Dr. Süreyya Yiğit ORSAM Avrasya Danışmanı, İstanbul Aydın Üniversitesi
Dünya Enerji Konseyi'nin en son raporuna göre 2050 yılında dünyanın enerji ihtiyacı ikiye katlanmış olacak. Enerji ithalatı yapan ülkelerin bağımlılığı daha fazla artacak ve enerji ihraç eden ülkeler ulaşım ve nakliyat altyapılarını geliştirme ihtiyacı duyacaklardır. Hiç bir ülke -ne bugün, ne de yarın- alternatifsiz kalmak istememektedir.
Enerji konusunda fakir olan ülkelerin içinde Avrupa Birliği üye devletlerinin çoğunun da bulunduğu sıkça vurgulanmaktadır. Tabii AB’nin hemen yanındaki Karadeniz bölgesine baktığımızda Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’nın enerji sıkıntılarıyla başbaşa kaldıklarını gözlemlemekteyiz. Bu ülkelerin önemsedikleri en önemli konu enerji ithalatlarının farklılaştırma olduğudur.
Bunun en güzel örneklerinden biri geçen ay Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Türkmenistan’a resmi bir ziyarette bulunmasıydı. Türkmen doğalgazını ithal etme konusunda bir anlaşmaya varmak için ciddi çabalar sarfedildi. Türkmenistan'ın dünyadaki dördüncü en büyük doğalgaz rezervlerine sahip olduğunu anımsarsak bunun ne kadar doğru bir tercih olduğunu görebiliriz. Elbette Türkmenistan'ın önemi sadece enerji zenginliğinden kaynaklanmamaktadır. Ülke Orta Asya'nın en önemli devletlerinden biri olmakla beraber uluslararası ilişkiler literatürüne yirmibirinci yüzyılda daimi ve pozitif tarafsızlık kavramını yerleştirmiştir.
Geçtiğimiz hafta başkent Aşkabat’da Türkmen Dışişleri Bakanlığının Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün evsahipliğini yaptığı ve TİKA’nın (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) maliyetini karşıladığı ‘İpek Yolu: Geçmişten Geleceğe’ adlı konferansta çeşitli önemli konular kendilerini gösterdiler ve bunlar üzerinde fikir alış verişlerinde bulunuldu. Konferansa üç ana konu damga vurdu.
İlki, doğal olarak Türkmenistan'ın enerji güvenliği ile alakalı idi. Enerji ihraç edenlerin enerji güvenliği, ithal eden ülkelerden çok da farklı olmamakta. Enerjiye muhtaç olan ülkeler farklı ülkelerden farklı yollardan enerji temin etme çabalarındalar. Enerji ihraç eden ülkeler ise boru hatlarıyla farklı ülkelere enerji kaynaklarını aktarma niyetindeler. Türkmenistan bu konuyu yıllar önce farketmiş ve ilk adımını da 1990’ların sonunda İran’a inşa ettiği doğalgaz boru hattı ile gerçekleştirmişti. Uluslararası enerji piyasalarında yankı uyandıran yeni projesi TAPI olarak adlandırılmakta. TAPI–Türkmenistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan’ı içeren doğalgaz boru hattı projesi olarak bilinmekte.
TAPI projesi aslında yeni bir proje değil. 1990’ların ortasında ortaya atılan bu düşünce ilk olarak Türkmen doğalgazının Afganistan üzerinden Pakistan'a nakledilmesini öngörmekteydi. Daha sonra Hindistan'ın yüksek büyüme hızıyla enerji iştahının gelişmesi ile beraber Yeni Delhi'de projeye dahil olma mecburiyetini hissetti. TAPI gerçekleştirilirse her dört ülkeye de büyük fırsatlar sunacaktır.
Bu proje ilk başta Türkmenistan için doğalgaz sevkiyatının farklı istikametlere doğru geliştirmesini sağlayacaktır. Afganistan için ülkenin modern tarihindeki en ciddi ve en kapsamlı altyapı projesi olacağı kesindir. Bunun yanısıra Afganistan’a da hatırı sayılır bir geçiş ücreti de ödenecektir. Bu rakamın yılda $300 milyon olacağı düşünülmektedir. Pakistan ve Hindistan için ise güvenilebilir enerji ithal kaynağı ortaya çıkacaktır – tabii eğer TAPI gerçekleştirilebilirse. Bunun yanısıra Pakistan ve Hindistan'ın iktisadi ve siyasi açılardan daha da yakınlaşması için ciddi bir teşvik kaynağı olacağı aşikardır.
Aşkabad Konferansındaki ikinci önemli husus yine Afganistan ile alakalı bir konu idi: güvenlik sorunu. Gelecek yıl başta Amerikalı olmak üzere uluslararası askerlerin Afganistan'ı terketmesinden sonra Afgan güvenliğinin ne durumda olabileceği, istikrarın sağlanabileceği hakkında tereddütler uluslararası toplumu karamsarlığa itmektedir. Özellikle Türkmenistan'ın Afganistan'ın bir komşusu olduğu da göz önünde bulundurulduğu zaman Türkmenlerin bu konudaki hassasiyetini anlamak daha kolay olmaktadır. Türkmenistan'da Afganistan ile olan ilişkilerini geliştirme niyetinde olduğunu ve özellikle iktisadi ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi için çaba sarf ettiğini belirtmek doğru bir tespit olacaktır.
Bilhassa güvenlik konusuna değinilecek olunursa Türkmenistan’ın Afganistan için öngörülen İstanbul Sürecinde önemli bir rol üstlendiğini söyleyebiliriz. Özellikle güven arttırıcı önlemler konusunda Türkmen dış politikasının daha aktif olduğunu bahsetmek çok yerinde olur. Elbette Afganistan'ın istikrarlı, güvenli bir ortama sahip olması Türkmenistan için de olumlu bir gelişme olarak kaydedilecektir. Dahası Afganistan'daki müstakbel istikrar mutlaka bölgeye de sıçrayacak, olumlu bir etki sözkonusu olacaktır. Bütün bu sebeplerden dolayı bir çok uluslararası örgüt Afganistan üzerinde çözüm yolları aramaktadırlar.
Üçüncü önemli konu ise İpek Yolunun tarihi ve güncel ticaretine endekslenmişti. Geleceğin parlak Türkmen diplomatlarının İpek Yolunun tarihsel ticari araştırmalarına yakın ilgi duyduklarını söylemek yanlış olmaz. Sundukları tebliğlerin çoğu eski kervansaraylar ve İpek Yolundaki ticari gelişmelerini kapsarken, gelecekte nasıl bir yapılanma sürecine ihtiyaç duyulacağına da işaret etmekteydi.
Ülke kaynakları ve ulusal ekonomi açısından Türkmenistan tabii ki enerji konusunda Avrasya’nın en önde gelen devletlerinden bir tanesi. Doğal gaz konusunda tereddütsüz olarak da ilk sırayı almaktadır. Bu gerçeklere rağmen görülüyor ki Türkmenistan ticarete daha da çok önem atfetmekte. Orta Asya'daki potansiyel bölgesel ticaretin çok düşük düzeylerde olduğu yıllardır uluslarası kuruluşların raporlarında yazılmakta. Türkmenistan'ın bu konuya değinmesi Orta Asya için olumlu bir gelişmedir.
Bu konuda Türk iş adamlarına da büyük görevler ve güzel fırsatlar da yaratılmaktadır. En önemlisi konferansda gözlemlendiği gibi, Türkçe sunulan tebliğler genç Türkmenler tarafından kolaylıkla anlaşılırken, fikir aliş verişinde Türkmence’nin Türk katılımcılar açısından da hiç bir sorun teşkil etmediğidir. Bu kadar yakın bir dil birliği gelecekteki daha yakın iktisadi işbirliği için bulunulmaz bir fırsat teşkil etmektedir. Bir de buna iki devlet ve halklar arasındaki geleneksel sıcak ilişkiler eklendiğinde ekonomik, siyasi ve kültürel temasların daha da gelişmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Aşkabat ve Ankara ortaklaşa olarak iki tane çok ilginç ve de ayrıca çok önemli konulara beraber eğilmişler: ekonomi ve güvenlik. Bunların güzel bir birleşimi olan enerji güvenliği de gerek Moskova, Pekin, Brüksel ve Vaşington’daki diplomatların en çok üzerinde durduğu kavram ve politika. Türk ve Türkmen diplomat ve akademisyenlerin de bu konuya aynı yönden baktıklarını söylemek mümkün.
Kültürüne sımsıkı bağlı olan, eğitime önem veren Türkmenistan, doğal gaz bağlamında muazzam imkanlara sahip ve zenginliğini katlayabilme fırsatları da çoğalmakta, zira ülkelerin enerji ihtiyaçları arttıkça artmakta. TAPI, Trans-Hazar Boru Hattı ve ticari ilişkiler gerçekleşip gelişirse, Hazar Denizinin üzerine doğu yakasından bir doğal gaz devinin gölgesi düşecektir.