Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Irak’ta Seçim Yasası Vetosu

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Yaklaşık 8 ay üzerinde tartışılan seçim yasasının 9 Kasım 2009’da Irak Parlamentosu tarafından onaylanmasının ardından Irak’ta siyasetin rayına gireceği yorumları yapılırken, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi’nin yasanın birinci maddesini kabul etmemesi yüzünden yasayı onaylamayıp parlamentoya geri göndermesi, seçimlerin zamanında yapılıp yapılmayacağı konusunu yeniden gündeme getirmiştir. Seçime hazırlık komisyonu tüm çalışmalarını durdururken, parlamentonun yasayı yeniden görüşmek amacıyla Cumartesi günü toplanması planlanmaktadır. Bir yandan da Irak Parlamentosu Hukuk Komisyonu acil bir toplantı yaparak, Haşimi’nin vetosunu oybirliği ile anayasaya aykırı bulmuştur. Haşimi’nin vetosunun anayasal olmadığı, tamamen kendi çıkarları doğrultusunda siyasi nedenlerle yasayı veto ettiği ileri sürülmüştür.   Tarık El-Haşimi, yaptığı açıklamada, parlamentonun onayladığı seçim yasasının birinci maddesine karşı olduğunu, çünkü bu maddenin mezhep çatışmalarından kaçan çoğunluğu Sünni olan yurtdışındaki Iraklılara söz hakkı tanımadığını ileri sürmüştür. Yasanın bu maddesine göre, yurt dışındaki Iraklılara milli bakiye adı altında parlamento sandalye sayısının %5’i (8 milletvekili) ayrılmıştır. Ancak Haşimi bu rakamın ’e çıkarılmasını talep etmektedir. Yurt dışındaki Iraklılar yapılması planlanan seçimlerde listelere oy verecek ve seçime katılımın oranına göre listelerin aldıkları oy hesaplanarak sandalye dağılımı yapacaktır. 2005’te yapılan seçimlerde milli bakiye’ye 45 sandalye ayrılmış ve en fazla sandalyeyi 19 kişiyle Şii koalisyonu olan Birleşik Irak İttifakı elde etmiştir. 10 sandalye ile Kürt Listesi ikinci sırada yer alırken, Haşimi’nin de içinde bulunduğu koalisyon 7, İyad Allavi liderliğindeki Irak Ulusal Listesi 4 ve Salih Mutlak’ın liderliğindeki Irak Ulusal Diyalog Cephesi 2 sandalye kazanmıştır. Ancak 2005’te yurt dışında bulunan Iraklılarla 2010 yılı arasında büyük fark olduğunu söylemek mümkündür. Zira bu süre içinde Şii-Sünni çatışması nedeniyle yaklaşık 2,2 milyon Iraklının yurt dışına göçmek zorunda kaldığı bilinmektedir. Bu noktada yurt dışında bulunan Iraklıların birçoğunun Sünni olduğu bilinmektedir. Mevcut siyasi ittifaklara bakıldığında Tarık El-Haşimi, İyad Allavi ve Salih Mutlak’la birlikte seçimlere katılacaktır. Yurt dışına çıkan Kürtlerin de birçoğunun bölgelerine döndüğü bilinmektedir. Bu nedenle Kürt Listesi’nin yurt dışında çok fazla oy alması beklenmemektedir. Ayrıca 2009’da Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim seçimlerinde de sürpriz bir şekilde ortaya çıkan ve iyi bir oy oranına ulaşan Goran Hareketi’nin de dışarıda oldukça destekçisi olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Irak içinde alacağı oy potansiyelinin düşük olması beklenen Haşimi-Allavi-Mutlak koalisyonu, yurt dışından gelen oylarla kazanç elde etmek istemektedir.   Ancak Haşimi’nin itirazının sadece kendi gurubunun çıkarlarıyla alakalı olmadığı, Kürt grupların da bu itirazda etkili oldukları değerlendirilmektedir. Zira özellikle KDP ve KYB seçim yasası görüşmelerinde yasaya en fazla itiraz eden gruplar olarak ön plana çıkmış, hatta yasanın oylanması sırasında Kürt Listesi milletvekillerinin hemen hepsinin ya red oyu verdiği ya da salondan çıktıkları gözlemlenmiştir. Kürt gruplar seçim yasası çıktıktan sonra da itirazlarını sürdürmüştür. Özellikle Irak Parlamentosundaki sandalye sayısı 275’ten 323’e yükselmesine rağmen, özellikle Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim sınırlarındaki üç vilayet Erbil, Süleymaniye ve Duhok’taki artışın sadece 3 sandalye ile sınırlı kalması, Kürt grupların itirazına sebep olmuştur. Ayrıca seçim öncesi, Kerkük ve seçim sistemi konularına itiraz eden Kürt gruplar seçimi boykot etme tehdidinde bulunmuştur. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani de seçim yasasında değişiklikler yapılması ve azınlıklara tahsis edilen sandalyelerin üç katına çıkarılması gerektiğini söylemiş, ancak yasayı onaylamıştır. Burada Talabani’nin Kürt grupların itirazına rağmen neden yasayı veto etmediği sorusu akıllara gelmektedir. Ancak Irak kamuoyu ve diğer siyasi grupların Kürt gruplar üzerindeki baskısı düşünüldüğünde, Talabani’nin sorunların ana kaynağı olma etiketini üzerinden atarak, sorumluluk almaktan kaçındığı düşünülmektedir. Kürt gruplar Irak siyasetinde uzlaşmaz bir tavır sergilemekte ve sorunların çözülmesinde engel olarak görülmekte ve bu durum Irak’taki her kesim tarafından tepki çekmektedir. Bu nedenle Talabani, seçim yasasını veto etmekten kaçınmış olabilir. KDP, KYB ve Haşimi arasındaki yakın ilişkiler de göz önünde bulundurulduğunda, Haşimi’nin vetosu yeterli olacağından Talabani’nin “oyunbozan” taraf olmak istemediği değerlendirilmektedir.   Yasa Cumhurbaşkanlığından parlamentoya geri gönderilerek, seçim süreci bir nebze olsun engellenmiştir. Ancak Haşimi’nin talebi doğrultusunda, yasanın yeniden görüşülmesi sırasında sadece ilk madde için bir karar alınmasının ihtimal dahilinde olmadığı, diğer gruplar tarafından itiraz edilen maddelerin de ortaya atılmasına sebep olabileceği öngörülmektedir. Öte yandan Irak siyasetindeki ağırlıklı görüş seçimlerin zamanında yapılacağıdır. Yasa tekrar parlamentoda görüşüldükten sonra Parlamento Hukuk Komisyonu’ndan görüş istenebilir. Parlamento’daki Hukuk Komisyonu bu istek olmadan önceden karar alarak, süreci ayakta tutmaya ve boşlukları doldurmaya çalışmaktadır. Sonuç olarak Irak siyaseti ve demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olan seçim süreci kritik bir aşamaya gelmiştir. Seçimlerin yapılmaması, hem ABD’nin Irak’tan çekilmesi sürecini hem Irak’taki siyasi süreci etkileyecek hem de diğer konularda bazı olumsuz sonuçlar doğurabilecektir. Irak’ın iç istikrarını bozacağı gibi güvenlik anlamında siyasi gruplar arasında sıkıntılar yaşanabilir. Bu noktada ipin ucunu bırakmayıp, çorabın sökülmesinin önüne geçilmesi gerekmektedir.

Etiketler

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar