Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak’ta 7 Mart’ta yapılması planlanan genel seçim öncesi Irak’ta güvenliğin siyasete etkisi nedeniyle çalkantılı ve çok sesli günler yaşanırken, Irak’ta Türkiye’ye yönelik ziyaret trafiği de artmış durumdadır. Son bir buçuk ay içinde Irak siyaseti açısından üç önemli şahıs Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Kasım ayının ortasında Türkiye’ye gelen Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar El-Hekim’in ardından, Aralık ayının sonunda Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sadettin Ergeç ve son olarak da Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil Abdülmehdi, beraberindeki bir heyetle Türkiye’de temaslarda bulunmuştur. Türkiye’yi ziyaret eden bu liderlerin hepsi hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hem de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmüştür. El-Hekim ve Sadettin Ergeç’in bir durağı da ORSAM olmuştur. Bu iki liderin ORSAM bünyesinde değerlendirmeler yapması, siyasi anlamda yakınlaşmanın yanı sıra, diyalogların farklı alanlara taşınması anlamında da önemlidir. Adil Abdülmehdi’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasının yanı sıra, El-Hekim’in başkanlığındaki Irak İslam Yüksek Konseyi’nin üst düzey ve etkili bir üyesi olmasının, ziyarete farklı anlamlar yüklediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Öncelikle bu ziyaret Irak’ta yapılması planlanan seçimler öncesi, bir destek arayışı olarak algılanabilir. Son günlerde Irak ile İran arasında gerginliğe sebep olan ve hatta iki ükenin güç gösterisi yapmasına kadar varan Fekke petrol sahası üzerindeki tartışmaların yaşandığı dönemde Türkiye’ye yapılan ziyaret daha fazla önem kazanmaktadır. Buna iki açıdan bakılabilir. İlk olarak, 1982 yılında İran’da kurulmuş olan Irak İslam Yüksek Konseyi’nin üst düzey sorumlularının, Irak ile İran arasında gergin günlerin yaşandığı ve İran’ın Irak üzerindeki olumsuz etkisinin tartışıldığı günlerde Türkiye’yi ziyaret etmeleri, Irak İslam Yüksek Konseyi’nin politik yönü açısından önemlidir. Diğer taraftan Türkiye ile İran’ın yakınlaşmaya başladığı yorumlarının yapılmasına rağmen, bölgede iki ülke arasındaki rekabet açısından da önemlidir. Türkiye ve İran bölgede lider rol oynamaya aday iki aktör olarak, siyasi süreçler içinde yer edinmiştir. Bu noktada Irak ile İran arasında yaşanan gerginliğin ardından Abdülmehdi’nin Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret etmesi, Irak’ın bölge politikası açısından Türkiye’yi destek noktası olarak algıladığı yorumlarına yol açabilir. Zira özellikle son iki yılda Türkiye’nin Irak siyasetinde etkinliğini arttırmasına karşılık, İran’ın, El-Kaide, direniş grupları ile milis güçlere destek verdiği ve hükümet içinde karışıklığa yol açtığı iddialarıyla Irak’ı istikrarsızlaştırdığı söylemlerinin Irak’ta taban kaybetmesine neden olduğunu düşünülebilir. Irak hükümetinin de siyasi ibresinin Türkiye’ye doğru kaymaya başladığı yorumları güç kazanmaktadır. Türkiye ile Irak arasında gelişen ilişkiler ve işbirliği alanlarının çoğalması bu anlamda önemlidir. Aslında ziyaretin arka planında Kasım ayı içinde Türkiye’ye gelen El-Hekim’in verdiği mesajların önem taşıdığı düşünülmektedir. El-Hekim’in Irak İslam Yüksek Konseyi’nin yıllardır yürüttüğü politikadan çark ederek, Türkiye ziyareti sırasında Irak’ın toprak ve ulusal bütünlüğünden bahsetmesi ve “araya kimseyi koymadan sorunlarımızı çözebilir, ilişkilerimizi geliştirebiliriz” yönündeki açıklamalarının Türkiye’ye bir mesaj niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir. Bu noktada, Türkiye’nin Irak’a ilişkin politikasında son dönemdeki “her kesime eşit derecede yakınlık” stratejisinin halen yerini bulmadığı ve bazı kesimlerde şüphelerin devam ettiği algısına yol açtığı söylenebilir. Bu durum Türkiye’nin eşit mesafe politikası ve Irak’ta Sünnilere destek verdiği yaftasını üzerinden atması açısından önem taşımaktadır. Yine de seçim öncesi Iraklı siyasilerin politik tercihinin Türkiye olması, Türkiye’nin bölgesel algılamalarda tercih edilen ülke konumuna katkı yapar niteliktedir.