Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak’ta siyasi süreç seçimler yaklaştıkça oldukça hızlanmış gözükmektedir. Özellikle Irak’ın büyük Şii partileri açıkladıkları ittifaklarla bu süreçte ön plana çıkmıştır. 2005 yılında yapılan genel seçimlerin galibi olan ve Şii ittifakı olarak anılan Birleşik Irak İttifakı, yaklaşık bir ay önce yeni oluşumunu açıklamış ve adını Irak Ulusal İttifakı olarak değiştirmiştir. Irak Başbakanı Nuri El-Maliki liderliğindeki Dava Partisi hariç yine önde gelen Şii partileri bünyesinde toplayan Irak Ulusal İttifakı, 2005 yılından farklı olarak diğer mezhep, dini ve etnik grupları da ittifaka dahil etmiştir. Ulusal İttifakı’nda Ammar El-Hekim liderliğindeki Irak İslam Yüksek Konseyi, Hadi El-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü, Mukteda El Sadr liderliğindeki Sadr grubu, Ayetullah Yakubi liderliğindeki Fazilet Partisi, Ahmed Çelebi liderliğindeki Irak Ulusal Kongresi, İbrahim Caferi liderliğindeki Reform Partisi yer alırken, bazı Sünni aşiret liderleri ile Kürt ve laik grupların yanı sıra, Riyaz Sarıkahya başkanlığındaki Türkmeneli Partisi de ittifaka katılmıştır. Maliki de 2009 yılının başında yerel seçimlerde olduğu gibi Irak Ulusal İttifakından ayrılarak, Kanun Devleti Koalisyonu’nu açıklamıştır. Dava Partisi liderliğinde 40 parti ve blok tarafından oluşturulan ittifakta Irak’ta yaşayan her kesimden oluşumlar yer almıştır. Maliki’nin, Irak Petrol Bakanı Hüseyin Şehristani ve Hükümet Sözcüsü Ali El-Dabbağ gibi güçlü Şii liderleri yanına çekerek, Irak Ulusal İttifakı’nın Şiiler arasındaki popülerliğini kırmak istediği düşünülmektedir. Özellikle 2009 başında yapılan yerel seçimlerde Maliki’nin almış olduğu sonuç bu açıdan önemlidir. Özellikle Şehristani Şiiler açısından önemli bir figür olarak göze çarpmaktadır. 2004 yılında kurulan Geçici Yönetim Konseyinde başbakan adayları arasında adı geçen Şehristani’nin Irak’taki en etkili dini lider Ayetullah Ali Sistani ile yakın bağları olduğu bilinmektedir. Petrol Bakanı olarak, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin yaptığı anlaşmalar konusunda yaptığı açıklamalar, Maliki’nin iddia ettiği gibi “Iraklılık” kimliğini destekler niteliktedir. Şehristani’nin 2005 seçimlerinde Birleşik Irak İttifakı’na bağımsız olarak katılması ve Irak Petrol Bakanlığı gibi kilit bir göreve getirilmesi, Şehristani’nin Irak siyasetindeki konumunu ortaya koymaktadır. İyad Allavi liderliğindeki laik bir oluşum olan Irak Listesi’nden bazı liderler de Maliki’nin koalisyonunda yer almıştır. Öte yandan Irak’ta 2009 başında yapılan yerel seçimlerde aşiret yapılanmaları ve şahısların önemi ortaya çıkmıştır. Maliki’nin de bundan faydalanarak hareket ettiği düşünülmektedir. Bu bağlamda 2007’den bu yana ABD’nin desteğini almış olan başta Ebu Rişa aşireti olmak üzere bazı Uyanış Konseyleri liderleri bu koalisyona katılmıştır. Ayrıca El-Kaide’ye yardım ettiği iddia edilen Adnan El-Duleymi liderliğindeki Irak Uzlaşma Cephesi’nin de koalisyonda yer alması önemlidir. Faruk Abdullah Abdurrahman liderliğindeki Karar Partisi ve Irak Türkmen İslami Birliği gibi Türkmen kuruluşlar da ittifaka katılmıştır. Ayrıca koalisyonda 30 Feyli (Şii) Kürt aşiretin de yer aldığı bilinmektedir. Maliki’nin açıkladığı koalisyonun Şii bloğunu kırmasının, meydan okuma gibi algılanması muhtemeldir. Maliki’nin siyasi tavrı Irak’taki politik tansiyonu belirleyecektir. Maliki’nin “herkese ve her kesime” açık olduğunu açıklaması şimdilik tansiyonu düşük tutmaktadır. Ancak Maliki’nin Irak Ulusal İttifakı’nı rakip ya da ortak görüp görmeyeceğinin Irak’taki siyasi dengeler açısından önemli olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda rakip siyasi gruplar arasındaki mücadelenin şiddete dönüşmesi de muhtemel bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Maliki’nin 2009 başındaki yerel seçimlerde başarısını tekrarlaması ve bir zafer kazanması halinde kabinenin çeşitlilik arz eden bir yapıya dönüşmesi ve koalisyon içindeki Sünni ağırlık da göz önünde bulunduğunda, Sünnilerin daha çok sesinin duyulduğu bir kabinenin ortaya çıkabileceği söylenebilir. 2010 Ocak’ında yapılacak seçimlerin ABD’nin Irak’taki gücü ve etkisinin testi olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Zira ABD, 2007 yılından bu yana kurmuş olduğu Uyanış Konseyleri ile Sünni direnişini bitirmeye çalışırken, Sünnilerin de siyasete katılması için çaba harcamış, Maliki yönetimine güçlü bir şekilde destek vermiş ve Irak’taki istikrar ön planda olmuştur. Bu açıdan düşünüldüğünde seçimlerin ABD’nin Irak’tan çekilme planı bakımından da önemli olduğu söylenebilir.