Gül Atmaca, Ortadoğu Araştırmacısı
Tahran’a bahar çoktan geldi ama siyasette sert rüzgârlar esmeye devam ediyor. İran Dini Lideri Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad arasındaki çekişme karşılıklı salvolar, sert açıklamalarla artarak sürüyor.
Ahmedinejad, Devlet Televizyonu’nun İkinci Kanalı’na yaptığı açıklamada, Hamaney için “halkın desteği olmazsa gücü kalmaz” sözlerini sarf etti. Velâyet-i Fakih anlayışına göre On İki İmamların Vekili Kabul edilen Dini Liderin “kutsallığının” üstelik Cumhurbaşkanı tarafından bu kadar doğrudan sorgulanması aralarındaki mücadelenin karakterini de yansıtıyor.
Ahmedinejad, bir hafta içinde 8 bakanlığı dörde indirmiş, 4 bakanı görevden almıştı. Kendisine yeni bir yardımcı atayan Cumhurbaşkanı, mevzuata uygun olup olmadığına bakmadan ve daha da önemlisi Dini Lider’e danışmadan Petrol Bakanlığı görevini vekaleten üstlendi. İran Meclis Başkanı Ali Laricani, son bakanlık değişiklilerinin Meclis tarafından onaylanması gerektiğini söyledi. İran Anayasa Muhafızları Konseyi, petrol bakanının görevini vekaleten sürdüreceğini söyleyen Ahmedinejad’ın yetki sınırlarını aştığına hüküm getirdi.
Ahmedinejad ise Anayasa Muhafızları Konseyi’nin yorumunu reddederek, vekaleten Petrol Bakanı olarak kalmaya devam edeceğini söyledi. Ahmedinejad’ın bu sıfatla 8 Haziran’da Viyana’da yapılacak OPEC toplantısına katılacağı duyuruldu.Fakat, Dışişleri Bakanlığı’nın sonradan yaptığı bir başka açıklamada toplantıya daha önce planlandığı gibi Ahmedinejad’ın değil kabinedeki bakanlardan birisinin gönderileceği belirtildi. Ahmedinejad’ın “mebcuren attığı bu geri adım”ın Hamaney ev ekibini gülümsettiği kesin ancak bu işe sevinen başkaları da var: Bahreyn’e askeri birliklerini göndererek İran ile arasındaki gerilimin daha da artmasına neden olan Suudiler, Ahmedinejad’ın olmadığı bir OPEC toplantısında daha rahat hareket edecekler.
Konuya dönersek Cumhuriyet gazetesinin İran’da yayınlanan *Asriran gazetesinden alıntıladığı bir haber devletin üst düzeyindeki çatlağı bir başka biçimde gözler önüne seriyor: Buna göre Ahmedinejad ve Hamaney’in baskısıyla “ işe geri aldığı” İstihbarat Bakanı Haydar Moslehi, Bin Ladin’in ölümüyle ilgili olarak birbirine zıt açıklamalarda bulundular.
Ahmedinejad’ın bu konu ile ilgili ifadesi şöyle: “Bin Ladin ölmeden önce Amerikan askerlerinin elindeydi ve onlar tarafından öldürüldüğüne dair kesin bilgilerim var. Amerikalıların öldürdük dedikleri gün Bin Ladin ellerindeydi. Bin Ladin hasta olmasına rağmen politik amaçlar doğrultusunda onlar tarafından öldürüldü.”
Haydar Moslehi ise Bakanlar Kurulu’ndan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, “Amerikalıların öldürdük diye iddia ettikleri Bin Ladin, hastalık nedeni ile daha önce ölmüştü. Bunu kanıtlayacak kesin belge ve bilgilerimiz mevcuttur” dedi.
Haberde, Cumhurbaşkanı’ın İstihbarat Bakanlığı’ndan bilgi alıyor olması gerektiği, farklı açıklamalarda bulunmasının “yakışıksız” olduğu vurgulanıyor ve bunun dışarıya karşı “milli itibarı” zedelediği belirtiliyordu!
Maşei Gençlerin Oylarına Göz Dikti
İran’da en üst düzeyde yaşanan bu iktidar kavgasının geleceğe yönelik olduğunu, 2013’teki Cumhurbaşkanlığı seçimi yarışının şimdiden başladığını bir daha vurgulamak gerekir. Ahmedinejad bir kez daha aday olamayacağı seçimlerde dünürü ve Eski Genel Sekreteri İsfendiyar Rahim Meşai’yi destekliyor.
Maşei, seçimlerde “değişim” isteyen gençlerin büyük bir oy potansiyeli taşıdığını görmüş olmalı ki onların diliyle konuşuyor. 2009’daki seçimlerin ardından meydanları dalgalandıran “Yeşil Hareket”i dikkate alan Meşai, “İslam Cumhuriyeti” yerine “İran Cumhuriyeti” diyor. Kendisini, İran’ın geçmişteki zaferlerini, medeniyetini yücelten ve bunu İslami kimliğin önüne geçiren yeni ekolün fikir babası” olarak tanıtıyor. Yani, İslam öncesi İran uygarlığını selamlayan milliyetçi bir tavır hemen dikkati çekiyor. Örneğin, Ahmedinecad’ın, yabancı konukları da davet ederek Nevruz kutlamalarını sahiplenmesi, yine Maşhei’nin telkinlerine bağlanıyor.
Maşei, geçen hafta özel bir üniversite açmak için gerekli izni aldı. Ayrıca yeni çıkan gazetelere finans sağladığı iddia ediliyor. Bunlardan birisi olan Heft e Sob’ın (Sabahın Yedisi) içinde gençlerin ilgisini çekecek moda, dedikodu, yemek, spor haberleri var. Haftalık Yekşenbe (Pazar) ve günlük Tamaşa (Gösteri) gazetelerinin de 2013’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gençlerin oyunu alabilmek için Maşei tarafından piyasaya çıkarıldığı iddia ediliyor.
Bu arada, boş durmayan Muhafazakârlar, Maşei ve yandaşlarını “yanlış tarafa giden çeteler” olarak görüyorlar. Muhafazakâr gazetelerde Maşei ve yandaşlarını “İslam Cumhuriyet’ine tehdit” olarak gösteren sayısız makale yayınlanıyor. Hatta Ahmedinejad’ın bir zamanlar “Guru”su olan Ayetullah Misbah Yezdi bile öğrencisini Maşei ve grubu için dini liderin kuyusunu kazmakla suçladı. İran’daki radikal çevrelere yakınlığıyla bilinen “Ya Lesarat” adlı yayın organı ise daha ileri giderek, Maşei’nin tutuklanması için çağrıda bulundu. Bu arada, son haftalarda Ahmedinejad ve Maşei’ye yakın 25 kişinin tutuklandığı da gelen haberler arasında.
Hamaney yanlısı mollaların Ahmedinejad, Maşei ve yandaşlarına bakış açısı böyle. Fakat daha önemlisi Yeşil Hareket’in “değişim” isteyen gençleri, Maşei gibi Ahmedinejad ile bağlantılı bir adamın söylediklerine inanacak mı? Ona oy verecekler mi? Bu da başka yazıların konusu bir soru olarak karşımızda duruyor.
*Cumhuriyet, “Tahran’da Bin Ladin Çatlağı”, 23 Mayıs 2011, Farsçadan Çeviren: Ekber Karadağ.