Irak’ın yakınlarındaki Diyala’da bulunan Eşref kampının yönetiminin 1 Ocak tarihinde ABD ordusu tarafından Iraklılara devredilmesiyle birlikte, örgütün geleceği hakkında farklı düşünceler ortaya atılmıştı. Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı El-Rubai, Tahran ziyaretinde örgütün Irak’ı terk etmesi gerektiğini açıklamış, bazı örgüt üyelerinin Irak’ta yargılanabileceğinin, bazılarının İran’a iade edilebileceğini dile getirmişti. Son olarak Avrupa Birliği’nin, Halkın Mücahitleri Örgütü’nü terör örgütleri listesinden çıkarması İran-AB ilişkilerinde gerginliğe neden olmuştur. Halkın Mücahitleri Örgütü şu an için, AB-İran-Irak üçgeninde geleceği belirsiz bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Örgütün Kısa Geçmişi İran Halkın Mücahitleri Örgütü 1961 yılında İran Özgürlük Harekâtı’nın gençlik kolundan ayrılarak merkezi yapılarını oluşturmuş ve 1965’te kuruluşunu ilan etmiştir. Örgütün ideolojik temellerinde Marksist literatürün, Güney Amerika gerilla edebiyatının ve İran içerisindeki İslami hareketin etkisi olmuştur. Kuruluşunu ilan ettikten sonra silahlı mücadeleyi benimsemiştir. İlk silahlı eylemlerinde İran’daki ABD Büyükelçiliği mensuplarını hedef almıştır. Kurucuları Said Mohsen, Mohammed Hanifnejat ve Aliasker Bedizadegan’dir. 1972’de örgütün üst düzey yöneticileri rejim tarafından tutuklanmıştır. Tutuklananlar içerisinde şu anda örgütün başında bulunan Mesut Recevi de bulunmaktaydı. Örgütün üst düzey yöneticileri idam edilmesine rağmen Recevi sadece ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir. Sözkonusu yöneticiler hapisteyken örgüt içerisinde Marksistler ile İslamcılar arasında ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Hapiste olmayan örgüt üyeleri içerisinde Marksist düşünce ağır basmıştır. 1975-78 arasında örgütün ciddi faaliyetleri olmamıştır. İran İslam Devrimi’yle birlikte örgütün hapisteki üyeleri serbest bırakılmış ve bir yeniden yapılanma süreci başlamıştır. Örgüt içinde İslamcı akım ağırlık kazanmış ve devrim dönemi İran’ında en önemli teşkilatlardan biri haline gelmiştir. Marksist eğilimli grup ise örgütten ayrılarak Peykar isimli yeni bir örgüt kurmuştur. Ancak Peykar örgütünün üyeleri 1981’de İran yönetimi tarafından tutuklanıp idam edilmiştir.(1) Mesut Recevi, Musa Hiyabani ve Mehdi Ebrişemci, devrimden sonra örgütün çekirdek kadrosunu oluşturmuştur. Devrimin ilk yıllarında örgüt Humeyni’nin liderliğini kabullenmiştir. Ancak daha sonra, İslam’ı algılama, adalet, vilayet-e fakih kavramı ve mollalarla anlaşmazlıklar gibi nedenlerle Hükümet ile aralarında fikir ayrılığı başlamış, bu durum bir süre sonra silahlı çatışmaya dönüşmüştür. Örgütün en önemli isimlerinden olan M. Rıza Saadeti, SSCB casusluğu suçlamasıyla İran yönetimi tarafından idam edilmiştir. 1981 yılında Recevi ve görevinden azledilmiş Cumhurbaşkanı Benisedr ülkeyi terk etmiştir. Hiyabani ve Recevi’nin eşi Eşref ise, güvenlik güçleri tarafından ele geçirilmemek için intihar etmişlerdir. Bu olayların ardından örgütün liderlik kadrosu önce Fransa’ya yerleşmiştir. İran-Irak savaşında ise Irak’a yerleşen bu kadro halen faaliyetlerini sürdürmektedir. Halkın Mücahitleri Örgütü, Şah rejimine karşı sürdürdüğü silahlı mücadeleden sonra bu sefer de İran İslam Cumhuriyeti’ni hedef almıştır. Örgüt, 1997 yılında ABD’nin, 2002 yılında ise AB’nin terör listesine girmiştir. ABD İşgali Sonrası Durum 2001 yılında Irak’ın ABD tarafından işgalinin ardından örgütün geleceği konusunda hararetli bir tartışma başlamıştır. Çünkü örgüt Saddam rejimi ile iyi ilişkilere sahipti. ABD, işgal sonrasında örgütü silahsızlandırarak mensuplarının Eşref Kampı dışına çıkmasını yasaklamıştır. Bu sıra ABD’nin olası İran operasyonunda bu örgütten yararlanacağı senaryoları gündeme gelmiştir. İran yönetimi ise örgütün Irak’ı terk etmesi için uzun süredir baskı yapmaktadır. Irak yönetimi de buna paralel olarak örgütün Irak’ta artık yeri olmadığını ve ülkeyi etmesi gerektiğini açıklamıştır. Nitekim Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı El-Rubai’nin İran ziyaretindeki sözleri, Irak’ın bu örgütten kurtulma isteğini göstermiştir. Diğer taraftan, bazı örgüt üyelerinin 1991 yılında Saddam rejiminin Şiilere yönelik katliamları sırasında rejimle işbirliği yaptığı iddiasıyla yargılanma ihtimali de bulunmaktadır. İran’ın iadesini istediği 90 kişilik yönetim kadrosunun iade edilme ihtimali ise düşüktür. Örgütün Eşref kampında 3400 üyesi olduğu söylenmektedir. Eşref kampında bulunan örgüt üyelerine Irak’ı terk edip üçüncü bir ülkeye sığınma imkânı verildiği takdirde, örgüt Irak’taki varlığını sonlandırabilir. Irak’ta zor günler geçiren Halkın Mücahitleri Örgütü, Avrupa Birliği’nden gelen haberle moral kazanmıştır. AB bu örgütü bir mahkeme kararı neticesinde terör listesinden çıkarmıştır. Gelişmeye büyük tepki gösteren İran, AB’yi terör örgütünü desteklemekle suçlamıştır. İran ile ilişkilere gölge düşüren bu karar, nükleer müzakereleri yürüten taraflar için süreci olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AB’nin tutumu, müzakerelerde İran üzerinde bir baskı oluşturma aracı olarak da değerlendirilebilir. Bundan sonraki süreçte Halkın Mücahitleri Örgütünün Irak’ta barınması zor görünmektedir. Örgütün AB’nin kara listesinden çıkması ve banka hesaplarının serbest bırakılmasının ardından, faaliyetlerini terör eylemlerinden silahsız siyasi mücadeleye kaydırmak suretiyle farklı ülkelerde sürdürmesi beklenebilir. Dipnot (1) Ahmet Rıza Karimi, Mojahedin Khalg İran, Merkez Esnad Enghelab Eslami, 2005, Tahran, s:52-59