Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

ABD ve Barzani Arasında Mekik Diplomasisi

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
2003 sonrası dönemde ABD’nin Irak’taki en büyük müttefiki olan Kürt gruplar, Irak’taki boşluğu iyi değerlendirmiş ve hem Irak merkezi hükümetinde önemli ve kilit bir konuma sahip olmuş hem de Irak’ın kuzeyindeki otoritelerini resmileştirerek sağlamlaştırmıştır. 2003’ten 2008’e kadar olan süreç içinde Irak yönetimindeki kilit konumunu sürdüren Kürt gruplar, bu durumun getirdiği avantajı bölgesel yönetimi geliştirme, güçlendirme ve pekiştirme anlamında oldukça başarılı bir biçimde kullanmıştır. Özellikle Türkiye’nin 2003’ten sonraki süreçte Irak’ta etkili bir politika üretememesi, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin taleplerini ve politikasını yerel düzeyden bölgesel ve uluslararası düzeye çıkarmasına yol açmış ve bu durum Türkiye’ye karşı da kullanılmıştır. Özellikle Kerkük, Türkmen, PKK gibi konularda Kürt gruplar Türkiye’yi karşılarına alacak politikalar izlemiş, bunun karşılığında Türkiye de sert bir siyaset yürütürken, Irak’taki süreci desteklemekten geri durmamıştır. Bu dönemde Türkiye’nin bölge politikası olumlu gelişmelere sahne olmuş, bölge devletleri Türkiye’nin yaklaşımına destek vermiştir. ABD’nin Irak’taki politikasını değiştirmesi ve bölgesel gelişmeler, Türkiye ve ABD’yi birbirine yakınlaştırırken, Kürt gruplar Irak’ta yalnızlaşmaya ve her kesim tarafından tepki görmeye başlamıştır. Kürt grupların aşırı istekleri ve Irak’taki siyasi süreci olumsuz yönde etkilemeleri, ABD’nin de Kürt gruplara yönelik yaklaşımında aşağı doğru bir ivme kazandırmıştır. Hatta dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice tarafından Kürt gruplara aşırı politikalardan vazgeçmeleri konusunda sık sık uyarılarda bulunulmuştur. Buna rağmen Türkiye’nin Irak politikasında aktif bir görüntü çizmesi, Irak’ta her grupla iyi ilişkiler kurmaya başlaması, Kürt bölgesel yönetimini sıkışmaktan kurtarmış, Irak’ta sorun yaşayan ABD de bu yakınlaşmayı desteklemiştir.   ABD’nin Irak’la imzaladığı anlaşma sonucu Irak’tan askerlerini çekme sürecine girmesinin, Irak’taki istikrar ortamına bağlı olarak gelişeceği düşünüldüğünden, Irak’taki siyasi sürecin yolunda ilerlemesi ABD’nin ilk hedefi olmuştur. Bu noktada ABD, Irak hükümetine siyasetteki problemlerin çözülmesi için baskı uygulamış, Kürt grupları da bu süreçte sorun çıkarmamaları için sık sık uyarmıştır. Özellikle Irak’ta yaklaşık son 10 ayın tartışmalı konusu olan “seçim yasası” ABD’nin ilk hedefi haline gelmiştir. Yaklaşık 8 aylık pazarlıklar ve iki kere veto edilmesinin ardından çıkarılan seçim yasası, Irak’taki siyasete nefes alanı açmıştır. Ancak Kürt grupların seçim yasasının tartışıldığı son günlerdeki politik hesapları ve hamleleri, Irak siyasetinde kaybettikleri yeri tekrar onlara kazandırmış gözükmektedir. Zira seçim yasasının çıktığı gün ABD Başkanı Barack Obama ve Başkan Yardımcısı Joe Biden, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesut Barzani’yi telefonla aramış, uzun görüşmeler sonucu bazı tavizler ve garantiler verilmiştir. Özelikle bölgesel yönetim tarafından Kerkük konusunda garanti alındığının açıklanması Irak siyaseti açısından önemli olduğu kadar bölgesel anlamda da önem taşımaktadır. Geçtiğimiz hafta ABD’ye giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuya değinmesi ve Kerkük’teki dengenin bozulmasına yönelik yapılan açıklamalar, ABD’yi tedirgin etmiş görünmektedir. ABD Savunma Bakanı Robert Gates’ın Afganistan’ı ziyaretinin ardından sürpriz bir şekilde Irak’a geçmesi, Kerkük ve Erbil’i ziyaret etmesi bu açıdan önemlidir. Gates’in Irak ziyaretinde hem bölgesel konular hakkında mesajlar vermesi hem de Irak siyasetine ilişkin yaptığı değerlendirmeler, Irak’ın ABD’nin bölgesel politikaları açısından taşıdığı önemi bir kez daha vurgular niteliktedir. Öte yandan son dönemde Kürt grupların Kerkük konusunda ABD’den aldıkları güvenceyi sıklıkla dile getirmeleri, Kerkük ve Irak’taki siyasi ortamı rahatsız etmiş gözükmektedir. Bu rahatsızlığın Irak’ta istikrarı olumsuz yönde etkilemesi, ABD’nin Irak’taki süreçte sekteye uğramasına sebep olabilecektir. Bu nedenle Gates’in, Kerkük’ü ziyaret ederek, bölgesel dengeyi sağlamaya çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Diğer taraftan Barzani ile görüşmüş ve seçimlerle ilgili sürecin yanı sıra ABD’nin Kürt gruplara olan desteğinin devamı yönünde mesajlar vererek, bölgesel yönetimi rahatlatmaya çalışmıştır. Ayrıca Gates, Barzani’yi Beyaz Saray’a davet etmiştir. Bu noktada Obama yönetiminin daha önce yaşanan tecrübeden hareketle Kürt grupların aşırı politikalarının önüne geçmek istediği söylenebilir. Son dönemlerde ABD ve Türkiye’nin Irak politikası paralellik taşımakta ve ABD Türkiye’nin bölgesel politikalarından oldukça faydalanmaktadır. Bu şartlar altında ABD’nin de Irak’ta Türkiye’nin ulusal çıkarlarını etkileyecek konularda daha dikkatli davranması gerekmektedir.

Etiketler

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar