirmişti. Ancak, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin 2005’te uğradığı suikast ibreyi tersine çevirdi. Suriye, buradaki birliklerini çekse de ülkeye farklı yollardan hükmetmeye devam ediyor; Şam’ın buradaki  etkisi  Alevi azınlık ve Lübnan istihbaratındaki ajanları sayesinde devam ediyor
 
Lübnan’da, koalisyondaki 8 Mart İttifakı’nın Lideri Hizbullah ile Esad Yönetimi arasında dayanışma söz konusu. Suriye, İran’ın Hizbullah’a bağlandığı köprülerden birisi.  Alevi liderler zaman zaman Hizbullah ile işbirliği yapıyor, Sünniler giderek güç kazanan Hizbullah ile Aleviler arasındaki bu işbirliğinden rahatsız; İran-Suriye-Hizbullah’ı kapsayan Şii Hilâl’inden çekiniyorlar.
 
Aleviler ise güç kazanan radikal Sünni gruplar ve cihat için dışarıdan buraya savaşmaya gelen Selefi gruplardan rahatsızlık duyuyor. Trablusşam’daki İslamcı gruplar ideolojileri ve beslendikleri kaynaklara göre çeşitlere ayrılıyorlar. Onlara kaynak sağlayan ülkeler arasında Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri başı çekiyor.
 
“Beyrut’un Şam’dan farkı yok”  
 
Lübnan’a kaçan Suriyeli muhalifler Suriye istihbaratı ve Lübnanlı ajanlar tarafından izleniyor. Lübnan’da kaçırılan Suriyeli muhaliflerin sayısı 10’u geçmiş durumda.  Aralarında sanatçıların da olduğu muhalifler çareyi Beyrut’tan ayrılıp Amman ve Kahire’ye gitmek de buluyor.
 
Lübnan Parlamentosu’ndaki muhalefet üyesi Moin Merhbi, El Cezire’ye verdiği demeçte, “Lübnan’a gelenler psikolojik terör, tutuklanma, Suriye istihbaratı ve Lübnanlı ajanlar tarafından kaçırılma riskiyle karşı karşıya” diyor.
 
Esad’ı açıkça eleştirenlerden birisi olan şair Ömer Edelbi (41),  Beyrut’a kaçtıktan birkaç hafta sonra telefonla ya da arkadaşları aracılığıyla ölüm tehditleri almaya başlamış.  Suriye Yerel Koordinasyon Komitesi Sözcüsü de olan Edelbi, birkaç ay sonra da, “Suriye-Lübnan ilişkilerine zara verme”, “Lübnan’ın milli dokusunu bozma” iddiaları nedeniyle  Lübnan askeri istihbarat görevlileri tarafından dört saat boyunca sorgulanmış.
 
Beyrut’ta barınamayan Suriyeli muhaliflerden tanınmış ikiz oyuncu kardeşler Ahmed ve Muhammed Malas şimdi Kahire’deler. Ahmed Malas, “Beyrut  sokaklarında yürümenin Şam’ın sokaklarında yürümekten farkı yok. Suriye istihbaratı orada.  Esad yanlıları orada. İçimizde sürekli kaçırılma korkusu vardı.  Gerçek yerimiz bilinmesin diye Facebook’ta Cezayir’de olduğumuzu yazıyorduk” diyor.
  
Lübnan’daki Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Nebil el Halebi,  Suriye’de Mart ayında başlayan ayaklanmalardan bu yana Lübnan’da 13 adam kaçırma olayını kayda geçtiklerini söylüyor.

Kaçırılanlar arasında öyle bir isim var ki Batı medyası buna kayıtsız kalmadı: Suriye’deki Baas Partisi kurucularından olan ancak daha sonra  Esad’a  muhalefet edenlere katılan Şibli el Ayssami (89). Ayssami’nin kızını ziyarete geldiği Beyrut’ta kaçırıldığı iddia ediliyor.    
 
Bu arada, Suriye ile Lübnan arasında kaçakçılık için kullanılan yollar şimdi muhaliflerin kaçışı için kullanılıyor. İki ülke arasındaki küçük sınır kasabası Vadi el Halid muhaliflerin direniş merkezlerinden birisi haline gelmiş durumda. Öyle ki muhaliflerden bazıları Suriye tarafına geçip eylem koyup geri dönüyorlar. Zaten yüksek bir yerden karşı tarafı görmek zor değil.  Suriye Ordusu geçen ay sınır boyu mayın döşemiş ama muhalifler buna karşı da çare bulmuşlar. Suriye’deyken kaptanlık yapan Ahmed el Arabi, işini bırakarak Lübnan’ın kuzeyinde konuşlanan direnişçilere katılmış. Arabi, “Sınır boyunca yüzlerce mayın var. Ancak biz onların nerede olduğunu ve hangi yolların daha güvenli olduğunu söyleyen askerler de var” diyor.
 

 
Kaynakça
 
-Josh Wood, “Lebanese Fear Syria’s Violence May Spill Over”, The New York Times, November 9, 2011
 
-“Syrian activists dangerous haven in Lebanon”, Al Jazeera, November 11, 2011

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar