Yrd. Doç. Dr. Serhat Erkmen, ORSAM Ortadoğu Danışmanı, Ahi Evran Üniv. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi
20 Ağustos 2009 Perşembe günü Afganistan’da yapılan seçimler kritik bir dönüm noktası oluşturmaktaydı. Seçimin galibi kim olursa olsun yeni tartışmaları, mücadeleleri ve pazarlıkları tetiklemesinin beklendiği Afganistan’da süreç şiddetin gölgesinde yaşandı. Taliban’ın dünya basınında da geniş yer bulan tehditleri ve son aylarda artan şiddet eylemleri seçimin ve seçmenlerin güvenliğini tehlikeye sokmasına rağmen seçim günü gerçekleşen olay sayısı beklentilerin altında oldu. İşte tüm dünyanın merakla beklediği seçim, böyle bir ortamda gerçekleşti. Afganistan’da demokrasi ve istikrara katkıda bulunmak üzere çeşitli görevler üstlenen Türkiye de seçime uluslararası gözlemci gönderen ülkeler arasındaydı. Seçim gözlemcileri akademisyenlerden ve araştırma merkezlerinden gelen uzmanlardan oluşuyordu. Son aylarda özellikle Ortadoğu’da yapılan seçimleri yakından izleyen ORSAM da Afganistan’a gözlemci gönderen kurumlardan birisiydi. Türkiye’den Afganistan’daki 3 bölgeye seçim gözlemcisi gönderildi. Bu bölgeler, Mezar-ı Şerif, Vardak ve Kabil’di. Bu çerçevede ORSAM olarak size Mezar-ı Şerif’teki durum ve seçimlerin gidişatı üzerine gözlemlerimzi aktaracağız.
Afganistan’ın kuzeyindeki Balh vilayetinin merkezi olan Mezar-ı Şerif adını Hz.Ali’nin türbesi olduğu iddia edilen tarihi bir türbeden almakta. Nüfusun @ kadarını Taciklerin oluşturduğu vilayette Özbekler, Türkmenler ve az da olsa Hazaralar ve Peştunlar da yaşamakta. 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre önce Ahmet Şah Mesut’un El Kaide tarafından gerçekleştirilen suikast ile öldürüldüğü yer olan bu vilayette Şah Mesut’un resimleri her yerde görülmekte. Öte yandan Türkiye için bu şehrin büyük bir önemi daha var. Büyük düşünür ve bilim adamı Mevlana’nın Balh vilayetinde doğduğu düşünülmekte. Hatta, Türkiye’nin Mezar-ı Şerif’teki başkonsolosluğuna en yakın okulun ismi Mevlana Celaleddin-i Balhi’dir.
Mezar-ı Şerif, Afganistan’ın kuzey ucunda ve Özbekistan’dan karayoluyla ulaşım sağlanabiliyor. Her ne kadar Afganistan’da son aylarda şiddet olayları artmış olsa da bu yol güvenli gibi görünmektedir. Bölgenin demografik yapısı gereği Taliban’ın kök salamadığı bu alanın örgütten ya da onlarla işbirliği yapanların eylemlerinden tamamen uzak olduğu söylenemez. Ancak, göreli olarak güçlerinin az olduğu görülmektedir. Oysa, Balh’ın hemen doğusundaki Kunduz ve Bağlan’da güçlü bir Taliban varlığı bulunmaktadır. Buradaki Taliban militanları çokuluslu güçler kadar sivillere de saldırılar yapmaktadır. Nitekim, seçim başlamadan kısa bir süre önce anılan bölgede sivillere yönelik bir saldırıda 13 kişinin öldürüldüğü bildirilmiştir.
Afganistan, belki de yeryüzünde yaşanması en zor yerlerden birisi. Ancak, bunun sadece 2001’deki işgalden bu yana böyle olduğunu söylemek zor. Özbekistan-Afganistan sınırından geçtiğiniz andan itibaren büyük bir değişim hemen göze çarpmaktadır. İnsan, Amu Derya’nın üzerindeki köprüyü geçince sanki bir ülkeden diğerine değil bir yüzyıldan diğerine geçmiş gibi bir izlenime kapılıyor. Afganistan’da ana yollar dışındaki yollar büyük ölçüde bozuk, sulama yok, etraf kurak bir alan üzerindeki kısa otlarla kaplı, kilometrelerce tek bir ağaç görünmüyor. Özbek-Afgan sınırından geçince hemen göze çarpan ve Hindukuş dağlarına paralel olarak uzanan çıplak sıra dağlar, bu ülkede coğrafyanın ne kadar zorlu olduğunun belirgin bir göstergesi. Sınırdan 1 saatlik yolculuktan sonra Mezar-ı Şerif’e gelindiğinde manzara değişmeye başlıyor. Şehir pek çok Ortadoğu ülkesindeki gibi altyapı sorunuyla karşı karşıya. Ancak, bazı bölgeler gelişme göstermeye başlamış ve ana yollar düzeltilmiş durumda. Bazı kişiler bölge standartlarında lüks evler inşa ettirmekte. Bölge halkı, güvenlik sağlandıkça iyileşmelerin arttığını söylemektedir. Ancak, Taliban’ın bu bölgeye çok uzak olmadığı ve günün birinde dönmesi olasılığı da akıldan çıkmamaktadır.
İşte Mezar-ı Şerif seçime böyle bir ortamda girmiştir. Seçim günü şehir merkezinde ekstra bir güvenlik önlemine rastlanmamıştır. Hatta bazı okullarda güvenlik bir ya da iki polisle sağlanmıştır. Şehre giriş-çıkışta özel önlemler alındığı söylense de bu ifadeyi doğrulayacak bir görüntüyle karşılaşılmamıştır. Bunun nedeni büyük olasılıkla Mezar-ı Şerif’in güvenli bir bölge olması nedeniyle güvenlik güçlerinin diğer bölgelere kaydırılmış olmasıdır. Seçim günü 12’den fazla seçim merkezinde 50’ye yakın seçim istasyonuna uğradığımızda karşımıza çıkan tablo pek de şaşırtıcı olmamıştır. Güvenliğin iyi olduğu şehirde, özellikle de seçim merkezlerinde hile ve usulsüzlük olması ihtimalinin diğer bölgelerdekilere göre düşük olacağı tahmin ediliyordu. Nitekim, tamamı tarafımızca ve bağımsız bir biçimde belirlenen ve önceden gözleme hazırlanması mümkün olmayan seçim merkezlerinde bazı hatalar dışında önemli bir soruna rastlanmamıştır. Önceden hazırlanmış ve seçim merkezlerine dağıtılmış seçmen listeleri bulunmadığı için seçime katılım konusunda bir tahmin yapmak güçtür. Ancak, her bir sandık için 600 oy pusulasının hazır edildiği Afganistan’da genellikle sandıklarda 250-350 arasında oy kullanıldığı görülmüştür. Sabah saatlerindeki kuyruklar öğle vaktinden itibaren yerini sessizliğe bırakmıştır. Seçim merkezlerinde adayların ve yerel sivil toplum örgütlerinin gözlemcileri de görev yapmıştır. Ayrıca, ABD’den IRI, NDI ile Asya’da bir sivil toplum örgütü olan ANFREL gibi kuruluşlar başta olmak üzere 65 uluslararası seçim gözlemcisi bu bölgede seçimi izlemiştir. Mürekkebin çıktığı, insanların kapıdan döndürüldüğü, tehdit edildiği veya baskı altına alındığı gibi şikayet ve vakalara rastlanmamıştır. Ancak, başka bölgelerde bu olayların olduğu bildirilmektedir. Cumhurbaşkanlığı adayı Abdullah Abdullah’a yakın olmasıyla bilinen Vali Ata Muhammet Nur’un karizması ve gücüyle kontrol ettiği vilayette genel eğilim Abdullah’ın seçimden başarıyla çıkacağı yönündedir. Ancak, bu durumun tüm kuzey vilayetleri için geçerli olduğu söylenemez. Kunduz ve Bağlan gibi yerlerde seçimin yürütülmesi ve sonuçları, kendi başına sorunludur. Balh’ın batısındaki Cevizcan vilayetinde ise General Raşit Dostum’un dönüşü cumhurbaşkanlığı seçimi açısından Hamit Karzai’ye yarar sağlamış gibi görünmektedir. Dostum’un dönüşüyle birlikte yeniden canlandığı görülen Özbeklerin bir kısmı Karzai’ye destek vermektedir. Aslında General Dostum’un dönüşü sadece Özbekler değil aynı zamanda Türkmenlerde de umutlu bir beklenti yaratmaya başlamıştır. Uzun vadeli olarak Afganistan’da Karzai’nin nasıl ittifaklar kurabileceğini şimdiden söylemek güçtür. Ancak, sistemi ve grupları tek başına kontrol etme gücü ve Taliban’la mücadeleyi yalnız sürdürebilme yeteneği olmayan ABD ve Karzai’nin Afganistan’daki geleneksel güç odaklarıyla işbirliği yapması zorunlu görünmektedir. Bu çerçeveden bakıldığında General Raşit Dostum’un dönüşü kuzeyde yeni bir dinamizm anlamına gelebilir.
Bazı kaynaklar seçimin ilk turda Karzai’nin lehine sonuçlanmasının kesin bir hile yapıldığı anlamına geleceği ve muhalefetteki siyasi grupların bunu kabul etmeyeceği, gerekirse sokaklara döküleceğini iddia etmektedir. Ancak, bunun gerçekleşmesi halinde Afganistan’da ortaya çıkacak olan yeni siyasi dinamikler ülkenin Taliban sorununa ek olarak yeni bir siyasi krize girmesine neden olabilecektir.
Mezar-ı Şerif’ten göründüğü kadarıyla yumuşak ve ılımlı geçtiği görülen seçimin tüm ülkede aynı şekilde cereyan etmediği bir gerçektir. Seçim öncesinde ve sonrasında yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları sürekli yinelenmektedir. Seçimin ikinci tura kalması halinde ise Afganistan’ı siyasi açıdan çok daha zor günler bekleyeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.