Buse Hadioğlu, ORSAM Asistanı, TOBB-ETÜ
Son günlerde Suriye’de yaşanan olaylar Türkiye ve Suriye arasındaki tansiyonu gittikçe arttırıyor. Arap Birliği’nin şok bir kararla Suriye’nin üyeliğini askıya almasının ardından, ülkedeki Türkiye, Suudi Arabistan, Fransa ve Katar’a ait diplomatik temsilcilikler Esad yanlısı oldukları belirtilen sopalı ve bıçaklı büyük bir grubun saldırısına uğradı. Bu saldırıların Arap Birliği’nin Suriye’ye ilişkin aldığı karardan hemen sonra gerçekleşmesi ve en güçlü ve yoğun biçimde Türk misyonlarını hedef alması şüphesiz manidardır. Bu olayların ardından Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriyeli muhaliflerle uzun saatler süren görüşmeler yaptıktan sonra Davutoğlu’nun sert tepkisi karşısında Şam yönetimi Suriye’de diplomatik misyonlarla düzenlenen saldırılar nedeniyle Türkiye’den özür dilemiştir. Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Arap Birliği'nin üyeliklerini askıya alması sonrasında Suriye'deki yabancı temsilciliklere yapılan saldırılardan dolayı özür dilediklerini söyledi.
Gerek Türkiye gerek diğer ülkelerin Suriye’deki diplomatik temsilcilerinin güvenliğini sağlaması amacıyla her türlü önlemin alınmasının ve bunun Suriye devletinin yükümlülüğü ve bir onur meselesi olduğunu hatırlatan açıklamada, Suriye yönetimi en kısa süre içinde söz konusu saldırıların sorumlularını tespit etmeye ve bu kişiler hakkında gerekli adli süreci başlatmaya davet edilmiştir. Ankara’da görev yapan Suriye Maslahatgüzarı'nın Dışişleri Bakanlığı'na davet edildiği, kendisine bu hususların aktarıldığı "ve bir de nota tevdi edildiği" ve Dışişleri'nin gereken her önlemi alacağı da açıklamada yer almaktadır. Bakanlık, ayrıca Arap Birliği'nin Suriye'nin üyeliğiyle ilgili kararını "ülkedeki durumun vahametini ortaya koyan, zamanlı ve sağduyulu bir adım" olarak nitelendirdi. "Suriye yönetiminin 2 Kasım tarihinde Arap Birliği ile vardığı mutabakat uyarınca üstlendiği taahhütleri bugüne kadar yerine getirmemesi, herkes gibi Türkiye tarafından da üzüntü ve hayal kırıklığı ile karşılanmıştır" denilerek Şam hükümetine ülkedeki demokratik dönüşüm sürecinin önünü açma, uluslararası kamuoyuna ise birlik içinde hareket etme çağrısı yaptı.
Dışişleri Bakanı Özel Müşaviri Gürcan Balık ise Halep Başkonslosluğu'nun çatısında bulunan bayrağın yakıldığı haberleri üzerine Twitter hesabından yaptığı açıklamada böyle bir durumun söz konusu olmadığını, tahrip edilen bayrağı saldırganların yanlarında getirdiğini bildirdi. Balık, Türkiye’nin Halep Başkonsolosu’yla bir görüşme yaptığını belirterek, “Görüntüler Halep Başkonsolosluğumuz'un önündeki gösteridendir. Başkonsolosumuzla tekrar görüştüm, görüntüleri o da izledi. Göstericilerin yaktığı bayrağın çatıdaki bayrağımız olmadığını, göstericilerin yakma eylemini Başkonsolosluk önünde Suriye polisinin görev yaptığı kulübenin çatısında gerçekleştirdiğini, bu bayrağın da muhtemelen kendi yanlarında getirdikleri bayrak olduğunu teyit etti" dedi. Başkonsolos Adnan Keçeci’nin çatıdaki bayrağın birkaç dakikalığına kalabalığı dağıtmak için görevliler tarafından indirilip, hemen Türk yetkililere teslim edildiği, kısa bir süre içinde de yeniden yerine çekildiği ifadelerini aktaran Balık, “Görüntüleri izledim, ama yakılan ve saygısızlık yapılan çatıdaki değil, yanlarında getirdikleri bayraktır” açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise, Suriye'de Türk temsilciliklerine yapılan saldırılarla ilgili yaptığı açıklamada, "Saldırılara karşı en kararlı tutumu alacağız" dedi. Davutoğlu, Türkiye'nin haklı mücadelelerinde Suriye halkının yanında kalmaya devam edeceğini de belirtti. Bakan Davutoğlu'nun ardından bir açıklama da Suriye'den geldi. Suriye yönetimi, Türk elçiliğine saldırıdan dolayı özür dilediklerini açıkladı. Anadolu Ajansı'nın diplomatik kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Davutoğlu ile bir araya gelen Suriyeli muhalifler, Türkiye'de temsilcilik açma yönündeki isteklerini tekrarladı. Edinilen bilgiye göre temsilcilik açılması konusundaki çalışmalar sürecek. Diplomatik kaynaklar yer ve zamanın henüz belli olmadığını belirtti. Davutoğlu ise Suriye'nin geleceğinin yine Suriye halkı tarafından belirlenmesi yönündeki ilkesini tekrarladı. Görüşmede Suriye muhalefeti Arap Birliği'nin aldığı karar ile bu çerçevede yapılan görüşmeleri önemsediklerini ve bu tür görüşmelerde bulunmayı arzuladıklarını belirterek, Türkiye'de de temsilcilik açma yönündeki isteklerini yinelediler.
Bunların yanı sıra Şam’daki büyükelçilik çalışanlarının aile üyelerinden ve büyükelçilikteki fazla personelden oluşan 60 kişi THY’ye ait bir uçakla Türkiye’ye döndü. Büyükelçi Ömer Önhon ve diğer diplomatların şimdilik görevlerine devam edecekleri bildirildi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ise "kamu düzeninin sağlanmasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle", başta Halep ve Humus olmak üzere, zorunlu olmadıkça Suriye'ye seyahat etmeme uyarısı yapıldı.
Suriye-Türkiye cephesinde bu gelişmeler yaşanırken, Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil El Arabî Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a muhalif örgütlerin temsilcileriyle bir araya geleceklerini bildirdi. Bununla birlikte El Arabî, Arap Birliği'nin Suriye muhalefetini meşru otorite olarak tanımayı düşünmesi için çok erken olduğunu söyledi. Suriye hükümeti ise ülkede artan siyasi huzursuzluğu tartışmak için acil bir Arap zirvesi yapılması çağrısında bulundu. Türkiye ve Suriye arasındaki gerginlik İngiliz gazetelerinin de manşetini kaplıyor.
İngiliz Guardian gazetesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye lideri Beşar Esad’a “sonu uçurum olan yoldan bir an önce dönmesi “uyarısında bulunmasını sayfalara taşıdı. Gazete Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de “Suriye maalesef çıkmaz bir sokağa girdi. “sözlerine yer verdi. Guardian yazarı Simon Tsidall yüzü Batıya dönük NATO müttefiki Türkiye'nin çoğunluk Sünni nüfusuyla, ülkedeki rejimden usanmış Suriyeli Sünnilere bir model sunduğuna dikkat çekti.
Suriye'de yaşanan gelişmelerin yalnızca Ankara yönetiminin Şam'dan devrim istemesiyle ilgili olmadığına vurgu yapan ünlü köşe yazarı, bunun Esad’ın korku politikasının işe yaramamasıyla da ilgili olduğunu savundu. Tsidall, "Çünkü Esad’ın devrilmesinin ardından, Suriye halkının önünde laiklerin, Müslümanların ve farklı mezheplerin bir arada yaşayabilecekleri Türkiye gibi alternatif bir model var." tespitinde bulundu.
Dün Fas'ta yapılan Arap Birliği'nin dışişleri bakanları toplantısında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da yer aldığına dikkat çeken Guardian yazarı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Bakan Davutoğlu'nun bölgede liderlik konusunda uzun zamandır istekli olduklarını ve ikilinin şimdilerde Esad sonrası dönem için hazırlık yapmakta olduğunu iddia etti.
Şam yönetiminin şiddeti terk etmemesi halinde Türkiye'nin Suriye'ye müdahale edebileceğini veya sınır hattında 'güvenli bölge' ilan edebileceğini de öne süren Tisdall, Ankara'nın Esad rejimine karşı sertleşen tavrının, Rusya gibi Esad yanlısı bölge güçlerine karşın ABD tarafından desteklendiğine dikkat çekti.