Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye’de Esad Rejimi ve Bölgenin Geleceği

Emre Gürbüz TOBB-ETÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü
Ortadoğu’da esen Arap Baharı rüzgarları,ülkelerde büyük değişimlere,sosyal hareketlere,çok sayıda insan kaybına ve bunların neticesinde büyük bir kaosa neden oldu.Devrimlerin gerçekleştiği ülkelerde yönetim kadroları teker teker devrildi ve yeni siyasi hareketler meydana geldi.Kaddafi’nin Libyasında ise büyük bir iç savaş yaşandı ve bu savaş muhaliflerin baskınlığında,Kaddafi’nin ölümüyle sonuçlandı.Son olarak ise,dünya uluslararası sisteminin  gözünü çevirdiği yer Suriye’ydi.Hareketlerin başlamasından 7 ay geçmiş olmasına rağmen Esad yönetimindeki hükümet,tam anlamıyla terör estirerek halk ayaklanmalarına orantısız ve şiddetli olarak karşılık vermektedir.Türkiye’nin de Arap Baharı öncesi Suriye ile olan ilişkilerini yumuşatmaya çalışmasına bu olaylar büyük bir darbe vurmuştur.Türkiye’den gelen  çağrıları da yanıtsız bırakan Esad hükümeti,uluslar arası sistemi hiçe sayarak koltuğunu koruma sevdasıyla vatandaşlarının canlarını hiçe saymaktadır.Ölü sayıları ise durumun ne kadar vahim olduğunu göstermektedir.Can kaybı 2600 kişi civarında olmuş ve giderek artmaya başlamıştır.Hükümetin  kurulmasında aile bağları,hanedanlık gibi faktörlerin rol alması,rejimin çözülüp dağılmasını güçleştirmektedir.Hükümet içinden de olaylara karşılık veren yetkilileri ortadan kaldırmış ve bazı sunni alimleri de katletmiştir.

BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’ye yönelik yaptırım kararlarına Rusya ve Çin vetosunun gelmesiyle Esad yönetiminin rahatlamasına neden olmuştur.Bu ülkelerden veto gelmesinin nedeni,ekonomik ve siyasi ilişkilerden kaynaklanmaktadır.Suriye soğuk savaş döneminden beri Sovyet etkisi altında kalmış ve bugün de bazı askeri  teçhizat anlaşmaları yapılmaktadır.Çin’in de enerji alanında ayrı olarak Suriye ile ilişkileri vardır.Bu rejimin desteklenmesi ise hem Rusya için hem de Çin için uzun vadede çok riskli olabilmektedir.Suriye kamuoyunun yanısıra bölgedeki uzlaşmaya destek veren diğer devletler de,Rusya ve Çin’e karşı tepki gösterebilir ve uluslararası sistemde yalnızlaştırmada etken olabilirler.Özellikle İran ve Lübnan Hizbullahının desteği de Suriye rejimi için ayakta kalma nedenleridir.

Türkiye’nin Suriyeli göçmenlere yardım eli uzatması,halkın Türkiye sempatisini artırmıştır.Her fırsatta halka karşı yapılan saldırılara tepkisini koyan Türkiye hükümeti,ilişkilerin düzelmesinin sadece rejimin  değişmesi ile meydana geleceğini söylemiştir.Başbakan Erdoğan yaptığı konuşmalarda Beşar Esad’ın halkın gözündeki meşrüiyeni yitirdiğini ve iktidardan çekilmesi gerektiğini vurgulamıştır.Katliamlara devam eden Esad yönetimine karşı daha fazla sessiz kalınamayacağı vurgulanmıştır.

Arap Birliği’nin süreç içerisinde Suriye’nin üyeliğini askıya alması,Esad yönetiminin zora girmesinin önünü açmıştır.Yönetimin bölgede gittikçe dışlanmaktadır ve Suriye’ye destek veren İran’ın üzerindeki baskıların artması,her iki yönetimin işini zorlaştırmaktadır.Arap Birliği’nin Rusya ve Çin’i ikna edebilmesi ise Suriye için yeni yaptırımların kapısını kolayca açabilmektedir.

Esad rejimi  bölgede iktidarını koruyabilmek için şiddetini günden güne arttırmaktadır.Yönetim, gözlerini karartarak ülke içindeki sivilleri,kendisine karşı olabilecek her türlü muhalefeti insani olmayan yöntemlerle bertaraf etmektedir.Suriye’deki hareketler,Türkiye üzerinde de çeşitli gerilimlere yol açabilecektir.Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısı olan Suriye’deki olaylar yüzünden ticaret hacimleri azalma göstermektedir.Güvenlik sorunları içinde bölgedeki  ticaretin yürütülmesi olanaksızdır.Ayrıca bölgedeki kaos ortamından terörist gruplar faydalanmaya çalışarak, malların sevkiyatını bloke ederek ve gerektiğinde sivillere saldırarak kendilerine rant kapısı oluşturmayı düşünebilecektir.Olayların sınırlara sıçraması ile bölgedeki kürt sorunu da alevlenecektir.Türkiye için sınırlarda meydana gelecek çatışmalar,büyük bir tehlike oluşturabilir.Güvenlik tehdit unsurlarının artmaya başladığı dönemde Türkiye’nin Esad yönetimine karşı tavırlarını sertleştirmesi bu unsurlar yüzünden normaldir.

Sonuç olarak Esad yönetimi,rejimini sonuna kadar götürebilmek için elinden gelen herşeyi yapacaktır.Pragmatik politikalar ile elinde kozlar bulundurmaya çalışıp,bu kozları iktidarının ayakta kalması için kullanacaktır.Esad yönetiminin aynı politikalarını sürdürmesi sonucunda;zor bir ihtimal olarak düşünülen uluslar arası müdahele olabilir.Yaptırım kararı çıkarsa ortak karar alıcıların birliğiye,bölgeye müdahelede yapılabilir.Bir diğer olasılık ise,Libya’daki gibi iç savaş çıkabilir ve ülke içinde kamp kutuplaşmaları yaşanabilir.Son olarak ise Suriye kentlerindeki uzlaşmanın sağlanması durumunda,Esad yönetimine karşı ortak bir irade beyanı olursa,rejimin hareket etme alanları kapanıp,rejimin devrilmesine vesile olabilir.Suriye’deki muhalif grupların daha organize biçimde hareket edip,etkili bir direniş göstermesi gerekmektedir.Türkiye’nin Suriye’ye girme olasılıkları çok yüksek değildir.Ancak uluslararası bir operasyon ile bölgeye asker gönderebilir.İran’ın desteğini kesmesi,Rusya ve Çin’in,Suriye için tasarlanan yaptırımlara destek vermesi ile rejim daha fazla ayakta kalamayacaktır.Dış desteklerin olmaması halinde,Esad rejiminin ayakta kalması mümkün olmayacaktır.Suriye’deki hararetin azalması,daha fazla insan kaybının yaşanmaması için rejimin yıkılması ve demokratik seçimler sonucunda halkın benimsediği,halkın meşruiyetini kazanmış yeni bir iktidara ihtiyaç vardır.Suriye’de rejim yıkıldıktan sonra başa gelecek iktidarın baasçı zihniyetten uzak, askeri yapısının olmaması,aile bağları ve hanedanlık sisteminin olmadığı,demokratik bir kadroya ihtiyaç vardır.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar