Gökhan Kara, Qafqaz University'de International Relations and Diplomacy
Dünden Bugüne Azerbaycan-Türkiye İlişkileri Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin 1989’dan itibaren dağılmaya başlamasıyla birlikte 15 ülke bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu 15 ülkenin içerisinde Azerbaycan da bulunmaktadır. 30 Ağustos 1991 tarihinde Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmiştir. İlk olarak 9 Kasım 1991’de Türkiye Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanımıştır. Ancak Azerbaycanda Ermenistan, Rusya ve İran gibi devletlerin çıkarlarının olması nedeniyle bu iki devlet arasındaki ilişkiler çok fazla samimi olamamıştır. 14 Ocak 1992’de imzalanan protokolle birlikte Azerbaycan-Türkiye ilişkileri daha resmi ve daha samimi bir hal almıştır. Ancak, Türkiye o tarihte Azerbaycan’a geldiğinde kendi olması gerektiği yerde İngiltere, Rusya ve Amerika egemenlikleriyle karşılaşmıştır. Bunun sebebi ise, Azerbaycan’ın hem stratejik hemde jeopolitik açıdan önemli bir devlet olmasıdır.[1]
1986 yılında Ermenistan, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Bölgesine saldırmış ve orada bulunan halkı baskı altına almıştır. Bu işgalden sonra Türkiye, Ermenistan ile arasındaki sınır kapılarını kapatmış ve Ermenistan’a siyasi, ekonomik ve politik anlamda sert davranarak Azerbaycan’ı desteklediğini Azerbaycan halkına ve tüm dünyaya göstermiş oldu.[2]
Demokratik seçimlerle yönetime gelen Ebulfeyz Elçibey döneminde Azerbaycan-Türkiye ilişkileri daha sıcak bir döneme girmiştir. Elçibey dış politikada Türkiye ilişkilerine daha fazla önem vermiştir. Ve bu dönemde birçok protokol imzalanmıştır. Bu protokollerin başlıcaları şunlardır.
24.01.1992- Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Arasında Dostluk, İşbirliği ve İyi Komşuluk Anlaşması (Ankara)
02.01.1992- Türkiye-Azerbaycan Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (Ankara)
02.11.1992- Türkiye ve Azerbaycan Arasında Kredi Konusunda Anlaşma (İstanbul)
06.03.1993- Karadeniz Ekonomik İşbirliği Eğitim, Kültür, Bilim ve Haberleşme Anlaşması (İstanbul)
Elçibey dönemindeki olumlu çalışmaların yanısıra devlette meydana gelen bozulmalar ve Karabağ sorunundan dolayı halk devlete karşı bir tavır sergilemiştir. Bu olaylardan sonra Rusya’nın da kışkırtmasıyla meydana gelen darbeden sonra Haydar Aliyev başa geçmiştir. Haydar Aliyev, Rusya’nın baskısından kurtulmak için Rusya ile yakınlaşmış ancak bu yakınlaşma Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini geriletmiştir. Bu yakınlaşmadan faydalanan Rusya Azerbaycanda önemli derecede söz sahibi olmuştur. Ancak buna rağmen Azerbaycan Batılı petrol şirketleri ile arasındaki bağı tam anlamıyla kesmemiştir. Türkiye’ninde desteği ile Süleyman Demirel döneminde Haydar Aliyev Paris ziyaretini gerçekleştirmiştir. Bu ziyaret Azerbaycan’ın bağımsızlığından bu yana gerçekleşen ilk batı ülkeleri ziyaretidir. Bu ziyareti birçok batı ülkesi ziyareti takip etmiştir.
Türkiye, Azerbaycan’ın Orta Asya ülkeleri ve Gürcüstan ilişkilerinin düzelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Türkiye’nin liderliğinini yaptığı Türk Devletleri Zirvesi’nde devlet başkanlarının yaptıkları görüşmeler ilişkilerin düzelmesini sağlamıştır.
Zaman zaman bozukluk gösteren ilişkiler, Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazandığı ilk yıllarda büyük gelişmeler göstermiştir ve Elçibey döneminde imzalanan anlaşmalara Haydar Aliyev Dönemi’nde yenileri eklenmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:
09.02.1994- Türkiye ve Azerbaycan Arasında Bilimsel, Teknik, Sosyal Kültürel ve Ekonomik Alanlarda İşbirliği Anlaşması (Ankara)
10.05.1995- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması (Ankara)
25.07.1996-04.01.1997- Türkiye ve Azerbaycan Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (Ankara-Bakü)
1997- Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Küçük ve Orta Ölçekli Sinai İşletmelerin Geliştirilmesine İlişkin İşbirliği Hakkında Protokol (Ankara)[3] Ekonomik açıdan her iki ülke imkanları kıyaslandığında aralarındaki ticaret hacmi çok zayıftır. Azerbaycan Türkiye’ye dizel, ham petrol, benzin, polietilen, pamuk, pamuk ipliği, deri, meyan kökü, alkollü içkiler, çay, elektronik cihazlar ve plastik ürün ihraç etmektedir. Türkiye ise Azerbaycan’a gıda, tekstil ürünleri, elektronik aletler, otobüs, otomobil, traktör, jeneratör, sentetik iplik, plastik ve ham ürünler ihraç etmektedir.
Azerbaycan yatırım alanında birçok Türkiyeli İşadamı tarafından tercih edilmektedir. Azerbaycanda 100’ün üzerinde Türk firması bulunmaktadır ve bu firmaların yatırımları Azerbaycan’ın bağımsızlığından bu yana 500 milyon dolar’ın üzerindedir.
Son olarak 2008 yılında Ermenistan-Türkiye arasında oynanan 2010 Dünya Kupası Eleme maçları dolayısıyla Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü maça davet etmesi ‘Futbol Diplomasisi’ olarak adlandırıldı. Bu olaydan sonra Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik amborgoyu kaldıracağına dair ortaya atılan iddialar yalanlanmasına rağmen Azerbaycan ilk defa resmi olarak tepki gösterdi ve “Medeniyetler İttifakı” zirvesini boykor ederek katılmadı. Bunun üzerine Türkiye, Ermenistan işgal ettiği topraklardan ayrılmadığı sürece sınırı açmıyacağını ve ambargonun devam edeceğini ilan etti.[4]
Birçok olumsuzluklara rağmen bu iki ülke arasıdaki dostluk ve diplomatik ilişki bozulmamıştır. Ve aralarındaki diplomatik ilişki protokollerle ve aralarında imzalanan anlaşmalarla devam etmiştir ve geleceğe dair projelere imzalar atılmıştır. Azerbaycan ABD, AB ve Rusya gibi aktörlerin bulunduğu bir dünyada Türkiye’ye ekonomik ve kültürel anlamda sayısız fırsatlar sunmuştur ve sunmaya da devam edecektir.[5]
KAYNAKÇA: 1.) http://akademikperspektif.com/2012/12/22/azerbaycan-turkiye-iliskilerinin-dunu-bugunu/ 2.) http://tr.wikipedia.org/wiki/Azerbaycan-Türkiye_ilişkileri 3.) http://azerbaycan.ihh.org.tr/uluslararasi/azerbaycanturkiye.html 4.) http://www.msxlabs.org/forum/azerbaycan/169772-azerbaycan-turkiye-iliskileri.html 5.) http://cesran.org/Dosyalar/MAKALELER/GAMZE_GUNGORMUS_KONA_Turkiye_Azerbaycan_Iliskileri.pdf