Hasan KANBOLAT, ORSAM Başkanı
Bu yıl, Kazakistan’ın bağımsızlığının 20. yıldönümü. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası Kazakistan’ın bölünmesi, etnik ve dini çatışmaların çıkmasını bekliyordu. Ancak, beklenenlerin tam tersine Kazakistan Kurucu Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in öncülüğünde geleneklerine sahip çıkarak modernleşmeyi başardı. Farklı din ve etnisiteleri reddetmeden bütünlüğü içinde korumayı bildi. Böylece, dünyaya başarısı denenmiş bir ‘Kazak Modeli’ olduğunu gösterdi.
Türkiye, Kazakistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkedir. Kazakistan, Türkiye’nin Orta Asya’da başlıca ortağıdır. Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in Ekim 2009’da Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında iki ülke arasında Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. Türk dış politikasında Kazakistan’ın yeri ve ağırlığı, Kazakistan’ın aktif, aynı zamanda yapıcı ve bütünleştirici dış politikası sayesinde giderek artmaktadır.
Kazakistan’da 150-180 bin civarında Ahıska Türkü yaşamaktadır. Yaklaşık 40 bin Türk vatandaşı Kazakistan’da yaşamaktadır. Türkiye’de çeşitli nedenlerle ikamet eden yaklaşık 3000 Kazakistan vatandaşı bulunmaktadır. İki ülke arasında dış ticaret hacmi 3,28 milyar Dolardır (2010). Türk yatırımcıları başta petrol, telekomünikasyon, otelcilik ve bankacılık alanlarında olmak üzere Kazakistan’daki toplam yatırımları 2 milyar dolar civarındadır. Kazakistan’da 400’ün üzerinde Kazak-Türk ortak sermayeli işletme faaliyettedir. Tamamı Türk sermayeli şirketlerin sayısı ise 130’u bulmuştur. Ziraat Bankası’nın ortaklığı (yüzde 94 Ziraat Bankası, yüzde 6 Başak Sigorta) ile kurulan KZI Bank, Emlak Bankası’nın ortaklığı (yüzde 41) ile kurulan TKI Bank, Demirbank’ın ortaklığı (yüzde 99,97) ile kurulan Demir-Kazakistan Bank ve Okan firmasının ortaklığı (yüzde 95,29) ile kurulan International Bank Alma Ata faaliyetlerini sürdürmektedir. Kazak firmalarının da son yıllarda Türkiye’de başta petrol ve turizm sektörlerinde yaptıkları yatırımların 350 milyon dolara ulaştığı tahmin edilmektedir. 2006 yılı içinde Şekerbank hisselerinin yüzde 34’ü Bank Turan Alem tarafından satın alınmıştır. Kazakistan’a Türkiye’nin ihracatında başlıca kalemleri, makine ve cihazlar, plastikten mamul eşya, elektrikli makina ve cihazlar; ithalatımızdaki başlıca kalemleri ise bakır, demir-çelik ve mineral yakıtlar oluşturmaktadır. Türkiye, sermaye miktarı açısından ABD, Güney Kore ve İngiltere’den sonra Kazakistan’da en büyük dördüncü yatırımcı ülke konumundadır. Ülkedeki yabancı sermayeli şirket sayısı bakımından ise ilk sıradadır. Astana’nın 1998 yılında Kazakistan’ın yeni başkenti ilan edilmesinden sonra, bu şehirde süratle artan inşaat faaliyetlerinde Türk müteahhitler önemli rol almış, şehrin bugünkü siluetine kavuşmasında en büyük katkı Türk firmalarınca sağlanmıştır. Kazakistan ile Türkiye arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması ile Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmaları mevcuttur.
Merkezi Türkistan’da bulunan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nin dört ayrı şehirdeki yerleşkesinde yaklaşık 31.000 öğrenci öğrenim görmektedir. Ayrıca, Kazakistan’da Kazak-Türk Eğitim Vakfı, Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı, Orta Asya Medeniyet Vakfı’na bağlı çeşitli düzeylerde eğitim kurumları mevcuttur. 2011-2012 öğretim yılı için, Türkiye Kazakistan’a 175 adet yüksek öğrenim bursu tahsis edilmiştir. Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Mayıs 2010’da faaliyete geçmiştir.
Türkiye’nin AB ile ilişkilerini ve Kazakistan’ın Gümrük Birliği ile ilişkilerini etkilemeden Türkiye ile Kazakistan arasında hukuksal temelde işbirliği başlatılmalıdır. AB içinde İngiltere, İspanya ve Fransa yakın tarihi ve kültürel ilişkileri bulunan ülkelerle hukuksal yakınlık kurmuştur. Bunun için, karşılıklı olarak vatandaşlık, mal edinme, şirket kurma ve çalışma hakkının alınması koşulları kolaylaştırılmalıdır. Gençlerin çalışma, okuma ve turistik seyahatleri kolaylaştırılmalıdır. Legal bir işte bir yıldan fazla sorunsuz olarak çalışıldığı takdirde vatandaşlık verilmelidir. İki ülke arasında ekonomik, kültürel ve siyasi yakınlaşmanın kalıcı olabilmesi için mal ve insan taşımacılığının ucuzlatılması gerekmektedir. Ayrıca, Kazakistan’ın AB ile yakınlaşması sürecinde, Türkiye’nin deneyimlerini Kazakistan ile paylaşması faydalı olacaktır. Türkiye ve Rusya Federasyonu dışında topraklarının bir kısmı Avrupa dışında bulunan üçüncü ülke Kazakistan’dır. Kazakistan’ın yüzde onu, Fransa’dan büyük bir yüzölçümü Avrupa kıtasındadır. Bu nedenle ve Kazakistan’ın Batılı değerler taşımasından dolayı Avrupa Konseyi başta olmak üzere Avrupa kurumlarında Kazakistan daha fazla yer almalıdır.
Kazakistan ile Türkiye arasında ikili ilişkiler çok boyutlu olarak gelişmeye devam etmektedir. Ancak, Kazakistan ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin her hangi iki ülke arasında kurulan iyi ilişkilerden farklı bir boyutu olması gerekiyor. İki ülke arasında mevcut olan dil, din, etnik, tarihi ve kültürel bağlar iki ülkenin geleceklerini kardeşlik bağları içerisinde yakınlaştırmanın alt yapısını oluşturmaktadır. Bunun için yeni kurumlar yaratmak yerine artık hukuksal temelde işbirliğine geçilmesi gerekmektedir. 29 Kasım’da Ankara’da Kazakistan’ın 20. yılı kutlanıyor. Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Prof. Dr. Canseyit Tüymebayev’i ve ekibini başarılarından dolayı kutlarım.