Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Hicaz Demiryolu ve Umman’ın Bağlantısallık Projelerine Entegrasyonu

İsrail ve ABD’nin 28 Nisan itibarıyla ortaklaşa yürüttüğü saldırılarla başlayan ve kırkıncı gününde ateşkes görüşmeleriyle sınırlı bir aşamaya evrilen çatışma, Körfez jeopolitiğinde derin etkiler bırakmıştır. Savaşın yarattığı insani ve ekonomik maliyetlerin ötesinde, en belirgin küresel sonuç Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin fiilen kısıtlanması olmuştur. Bu durum enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açmış, bazı temel emtia ve nihai ürünlerde tedarik zincirlerinin temin ve taşınma sürecini kırılgan hale getirmiştir.

Savaş sonrası dönemde, yeniden inşa süreçleri ve güvenlik mimarisinin yeni risk ortamına adaptasyonu kadar, Hürmüz Boğazı’na alternatif lojistik koridorların geliştirilmesi de öne çıkacaktır. Bu bağlamda Umman’ın, Türkiye’nin öncülük ettiği bağlantısallık projelerine, özellikle Hicaz Demiryolu ve Kalkınma Yolu girişimlerine, entegrasyonu, ülkenin uzun süredir sürdürdüğü arabuluculuk ve istikrar odaklı dış politika çizgisini ekonomik bir boyuta taşıma potansiyeli barındırmaktadır.

Umman’ın arabuluculuk rolü ve bölgesel konumlanması

Umman, uzun süredir hem ABD-İran hattında hem de Körfez içi gerilimlerde arabulucu rolü üstlenmektedir. Yemen bağlamında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Husiler arasında yürütülen temas kanallarında da dolaylı bir kolaylaştırıcı aktör olarak öne çıkmıştır. Bu nedenle ülke, sıklıkla “Ortadoğu’nun İsviçresi” olarak anılmaktadır.

Her ne kadar 2025 yılı sonunda Yemen sahasındaki devlet dışı aktörlerin artan kapasitesi bu rolü zaman zaman zorlamış olsa da; Umman, çatışmalara doğrudan müdahil olmayan diplomasi odaklı tutumunu sürdürmüştür. Dışişleri Bakanı Badr el-Busaidi yaptığı açıklamalarda sık sık, bölgesel gerilimlerin dışlayıcı güvenlik yaklaşımlarıyla değil, kapsayıcı diyalog ve iş birliği ile yönetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bununla birlikte Umman, bölgesel çatışmalardan tamamen etkilenmemiş değildir. Son dönemde artan gerilimler sırasında ülkenin bazı stratejik noktaları sınırlı saldırılara maruz kalmış, özellikle Duqm ve Salalah limanlarında kısmi hasar meydana gelmiştir. Buna rağmen Umman, çatışmanın tırmanmasını önlemeye ve ateşkes yönündeki diplomatik çabalara aktif şekilde katkı sunmaya devam etmiştir.

Hürmüz sonrası dönem: Bağlantısallık arayışı

Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler, Asya ekonomileri başta olmak üzere küresel tedarik zincirlerinde ciddi kırılganlıklar yaratmıştır. Enerji arzının yanı sıra birçok stratejik ürünün taşınmasında yaşanan aksamalar, alternatif lojistik hatların önemini yeniden gündeme taşımıştır.

Bu çerçevede askerî ittifaklar ve jeopolitik hizalanmalar kadar, küresel ticaretin yeniden yönlendirilmesini sağlayacak altyapı projeleri de öne çıkmaktadır. Türkiye’nin Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden yeniden canlandırmayı hedeflediği Hicaz Demiryolu projesi, bu yeni bağlantısallık vizyonunun önemli bir bileşeni olarak değerlendirilmektedir. Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu tarafından ifade edilen, projenin ilerleyen aşamalarda Umman’a kadar uzatılması fikri, Körfez ile Doğu Akdeniz arasında yeni bir lojistik omurga oluşturma potansiyeli taşımaktadır.

Umman’da halihazırda operasyonel bir demiryolu hattı bulunmasa da, BAE ortaklığıyla hayata geçirilen ve Al Ain şehri ile Sohar Limanı’nı birbirine bağlayacak olan Hafeet Demiryolu projesi dikkat çekmektedir. Bu stratejik adımın yanı sıra, ülkenin ulusal demiryolu ağının önümüzdeki on yıl içinde 2.135 ila 2.244 kilometreye ulaştırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamlı planların Hicaz Demiryolu Projesi ile entegre edilmesi, Umman’ı küresel lojistik pazarında oldukça kritik ve stratejik bir konuma taşıyacaktır.

Bu hat, yalnızca kültürel ve tarihsel bir ulaşım güzergâhının yeniden inşası değil, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’na alternatif bir kara ticaret koridoru anlamına gelmektedir. Bu durum hem bölgesel ticaret güvenliğini artırabilir hem de Umman’ın lojistik ve diplomatik kapasitesini genişletebilir.

Kalkınma Yolu ve Umman’ın ekonomik entegrasyonu

Umman’ın bağlantısallık projelerine ilgisi yalnızca Hicaz Demiryolu ile sınırlı değildir. Irak’ın Basra Körfezi’nden Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’ne Umman’ın yatırımcı olarak katılma isteği, ülkenin bölgesel ekonomik entegrasyon stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu ortaklık vesilesiyle Umman; Katar ve BAE ardından Kalkınma Yolu Projesi’ne resmî ilgi gösteren ve finansal/stratejik katılım sağlayan üçüncü Körfez ülkesi konumuna yükselmiştir.

Umman’ın Kalkınma Yolu Projesi’ne yapacağı yatırımlar, ülkenin ‘Vizyon 2040’ stratejisine paralel olarak, ekonominin petrol dışı sektörlerle çeşitlendirilmesi politikalarına doğrudan hizmet edecektir. Nitekim geçmiş dönemlerde petrol fiyatlarının düşük seyretmesi, başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok Körfez ülkesinin bütçesinde ciddi daralmalara yol açmıştı. Başarılı mali reformlar sayesinde Umman’ın 2020 yılında 86 dolar civarında olan bütçe başa baş petrol fiyatı (breakeven oil price), 2024 yılında 55 dolar seviyesine kadar geriletilmiştir. Bu mali rahatlamaya rağmen Maskat yönetimi, ülke ekonomisini hidrokarbon bağımlılığından kurtarmayı amaçlamakta; bu doğrultuda lojistik ve altyapı projelerini en önemli stratejik avantaj olarak değerlendirmektedir.

Ekonomik boyutun yanı sıra, bu yatırımın göz ardı edilemeyecek bir jeopolitik ayağı da bulunmaktadır. Umman’ın Kalkınma Yolu’na dahil olması, Irak’taki merkezi hükümetin ve kurumsal yapıların güçlenmesine, buna mukabil devlet dışı silahlı aktörlerin hareket alanları ile kapasitelerinin daralmasına katkı sağlayacaktır. Bu perspektiften bakıldığında, projeye yatırım yapmak Umman’a bölgesel ölçekte çok daha güçlü bir siyasi kaldıraç ve diplomatik nüfuz kapasitesi kazandıracaktır.

Ayrıca 2025 yılı Eylül ayında Irak ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’nı aşabilecek bir petrol boru hattı projesinin de gündeme gelmesi, iki ülke arasındaki enerji ve lojistik iş birliğinin derinleştiğine işaret etmektedir.

Bu gelişmeler, Umman’ın yalnızca arabulucu bir diplomatik aktör değil, aynı zamanda bölgesel altyapı ve ticaret mimarisinin kurucu unsurlarından biri olma yönünde ilerlediğini göstermektedir.

Umman, tarihsel olarak üstlendiği arabuluculuk rolünü 2025-2026 döneminde yeniden görünür kılmıştır. Ancak son çatışmalar, bu rolün tek başına bölgesel istikrarı garanti etmeye yetmediğini, ekonomik ve altyapısal entegrasyonun da en az diplomasi kadar kritik olduğunu ortaya koymuştur.

Bu bağlamda Hürmüz Boğazı’na alternatif koridorların geliştirilmesi, savaş sonrası dönemin en önemli stratejik gündemlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’nin öncülük ettiği Hicaz Demiryolu ve Kalkınma Yolu projeleri, Umman için hem ekonomik çeşitlenme hem de diplomatik etkinliğin kurumsallaşması açısından yeni fırsatlar sunmaktadır.

Bu entegrasyon, Umman’ın bölgesel rolünü yalnızca krizleri yöneten bir aktörden, aynı zamanda bölgesel bağlantısallığı şekillendiren yapıcı bir güç merkezine dönüştürebilir.

Etiketler

ORSAM  asdasd

Hüseyin Bahri Kurt

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar