Gül ATMACA, Ortadoğu Araştırmacısı, atmaca.gul@gmail.com
İran’da gelecek yıl yapılacak parlamento seçimleri için şimdiden kıyasıya bir mücadele var. Devletin tepesinde yaşanan ve artık saklanamayan çekişme de bunun göstergesi. Petrol Bakanlığı’nın koridorlarında son haftalarda yaşananlar ise “petrol” ün bu çekişmede oyanayacağı rolü bir kez daha gözler önüne seriyor. Dünyanın üçüncü büyük petrol rezervinin üzerinde oturan İran, ham petrol ihracatından yılda 80 milyar dolar kazanıyor ki bu dış gelirinin yüzde 80’inini oluşturuyor. Ülkenin en büyük gelir kaynağının denetimi elinde bulundurmak siyasi anlamda da güçlü olmak anlamına geliyor. Popülist bir politikacı olan Mahmud Ahmedinejad, 2005’te cumhurbaşkanlığına ilk kez seçildikten sonra yeni evli çiftlerin iş ve konut edinebilmeleri için 1.3 milyar dolarlık “İmam Rıza Aşk Fonu”nu yürürlüğe koymuştu. Fon, petrol gelirinden sağlanmıştı. Ahmedinejad’ın ikinci kez cumhurbaşkanlığı yarışına girdiği 2009’daki “şaibeli” seçim öncesi 9 milyon seçmene devlet bütçesinden para dağıttığı iddia ediliyor. Parlamentoda bu iddiaların araştırılması için oylama yapıldı. Ahmedinejad, gelecek bir sonraki seçimde aday olamayacak ancak kendi yerine halen Cumhurbaşkanlığı Personeli Şefi olan dünürü İsfendiyar Rahim Maşei’yi hazırlıyor. Dolayısıyla seçimlerin de seçimlere kaynak olacak petrol gelirleri de çok önemli. Ahmedinejad geçen ay kabinede değişik yapmış, petrol bakanını görevden alıp bu koltuğa vekaleten kendisinin oturacağını açıklamıştı. Ne var ki Cumhurbaşkanı’nın Dini Lider Ali Hamaney’e danışmadan yaptığı bu hamle ters tepmiş, İran Anayasa Muhafızları Konseyi, Ahmedinejad’ın yetki sınırlarını aştığına hüküm getirmişti. Sonuçta Ahmedinejad, geri adım atmış ve bakanlığa Muhammed Ali Abadi’yi vekaleten atamıştı. Hamaney, bütün bu olanlardan sonra gelecek yıl ki seçimlerle ilgili olarak “Kimsenin seçimlere müdahale etmeye hakkı yoktur” diyerek Ahmedinejad’a açık bir uyarıda bulundu. Petrol Zengini Pasdaran Ahmedinejad’a karşı Hamaney ile Ahmedinejad arasındaki çekişmede sadece din adamları değil İran Devrim Muhafızları (Pasdaran) Komutanları da rengini belli eden açıklamalarda bulunuyorlar. Ahmedinejad’ın da bir zamanlar bu örgütün bir elemanı olduğunu ve cumhurbaşkanı seçildikten sonra bir çoğunun önemli görevlere gelmesini sağladığını hatırlatalım. Ancak, Pasdaran Hamaney’in yanından ayrılmıyor. Burada ideoloji kaygılar kadar ticati kaygılar da var. İran’da, 1979’daki İslam Devrimi’nin ardından kurulan Pasdaran, Hamaney’in de yardımıyla ülkede ticari bir imparatorluk haline gelmiş durumda; yüzden fazla alanda faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor. İthalatın yarısından fazlası, ihracatın ise neredeyse üçte biri onların elinde. Ülkenin üçüncü zengin örgütü olan Pasdaran’ın elindeki en büyük güç petrol! Bu alanda faaliyet gösteen düzinelerce şirkete sahip oldukları iddia ediliyor. Örgütün, en son el attığı alan ise telekomünikasyon oldu. Yerleşik bir ağ, iki telefon şirketi ve internet sağlayıcısı Pasdaran’a bağlı şirketlerin elinde. Petrol gelirinden sadece Pasdaran değil elbette dini vakıflar da yararlanıyor. Bu vakıflar Hamaney’in denetiminde. Büyük Ayetullah’ın ise kimseye hesap verme zorunluluğu yok. Yani Ahmedinejad’ın bir sonraki seçimlerde planlarını gerçekleştirmesi demek Pasdaran’ın çıkarlarının önemli ölçüde zedelenmesi anlamına geliyor. Ahmedinejad’ın geçen ay görevden aldığı Petrol Bakanı Mesud Mir Kazımi'nin Pasdaran’ın eski Lojistik Şefi olduğunu da buraya not düşelim. Yine, Ahmedinejad’ın Kazımi’yi görevden almasına en sert tepkiyi verenlerden İran Meclis Başkanı Ali Laricani de bir zamanlar Pasdaran’da üst düzey bir görevliydi. Ahmedinejad’ın 2007’de ulusal güvenlik şefliği görevinden aldığı Laricani’nin 2013’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı konuluşuluyor. Bu arada, petrole fazlasıyla bulaşmış bu kavgada Ahmedinejad’ın pek geri adım atmaya niyeti yok gibi. Muhafazakârların “hareketten sapmışlar” dediği Meşai ve (İcra İşlerin Sorumlu Yardımcısı) Hamid Begai’yi savunan Ahmedinejad, kendilerini eleştirenlere kamuoyu önünde “geri kalmışlar” diye hitap etti…