Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Yaklaşık 8 aydır Irak siyasetini meşgul eden seçim yasası nihayet kabul edildi. Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi’nin yasayı ikinci kez veto edebileceğini belirtmesinin ardından son dakikada yapılan düzelmelerle seçim yasası Irak parlamentosundan oybirliğiyle geçti ve Tarık El Haşimi de Irak Parlamento Başkanlığına sunduğu veto yazısını geri çekti. Haşimi’nin itiraz ettiği nokta yurt dışında oy kullanacak Iraklılara ayrılan sandalye sayısı ve nasıl oy kullanılacaklarına yönelikti. Diğer taraftan Kürt milletvekilleri de Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu üç vilayete ayrılan sandalye sayılarına itiraz etmişti. Ancak parlamentoda yapılan görüşmeler sonucunda itiraz edilen maddelerde değil, başka bir maddede değişiklik yapılmış, bu yasanın onaylanmasında diğer sorunlu bir noktayı oluşturmuştur. Yapılan görüşmeler sonucu seçim yasası tekrar ele alınmış ve birkaç değişiklikle son anda ABD’nin de baskısıyla parlamentoda kabul edilmiştir. Yasanın ilk haline göre iki değişiklik yapılmıştır. Öncelikle Irak Parlamentosundaki sandalye sayısı 275’ten 325’e çıkartılmış ve Duhok ile Süleymaniye’nin sandalye sayıları yükseltilmiştir. Bu rakamın 310’u vilayetlere dağıtılırken (Bağdat: 68, Musul: 31, Basra: 24, Zikar: 18, Süleymaniye: 17, Babil: 16, Anbar: 14, Erbil: 14, Diyala: 13, Kerkük: 12, Selahaddin: 12, Necef: 12, Vasit: 11, Kadısiye: 11, Meysan: 10, Duhok: 10, Kerbela: 10, Musanna: 7), 15’i Irak’ta yaşayan azınlıklar ve milli bakiye olarak yurt dışında yaşayan Iraklılara ayrılmıştır. Haşimi’nin itirazına konu olan asıl mesele yurt dışındaki Iraklılara ayrılan sandalye sayısı olmasına rağmen, burada Iraklı göçmenlerin nasıl oy kullanacaklarına dair düzenleme yapılmıştır. Düzenlemeden önceki duruma göre, yurt dışında oy kullanan Iraklılar, genel listelere oy verecekler ve Irak’ta yapılacak seçimde en çok oy alan partilere göre oransal bir şekilde sandalye dağıtımı yapılması planlanmıştır. Ancak yapılan düzenlemelerle birlikte, yurt dışında yaşayan her Iraklının verdiği oy kayıtlı bulunduğu vilayetin seçimlerinde geçerli olacaktır. Yani yurt dışında yaşayan bir Musul’lu Irak genelinde oyunu kullanmayacak ve Musul’da aday olan listelere oy verebilecektir. Diğer taraftan Irak içinde de aynı durum geçerli kılınmıştır. Örneğin Musul’da yaşayan bir Kerküklü nüfusuna kayıtlı olduğu Kerkük vilayeti için oy verebilecektir. Burada yurt dışında yaşayan Iraklılardan çok fazla oy alması beklenen İyad Allavi’nin listesinin de kazanç sağladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Allavi ile Salih Mutlak, Tarık El Haşimi, Usame Nuceyfi gibi önde gelen Sünni liderler ve Irak Türkmen Cephesi birlikte seçimlere girecektir. Bu noktada yurt dışında yaşayan Iraklıların nüfusa kayıtlı oldukları vilayet için oy kullanabilecek olmalarının Allavi’nin listesine bir avantaj kazandırdığı söylenebilir. Bu durum ITC’ye de özellikle Kerkük’te fayda sağlamaktadır. 2005 seçimlerinde yurt dışında yaşayan Türkmenlerin verdiği oylar, Irak genelinde sayıldığı için Türkmen adaylara bir katkısı olmamıştır. Ancak mevcut durumda yurt dışında yaşayan Türkmenlerin kayıtlı olduğu vilayette oy verecek olmaları Türkmenlerin yoğun olduğu bölgelerde Türkmen adaylara avantaj kazandırabilir. Ayrıca Hıristiyanlara da özel bir durum atfedilmiş ve Irak genelinde tek liste ile katılmaları sağlanmıştır. Bu da Hıristiyanların kendilerine ayrılan kotayı tam olarak alabilmelerini sağlayabilir.
Diğer taraftan 2005 seçmen kütüklerinin temel alınarak yıllık %2,8’lik nüfus artışıyla birlikte seçmen kütüklerinin oluşturulacak olması birçok yanlışlığı da beraberinde getirebilecek niteliktedir. 2005 seçimlerinde yapılan haksızlık ve usulsüzlükler Birleşmiş Milletler başta olma üzere birçok kuruluş tarafından açıklanmış, ancak bir müdahale yapılmamıştır. Bu noktada 2005 seçmen kütükleri dikkate alınarak, yapılan seçimlerdeki nüfus kaydırmaları da kabul edilmiş olacaktır. Her ne kadar seçmen kütüklerinin yeniden düzenleneceği ifade edilse de seçmen kayıtlarında büyük kaydırmaların yapılması olasıdır.
Bu değişikliklerin özellikle Kürt gruplara kazanç sağladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle Kürt grupların uyguladığı son dakika stratejisi, onlara büyük avantaj sağlamıştır. Yapılan değişikliklere göre Süleymaniye’nin sandalye sayısı 15’ten 17’ye Duhok’un sandalye sayısı ise 9’dan 10’a çıkartılmıştır. Ancak asıl kazanım bu konuda değil daha çok siyasidir. Son dönemlerde Irak’taki denge ve kilit rolünü kaybetmeye ve diğer grupları karşılarına almaya başlayan Kürt gruplar, yeniden Irak’taki merkezi konumlarını geri kazanmış görünmektedir. Parlamento toplantısına önce katılmayan Kürt grupların, daha sonra ABD Başkanı Barack Obama ve Başkan Yardımcısı Joseph Biden’ın Mesut Barzani’yi araması ve uzun görüşmelerinin ardından toplantıya katılmaları, ABD’nin Kürt gruplara yeniden taviz vermesine yol açmıştır. Parlamento toplantısına sonradan katılan Kürt gruplar, oylama için yeter sayıya ulaşmada etkili olmuştur. Ayrıca Kürt milletvekillerinin yaptıkları açıklamalara göre Barzani, Kerkük sorununun anayasaya göre çözülmesi ve Kürtlerin haklarının ezilmeyeceği yönünde garanti almıştır. Bu garanti şifahen verilmiş olsa bile, siyaset psikolojisi açısından Kürt grupların zaferi ve diğer gruplara karşı üstünlüğü olarak yorumlanabilir. Diğer taraftan Kerkük’teki seçimlerin de Kürt grupların lehine olacağı ortadadır. 2005 seçimlerinde kayıt tarihleri son bulmasına rağmen Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin direktifiyle seçimlerden bir gün önce 180 bine yakın yeni Kürt seçmenin Kerkük’e kaydettirilmiştir. Bu noktada 2005’teki seçmen kütükleri dikkate alınarak bu seçmenlerin listelerdeki kaydı onaylanmış olmaktadır. Diğer taraftan Kerkük sorununu çözmek için kurulan komisyonların hemen hiçbiri görevlerini yerine getirememiş ve Kürt grupların Kerkük’e nüfus kaydırmaları devam etmiştir. Kürt grupların Kerkük’teki yönetimsel anlamda ağırlıkta olmaları bu durumu kolaylaştırmıştır. Her ne kadar yasanın içerisinde Kerkük’le ilgili ayrı bir madde yer alsa da, buradaki seçimlerde de 2005 kütüklerinin temel alınması, Kerkük’teki seçimlerin 2005’ten farklı olmayacağı yönünde bir kanı oluşturmaktadır.
Sonuç olarak seçim yasasının kabul edilmesiyle birlikte Irak’ta önemli bir adım daha atılmıştır. Bu adım Irak’ın güvenlik anlamındaki hassasiyetlerini de korur niteliktedir. Seçimlerin ertelenmesi Irak’taki siyasi gerginliğin güvenliğe de yansımasına neden olabileceği gibi, ABD’nin de çekilme sürecini sekteye uğratabilecek durumdadır. Bu noktada Obama ve Biden’ın Iraklı siyasetçilere yönelik baskısı anlaşılabilmektedir. Buradan hareketle seçim yasası üzerinde ABD’nin güç ve etki kapasitesi tekrar test edilirken, Haşimi’nin Sünniler arasında azalan popülaritesini arttırmaya ve seçim öncesi ülkedeki Sünnilere “sizin savunucunuz benim” mesajını vermeye çalıştığı söylenebilir. Kürt grupların da Irak siyasetindeki ağırlıklarını test edercesine “biz hala kilit noktadayız” mesajını vererek, güç gösterisi yaptığını söylemek yanlış olamayacaktır.