Erbil’in batısındaki Habat ilçesinde başlayan Herki ve Goran aşiretleri arasındaki arazi anlaşmazlıkları 8 Temmuz 2025 tarihi itibarıyla farklı bir boyuta ulaşmıştır. Anlaşmazlığın tarafı olan Herki aşireti üyeleri, Guveyr-Erbil yolunu kapatarak peşmerge güçleri ile çatışmıştır. Böylece Herki-Goran eksenli mesele, Herki-Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) eksenine kaymıştır. Bunun üzerine Erbil tarafından Herki aşireti liderlerinden Hurşit Herki hakkında yakalama kararı çıkartılmıştır. Bu kararın uygulanması için ise KDP’ye yakınlığı ile bilinen güçler harekete geçmiştir. Bunlar arasında Zeravani Gücü 5. Tümeni, Asayiş Gücü, Erbil Komutanlık Gücü, Gulan Özel Gücü, Sihad Barzani Destek Gücü ve Terörle Mücadele Gücü yer almıştır. Bu çatışmalarda ise en az iki kişi hayatını kaybetmiştir.
Çatışmalara sahne olan Habat, Herki aşiretinin tarihsel olarak yerleştiği ve sosyal, ekonomik etkisini yoğun şekilde hissettirdiği bir merkez olarak öne çıkmıştır. Bu bölgenin güneybatısında Goran aşiretinin yoğunlukta olması ise iki aşiret arasında tarihsel olarak mülk anlaşmazlıklarına neden olmuştur. Mevcut arazi anlaşmazlıklarının etkisi ise bölgenin önemi doğrultusunda artmıştır. Öyle ki iki aşiretin anlaşmazlık yaşadığı arazi, zirai faaliyet için kullanılan bölgedeki suyun kullanımına müsaade eden Büyük Zap Suyu’ndaki bir yarımadadan kaynaklanmıştır. Ayrıca bölgenin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) petrol boru hattına yakınlığı, çatışma dinamiğini beslemiştir.
Çatışmaların yaşandığı 8 Temmuz 2025 tarihinin ardından ise Herki aşireti, peşmerge güçlerinin bölgelerindeki ilerleyişini engellemek için hendek kazmıştır. Herki aşireti yalnızca silahlı direnişle değil, coğrafi savunma yöntemleriyle de kendi alanını korumaya yönelik bir strateji geliştirmiştir. Bu durum, çatışmanın geçici bir gerilim değil, aşiret toplumunun varlık ve meşruiyet mücadelesi olarak algılandığını göstermiştir.
Çatışmaların büyümesi ve bölgedeki gerilimin yayılması üzerine devreye giren IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, taraflar arasında arabuluculuk rolünü üstlenmiştir. Hurşit Herki’nin yalnızca Neçirvan Barzani’ye güven duyduğunu açıklaması ve doğrudan onunla iletişim kurmayı istemesi ile KDP’ye bağlı güvenlik güçleri Herki aşiretinin yaşadığı bölgeden geri çekilmiştir. Ardından Hurşit Herki ve beraberindeki kişiler, Erbil’de Barzani’nin himayesinde misafir edilmiştir. Aynı zamanda Goran aşireti lideri Beşar Muşir Ağa’nın da Erbil’e davet edilmiş; söz konusu arazi meselesine kalıcı bir çözüm bulma amacıyla görüşmeler başlatılmıştır. Hurşit Herki’nin yaptığı açıklamada “Bazı yanlış anlamalar oldu mesele artık çözülmüştür” ifadelerini kullanması, sürecin çatışmadan müzakereye evrildiğini göstermiştir.
Bölgedeki Aşiret Gerçekliği
Yaşanan Herki-Goran ve Herki-KDP gerilimleri, IKBY’deki aşiret yapılarının idari ve siyasi kurumlara rağmen toplumsal hayatın temel belirleyicilerinden birisi olmayı sürdürdüğünü açıkça göstermektedir. Dolayısıyla aşiretler sadece bireyler için yalnızca bir aidiyet kaynağı olarak değerlendirilmemektedir. Aşiretler aynı zamanda güvenlik, adalet ve sosyal dayanışmanın da başlıca kaynaklarından birisini oluşturmaktadır. Özellikle kırsal bölgelerde devlet otoritesinin sınırlı kaldığı alanlarda, aşiret liderleri fiilen bu boşlukları doldurmaktadır. Hatta aşiret liderleri, mülkiyet ihtilaflarından cezalandırmaya kadar birçok konuda söz sahibi olmaktadır.
IKBY’deki siyasi yapılar da bu aşiret gerçekliğinin dışında değildir. KDP ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) gibi büyük partiler, aşiretlerle kurdukları stratejik ilişkiler aracılığıyla hem seçimlerde destek toplamakta hem de sahada fiilî kontrol sağlamaktadır. Dolayısıyla aşiretler yalnızca oy tabanı değil aynı zamanda ekonomik kaynaklara, silahlı güce ve toplumsal mobilizasyona erişimi olan yapılar olarak siyasal partiler için vazgeçilmez aktörler olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu ilişki biçimi, siyasi aktörlerin aşiret taraflarını tatmin edemediği durumlarda çatışma riskini beraberinde getirmektedir. KDP’nin Goran aşiretiyle kurduğu iddia edilen yakınlığa tepki olarak Herki aşiretinin reaksiyoner tavrı, bu gerilimin açık bir örneğini sunmuştur.
Aşiretler arası rekabetin en yoğun hissedildiği alanlardan biri olan toprak ve mülkiyet anlaşmazlıkları, bölgede çoğunlukla aşiretler arasında çözülmeye çalışılmaktadır. Ancak aşiretlerin divanlarda uzlaşamadığı durumlarda silahlı çatışmalar belirleyici faktör olabilmektedir. Mevcut örnekte de silahlı çatışmaların ardından Barzani’nin aşiretler arası arabuluculuğa yöneldiği görülmüştür. Dolayısıyla çatışmaların da müzakere sürecinin tetiklenmesi için araç olarak kullanıldığı söylenebilir.
Meselenin Arka Planına İlişkin Düşünceler
Habat’ta patlak veren Herki-KDP çatışması, ilk bakışta yerel bir arazi meselesi olarak görünse de IKBY iç siyasetinde giderek derinleşen güç mücadelesinin dışa vurumu olarak okunabilir. KDP’nin IKBY siyasetinde sahip olduğu başat rol, bölge içi rakipleri ve daha geniş çerçevede IKBY’deki yerleşik siyasi yapılara karşıt çevreler tarafından hedef alınmaktadır. Bu bağlamda özellikle Süleymaniye merkezli KYB ile IKBY siyasal düzenine muhalefet eden Yeni Nesil Hareketi, KDP’nin bölgede karşı karşıya kaldığı krizleri kendi lehlerine çevirmeye çalışan başlıca aktörler olarak öne çıkmaktadır. Herki çatışması gibi olaylar, yalnızca güvenlik değil aynı zamanda itibar ve iktidar alanlarını yeniden şekillendirme aracı olarak kullanılmaya açıktır.
Bununla bağlantılı olarak Erbil’in Bağdat ile yaşadığı kronikleşen bütçe ve maaş anlaşmazlığı, bölge siyasetinde güvenlik açığına neden olmaktadır. Bu boşluk yalnızca bölge içi siyasi aktörler tarafından değil aynı zamanda milis gruplar, silahlı yapılar ve dış etkene açık ağlar tarafından da istismar edilebilir hâle gelmiştir. KDP’nin içe kapanmak zorunda kaldığı her durumda, bu tarz yerel gerilimlerin teşvik edilmesi yoluyla bölgedeki başat rolü zayıflatılmakta ve Erbil’in hem Bağdat karşısındaki pazarlık gücü hem de IKBY içindeki hâkimiyeti sorgulanır hâle gelmektedir.
Tüm bu gelişmelerin kritik bir dönemeçte gerçekleştiği unutulmamalıdır. Irak genelinde 11 Kasım 2025 tarihinde parlamento seçimlerinin yapılması beklenirken IKBY’de ise 20 Ekim 2024 tarihinde yapılan parlamento seçimlerinin ardından henüz hükûmetin kurulmamış olması siyasal belirsizliği daha da artırmaktadır. KDP’nin böylesi meselelerle meşgul edilmesi, siyasi rekabet açısından KYB’ye belirgin bir avantaj sunmaktadır. Seçim sonrası sürecin uzaması ve siyasi aktörlerin gündeminin güvenlik krizleriyle dağılması, KYB’nin Süleymaniye ve çevresinde göreli bir istikrar görüntüsü sunmasına da olanak tanımakta ve siyasi müzakerelerde daha fazlasını talep edebilmesinin önünü açabilmektedir.
Herki-Goran hattında başlayan bu çatışmanın bölgedeki petrol ve lojistik hatlarını etkileme potansiyeli, IKBY ekonomisi açısından kritik bir risk yaratmaktadır. Özellikle Erbil-Duhok güzergâhının sekteye uğraması, petrol tankerlerinin durdurulması gibi gelişmeler, İran’a yönelik KYB bölgesi üzerinden yapılan ticari geçişlerin önünü açabilir. Bu da söz konusu gerilimlerin sadece siyasi değil aynı zamanda ekonomik çıkar temelli olarak da teşvik edilebileceği olasılığını güçlendirmektedir.
Tüm bu gelişmeler, IKBY’deki yerel anlaşmazlıkların yalnızca yerel düzeyde kalmadan bölgeyi etkileme potansiyelini açıkça göstermiştir. IKBY’deki siyasi rekabet, ekonomik çıkarlar ve dış etkilerin kesiştiği noktalarda çok katmanlı krizlerin ortaya çıkabileceği görülmüştür. Ancak bununla birlikte KDP’nin sorunları sınırlama ve çözme potansiyeli de görülmüştür. Buna rağmen Erbil’in Süleymaniye ile yaşadığı anlaşmazlıklar ve Bağdat ile yaşadığı sorunlar KDP’nin kriz yönetim kapasitesini sınırlamakta ve yerel düzeydeki meselelerin kolaylıkla siyasal ve ekonomik kırılganlıklara dönüşmesine zemin hazırlamaktadır. KDP’nin karşı karşıya kaldığı bu çok yönlü baskılar, yalnızca içerdeki rakipleriyle değil aynı zamanda IKBY dışı aktörlerin müdahalesine de açık bir yapı ürettiği söylenebilir. Bu kırılganlıkların Irak seçimleri ve IKBY hükûmetinin kurulması gibi etkenler ile etkileşim içinde olduğu düşünülebilir.