Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

HAMAS Üzerindeki Tecrit Kalkıyor mu?

2006’da Filistin’de yapılan seçimlerden zaferle çıkan HAMAS’ın kurduğu hükümet İsrail’in bu yönetimin varlığını tanımaması nedeniyle dış dünyadan destek alamamış, siyasi sürece dâhil olmasına fırsat tanınmamıştır. Öte yandan demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş olan HAMAS Hükümeti, Türkiye ve Rusya’da dışlanmamış ve temel düzeyde bu hükümetle ilişki kurulmuştur. HAMAS bir yandan Filistin halkına El Fetih yönetiminin sunamadığı hizmetleri vererek popülaritesini arttırırken HAMAS Filistin içerisindeki uygulamaları ve İsrail’e yönelik sert tutumu Batı’da tepki toplamış ve giderek tecrit edilmeye başlamıştır. Özellikle Filistin içinde El-Fetih ile çekişmesinin silahlı mücadeleye dönüşmesi, HAMAS’ın Gazze’den İsrail’e yönelik füze saldırılarını arttırması, HAMAS’ın üzerine gidilmesine neden olmuştur. İyice gerilen ilişkiler 2007 yılının Haziran ayında HAMAS’ın güç kullanımı yoluyla Gazze’yi ele geçirmesiyle sonuçlanmıştır. Ardından, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsmail Haniye başkanlığındaki HAMAS hükümetini feshetmiş ve Selam Feyyad başkanlığında yeni bir hükümet atamıştır. Böylece, Filistin yönetimini fiilen ikiye bölmüştür. HAMAS’ın Gazze’yi kontrol etmeye başlamasından sonra Gazze’ye yoğun bir ambargo uygulanmaya başlarken, başta ABD olmak üzere Batı ve İsrail, El-Fetih yönetimi ve dolayısıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı destekleyerek HAMAS’ı siyaseten dışlamaya yönelmiştir. Türkiye ise haklı gerekçelerle HAMAS’ı dışlayan bakış açısının çözüm üretemeyeceğini savunmuştur. Buna rağmen HAMAS, İsrail-Filistin meselesinden sürekli olarak uzak tutulmuş, Kasım 2007’de dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından ortaya atılan, Annapolis Konferansına davet edilmemiş ve 2008 sonuna kadar bir Filistin Devleti kurulmasını öngören İsrail-filistin müzakere sürecinden dışlanmıştır. HAMAS da buna karşılık daha radikal bir tutum izleyerek İsrail’e saldırılarını arttırmış, iç politikada daha sert politikalara yönelmiştir. Uluslararası kamuoyunun HAMAS’a yönelik tutumunda yanlışlıklar bulunduğu gibi, HAMAS’ın da izlediği radikal tutumun buna zemin hazırladığı söylenebilir. Tarafların yanlış tutumlarının 2008 sonundaki İsrail’in Gazze’ye operasyon yapması sonucunu doğurduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır.  Bugün gelinen noktada Türkiye’nin pozisyonunun gerçekçi bir temele dayandığı anlaşılmaktadır. HAMAS’ı tecrit etmenin sonuç getirmediği, HAMAS’ın da İsrail’e yönelik tutumundan zararlı çıktığı ve bunun bedelini Filistin halkının ödediği görülmektedir. Bugün Gazze’de yaşanan insani kriz ciddi boyutlara ulaşmıştır. Gelinen noktada son dönemlerde hem Avrupa Birliği hem de Obama ile beraber ABD’nin HAMAS’a yönelik politikalarında bir yumuşama olduğu ve HAMAS’ın siyasi sürece entegre edilmesi yönündeki sinyallerin arttığı görülmektedir. Son aylarda yaşanan gelişmelere bakıldığı bunu destekleyecek nitelikte pek çok adımın atıldığı görülecektir. Özellikle Avrupa devletleri ve AB’nin yaklaşımında temel bir farklılık söz konusudur. Yaklaşık bir ay içerisinde hem iki Fransız senatör hem de İngiltere Parlamentosu’ndan dört milletvekili HAMAS yetkilileriyle bir araya gelmiştir. Ayrıca bir HAMAS yetkilisi de geçtiğimiz yılın sonlarından bu yana Hollanda, İsveç ve birçok Avrupa ülkelerinin temsilcilerinin kendileriyle görüş alışverişinde bulunduğunu açıklamıştır. Öte yandan yeni ABD yönetiminin de HAMAS’ı göz ardı etmeyen tutumu ve İsrail-Filistin meselesinde “iki devletli çözümü” destekleyeceğini ifade etmesinin, HAMAS’a bakışın yumuşamasında etkili olduğu düşünülmektedir. Bu noktada İsrail ve HAMAS arasında da HAMAS’ın elinde bulunan İsrailli asker Gilad Şalit’e karşılık İsrail’in elinde bulunan bazı Filistinli tutukluların serbest bırakılması konusunda Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılan dolaylı görüşmelerin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan Filistin iç siyaseti açısından da önemli gelişmeler olmakta ve Filistinli gruplar yeniden bir ulusal birlik hükümeti kurulması için çaba harcamaktadır. Bu doğrultuda HAMAS ve El-Fetih bir araya gelerek belli konularda anlaşmaya varmıştır. Kahire’de uzlaşma görüşmelerini sürdüren Filistinli gruplar, devlet başkanlığı ve genel seçimlerin 2010 yılı Ocak ayı sonuna kadar yapılması konusunda görüş birliğine varmıştır. HAMAS’ın “yasadışı” olarak ilan ettiği Mahmud Abbas tarafından atanan başbakan Selam Feyyad da istifa etmiştir. Bu durum iyimser bir hava yaratarak Filistin’de ulusal birlik hükümeti kurulması için önemli bir fırsat sağlayabilir. Öte yandan İsrail tarafında da bir çaba harcandığını ifade etmek yanlış olmayacaktır. Zira Likud Partisi lideri Benyamin Netanyahu’nun, İsrail’de hükümet kurma çalışmaları doğrultusunda, aşırı sağcı ve dar kapsamlı bir hükümet yerine geniş katılımlı ve her kesime hitap eden bir hükümet kurma arayışında olduğu görülmektedir. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın “İsrail’in kuracağı her hükümetin ABD tarafından destekleneceğini” belirtmesine rağmen, ABD ile Netanyahu’nun kuracağı aşırı sağcı bir hükümet arasında meselelere yaklaşımda farklılık olacağı bir gerçektir.  Bu noktada Netanyahu’nun merkezi bir hükümet için zemin araması, ABD ile paralel hareket etmek istediğini gösterir niteliktedir. Tüm bu gelişmelere rağmen hem HAMAS hem de diğer taraflar zaman zaman olumlu havayı dağıtabilecek söylemler kullanmaktadır. Bu durumda her kesimin zarar gördüğü ve göreceği ortadadır. Buradan hareketle İsrail-Filistin meselesine çözüm bulunmak isteniyorsa, HAMAS’ın siyasi sürece entegre edilmesi ve HAMAS’ın da radikal tutumunu değiştirerek, yumuşak politikalar izlemesi, İsrail’i tanımasa bile, İsrail’e yönelik saldırılardan vazgeçmesi gerektiği düşünülmektedir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar