Hidropolitik kavramı yeraltı suları açısından ele alındığında Hidrojeloji-politik altbaşlığı bu kavramın içine girmektedir. Yeraltı sularının hidrolojik çevrim içinde yüzey suları ile ilişkisi dikkate alındığında temel kavram hidropolitik olarak ortaya çıkmakta, Hidrojeoloji-politik ise onun bir alt başlığı ve bütünleyicisi olarak önümüze gelmektedir.
Dünyada sınıraşan yüzey suları ile ilgili hukuki çalışmalar geçen yüzyılın ortalarından itibaren başlamış ve 1997 yılında BM konvansiyonu şeklinde sonuçlandırılmıştır. Ancak buna rağmen dünyadaki bütün ülkeleri bağlayan sınıraşan suların hakça makul ve optimum ölçülerde yönetimini belirleyen kurallar hala oturmamıştır.
Bu arada bu konvansiyon çalışması dışında sınıraşan suların hakça kullanımına yönelik ikili ya da çok taraflı anlaşmaların değişik bölgelerdeki devletler tarafından yapıldığı da bilinmektedir.
263 sınıraşan nehir havzasının 157 sinde hiçbir işbirliği çerçeve anlaşması yoktur. Anlaşma bulunan havzalarda ise daha çok ikili anlaşmalar yapılmıştır. Sınıraşan nehir havzalarının üçte ikisinde üç ya da daha fazla ülkenin yer aldığı, 106 nehir havzasında ise henüz sadece 5 anlaşma çok taraflı olarak imzalanmıştır.
Özetle; sınıraşan sular konusunda kıyıdaş devletlerin haklarını ve yükümlülüklerini belirleyen kapsamlı ve tüm uyuşmazlıklara uygulanabilen nitelikte uluslararası kurallar yoktur. Ancak bu konuya uygulanabilecek bazı hukuk ilkeleri ve sözleşmeler bulunmaktadır. Bu eksiklik sınıraşan yeraltı sularında daha fazla duyulmaktadır. Çünkü son döneme kadar sınıraşan sularla ilgili “uluslararası hukuk” belirlenmesi çalışmalarında sınıraşan yeraltı suları bu kapsama dahil edilmemiştir.
Son dönemde başlayan sınıraşan yeraltı suyu hukuk ile ilgili çalışmalarda ise BM‘nin 15 Ocak 2009 tarihli tavsiye kararı (Resolution) oluşmuştur. Bu konuda çalışmalar hızlanmış olup ülkemiz de sınıraşan yüzey ve yeraltı sularına sahip bir ülke olarak bu çalışmaların kapsamında bulunmaktadır.