Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Türkiye-Suriye, Ortadoğu Liderliği ve Sıradaki Adım

Fatih Emre Şen, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
Son zamanlarda Ortadoğu’da yaşananlar, içler acısı tabloyu bir kez daha gözler önüne sermekte. Dünyanın ve onun himayesinde insanların ne kadar canileşebileceği apaçık bir gerçeklik. Bu gerçeklik belirli aralıklarla tekrar etmekte. Tarih tekrar etmekte ve yine göstermekte ki zayıf olan ezilmekte… Suriye’deki hükümet muhalifleri, göstericiler, Esad karşıtı olanlar… İsmi ne olursa olsun bir eziyetle karşı karşıyalar. Suriye Hükümetinin ve Esad’ın görmesi gereken; ellerine pankartlarını alıp yürüyen insanların vatan haini olmadığı… Çünkü bir hainlik yapılacaksa ve varsa (ki ben olduğuna inanıyorum) işte onlar emperyalistlerle işbirliği yapanlar, güya halkın iktidarını kuracaklarını söyleyerek ve arkalarına batılı emperyalist güçleri alarak hükümeti ve devlet başkanını değiştirmek isteyenlerdir. Hükümetin değişip değişmemesini belirleyecek tek faktörün Suriye halkı olması gerekmektedir. Çünkü o topraklarda yaşayanlar Suriyelilerdir. O topraklarda yaşayanlar herhangi bir müdahaleyi gerçekleştirecek olan Amerikalılar, İngilizler, İtalyanlar, Fransızlar değildir. O topraklar Suriye’de yaşayan insanlarındır. Eğer Suriye halkı, hiçbir baskı ve şantaj altında kalmadan yeni bir rejim, başka bir düzen, yeni bir hükümet /devlet başkanı, yeni bir anayasa istediklerini belirtirlerse bunu saygı ile karşılamak tüm insanlığın boynunun borcudur. Nitekim Suriye’de hükümetin değişmesine batılı hiçbir ülke karşı değil. Çünkü yeni hükümet ile birlikte yeni gelen yöneticilerle anlaşarak kendi pazarlarını daha da genişletebilirler. Amaçları tüm halkların kendi kaderlerini tayin etmesi değildir. Bu sadece emperyal amaçlarının bir tuzağıdır. Amaçları kendi çıkarları bozulduğu anda yeni çıkar ortaklarının gelmesini sağlamaktır. Bunu yapmak ise hükümeti yıkarak yeni hükümetin oluşmasını sağlayacak ortamın oluşturulması ile olacaktır. Hükümeti yıkmak için bu kez denenen yöntem istihbarat teşkilatlarının devlet başkanlarına düzenledikleri suikast girişimleri değil, içten içe halkın kışkırtılmasıdır.

Suriye’de yaşananlara sadece ‘Suriye’de Yaşananlar’ olarak bakmamız yetmeyecektir. Suriye Ortadoğu’da önemli bir konuma sahiptir-Tıpkı Libya gibi(!)-. Hem konumu hem de yapısı onu farklı kılmaktadır. Bu farklılık Suriye’ye olası bir müdahalede içinden çıkılamayacak sonuçlar doğurabilecektir. Suriye’ye dışarıdan herhangi bir müdahale Suriye’ye gerçek demokrasiyi getirmeyecektir. Batının müdahale ettiği hangi ülkede refah, huzur ve demokrasi gerçekten sağlanabilmiştir? Bir model oluşturmak emperyalizmin yaptığı iyi(!) işlerdendir fakat batı müdahale ettiği ülkelerde bir model oluşturabilmiş midir? Bir model oluşturmak bir yana, batının daha önce müdahale ettiği ülkelerin durumları batı müdahalesi öncesine göre daha da kötü değil midir? Irak hala düzelebildi mi? Amerikan askerleri halen Irak’ta değiller mi yoksa(!) Ya da Afganistan’da yaşananlar… Suriye olası bir müdahale ile karşılaşırsa sert bir tepki gösterecektir. Gösterilen bu tepki yine sivillerin ölümüne sebep olacaktır. Tüm bunlardan sonra Suriye’nin kendine gelmesi, daha da ileriye gitmesi bir yana Suriye, Esad’ın dediği gibi Afganistan olma yolunda hızla ilerleyecektir…

Suriye’de yaşananlar bölgede komşusu olduğu ülkeleri de düşündürmektedir. Düşündürmek bir yana Suriye’nin durumu ile ilgili devreye giren komşuları vardır. Bir tanesi de Türkiye… Daha birkaç ay öncesine kadar her iki ülkenin yönetim kademesindeki isimler sarılıp kucaklaşırken, birbirlerine kardeşim diye hitap ederlerken bugün ne oldu ise birbirlerine söz söylemede bir an önce kendilerine sıra gelmesini beklemektedirler.  Yaşanan gelişmelere komşu ülke olarak Türkiye’nin sessiz kalması beklenemez, beklenilmemelidir. Fakat bu sessiz kalmayış Arap Baharı ülkelerindeki gibi olmamalıdır! Muammer Kaddafi’nin infazı için düğmeye basanlarla Türkiye işbirliği yapmıştır. ‘NATO’nun Libya’da ne işi var?’ denilmesine rağmen Libya’da bu işbirliği yapılmıştır. Ekonomik ilişkiler de düşünülerek milyonlarca dolar hibe edilmiş, çok daha fazlası ise borç verilmiştir. Hatta en son görüntülere göre Türkiye’den giden bir grup eski özel harekâtçıda Libyalı muhalifleri eğittiler… (1)Bunlar herhalde Kaddafi’nin konvoyunun Amerikan casus uçakları ile bulunup, koordinatları Fransız ve İtalyan jetlerine verilerek onlar tarafından vurulması, dağılan konvoyun İngiliz komandoları tarafından yerinin Libyalı muhaliflere verilmesi, ardından Kaddafi’nin cinsel tacize, linçe uğraması ve öldürülmesi için yapılmamıştır öyle mi(!)? Türkiye Suriye meselesinde hata yapmamalıdır. Suriye meselesinde atılacak bir kötü adım, Türkiye’nin istediği lider ülke olma potansiyelini Ortadoğu’da yok edecektir. Türkiye buz dağının göründüğü kısmıyla kısa sürede dünya liderliği gibi bir konuma gelemez. Türkiye kısa vadede ancak Ortadoğu’nun lideri olabilir. Tabi bu liderlik Türkiye’ye verilmemelidir! Bu liderliği Türkiye kendisi almalıdır… Ticareti, sanayisi, bilişimi, yetişmiş ve yüksek eğitimli genç nüfusu, erdemli devlet tecrübesi ile. Yoksa sıradan ve sözde bir liderlikten söz edebiliriz ki görünürde olan da budur. Sadece müttefiklerin desteğiyle ve iki tarafın çıkarları için verilmiş bir liderlikten söz edebiliriz. Türkiye buna muhtaç olmamalıdır.

Öte yandan Suriye’de büyükelçilik basılmış ve Türk bayrağına hakaret edilmiştir. Hangi ülkenin bayrağı olursa olsun hakaret edilmemelidir. Bu hususta Türkiye hem Suriye ile ilişkileri hem de devlet olarak kendisine yakışan bir şekilde Suriye’de Türk bayrağının indirilmesine, yakılmasına veya hakaret edilmesine de izin vermemelidir. Nitekim bunun için harekete geçilmiş ve sorumluların derhal bulunması istenmektedir. Özür kabul edilmemekte ve cezalandırılmaları Türkiye Hükümeti tarafından istenmektedir. Türkiye ne yaparsa yapsın şunu biliyoruz ki diğer ülkelerde Türkiye’ye, Türk milletine yapılanlar hep yanlarına kâr kalmaktadır. Suriye’de Türkiye büyükelçiliğinde yapılanlar, yapanların yanına kâr kalacaktır. Aylar önce İsrail’in yaptığı yanına kâr kalmadı mı? Peki ya Almanya’da, Alman istihbaratının haberi varken, gözleri önünde öldürülen Türkler? Hepsini bir kenara bırakırsak, bir utanç olarak tarihte yerine almış olan 2003 yılında Türk askerinin başına Irak – Süleymaniye’de çuval geçirilmesi olayını ne yapacağız…  O zaman ki yöneticilerle şimdikiler farklı mı? Her şey aynı. Kişiler, düşünceler, söylemler… Değişen hiçbir şey yok. Türkiye bu konuda da hata etmektedir.

Gündemdeki bir diğer konu ise Türkiye’nin Suriye’ye müdahale seçeneği. Suriyeli muhalifler geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı ve eğer Suriye’ye herhangi bir dış müdahale olacaksa bu Türkiye’den gelsin(2), dediler. Türkiye bu seçeneği düşünmüyor değil. Çünkü yetkili mercilerin Suriye ile ilgili sözleri her geçen gün daha da sertleşmekte. Türkiye bu konuda bölgesel barışı ve kendi devlet erdemini düşünmelidir. Suriye’nin geleceğinin Irak’a, Afganistan’a veyahut günümüzdeki daha iyi görünen sürümlerinden olan Libya’ya benzememesi için atacağı adımlara dikkat etmelidir…

Kaynaklar

1- http://www.sabah.com.tr/Dunya/2011/09/14/libyali-muhalifleri-turk-ozel-harekatcilar-egitti

2- http://www.dha.com.tr/haberdetay.asp?Newsid=234278

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar