Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak’ta 18 vilayetin 12’sinde 20 Nisan 2013’te yapılan ve il yönetimlerini belirleyen seçimlerde özellikle Irak’ın güneyindeki vilayetlerde ortaya çıkan tablo Irak genel siyasetini de yeniden şekillendirecek gibi duruyor. Irak’ta hükümet karşıtı kutuplaşma ve Sünni Arapların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde yapılan gösteriler Irak siyasetindeki gerginliği arttırmıştır. Bu dönemde yapılan yerel seçimlerde özellikle bu noktada Irak’ın güneyindeki Şiilerin yoğun olarak yaşadığı 9 ilde (Necef, Kerbela, Vasit, Kadısiye, Musenna, Babil, Zikar, Basra, Meysan) ve Bağdat’ta Irak’taki nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiilerin desteklediği siyasi partiler arasında yaşanan mücadele Irak genel siyasetini de etkileyebilecek ölçüdedir. Nuri El-Maliki’nin başkanlığını yaptığı Kanun Devleti Koalisyonu, Şii gruplar arasında halen birinci parti olma konumunu korurken, 2009’da yapılan seçimlerde elde ettiği 126 sandalyenin 29’unu kaybederek 97 sandalyeye sahip olmuştur. Ayrıca 2009’daki seçimlerde güneydeki 9 vilayette birinci olan Nuri El-Maliki, 2013 seçimlerinde Necef ve Meysan’da birinciliği kaybetmiş, hatta Necef’te üçüncü sırada kalmıştır. Ancak Bağdat ve Basra’da güçlü pozisyonunu korumasına rağmen, Bağdat’ta 2009’da elde ettiği seçimlerde 28 sandalyeden 8’ini kaybetmiş, Basra’da ise 20 sandalyeden 4’ünü kaybetmiştir. Böylece Bağdat ve Basra’daki güç kaybı yaşamıştır. Aynı şekilde Maliki, Necef, Kerbela, Vasit, Kadısiye ve Zikar’da önemli derecede sandalye kaybetmiştir. Bu durum Maliki’nin Şiilerin çoğunluk olarak yaşadığı bölgelerde taban kaybettiğinin en önemli işareti olarak değerlendirilebilir. Zira Irak’ta seçimlerde etnik ve dini kimliklerin seçmenler üzerinde belirleyici rol oynadığını söylemek mümkündür. Bu kapsam Ammar El-Hekim liderliğindeki Irak İslam Yüksek Konseyi’nin öncülüğünde kurulan Vatandaş İttifakı oylarını ve sandalye sayılarını arttırmış, 52’den 60’a yükseltmiştir. Sadr Grubu ise Ahrar Hareketi önderliğinde toplamda 44 sandalye elde ederek istikrarını korumuştur.
Burada Irak İslam Yüksek Konseyi’nin yükselişi dikkat çekmektedir. Irak İslam Yüksek Konseyi, 1982 yılında İran’da kurulmuştur. 2003 yılında Baas rejiminin devrilmesiyle Irak’ta siyasete giren Irak İslam Yüksek Konseyi, 2005’te Irak’ta yapılan ilk genel seçimlerde oluşturulan büyük Şii grubu Birleşik Irak İttifakı’na da öncülük yapmıştır. Kurulduğunda adı “Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi” olan parti, Baas rejiminin Irak’ta düşmesiyle devrimin gerçekleştiği gerekçesiyle 2007 yılında adındaki “Devrim” kelimesini çıkartmış ve Irak İslam Yüksek Konseyi adıyla devam etmiştir. Irak’taki en büyük Şii ailelerden biri olan Hekim ailesinin önderliğinde kurulan parti, Irak’ın en önde gelen Şii din adamlarından biri olan Ayetullah Muhammmed Bakır El-Hekim’den dolayı büyük bir tabana sahiptir. Ayetullah Muhammmed Bakır El-Hekim’in 2003 yılında Necef’te bir bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi, parti tabanını zayıflatmamıştır. 2009’a kadar Abdulaziz El-Hekim liderliğindeki Irak İslam Yüksek Konseyi, Abdulaziz El-Hekim’in hayatını kaybettikten sonra yerine oğlu Ammar El-Hekim tarafından yürütülmektedir. 2010 seçimlerinde büyük bir başarı elde edemeyen Irak İslam Yüksek Konseyi, 2010’dan sonra Irak siyasetinde ılımlı rol oynamaya başlamış ve Şiilerin hakim olduğu bir parti olmasına rağmen özellikle azınlıklar konusunda attığı adımlarla dikkat çekmiştir. Ayrıca Irak iç siyasetinde yaşanan karmaşada ılımlı ve arabulucu rol oynamaya çalışmıştır. Bu ılımlı rolün 20 Nisan 2013 seçimlerinde başarılı sonuç verdiği görülmektedir. Irak İslam Yüksek Konseyi, son dönemde attığı adımlarla da Irak siyasetinde çözüm arayışına girmiş ve en son Irak İslam Yüksek Konseyi’nin girişimi üzerine 1 Haziran 2013 günü Irak’ta siyasi taraflar arasında geniş katılımlı bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıya Irak Cumhurbaşkanlığı’nı temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hudair Khuzai ile birlikte Başbakan Nuri El-Maliki, Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi, Bölgesel Kürt Yönetimi temsilcileri, bakanlar, milletvekilleri ve siyasi parti başkan ve temsilcileri katılmıştır. Toplantıdan somut bir karar çıkmazken, toplantının yapılabilmiş olması bile Irak İslam Yüksek Konseyi için bir başarı olarak değerlendirilebilir. Bu ortam içerisinde Irak İslam Yüksek Konseyi’nin siyasi bir yükseliş trendi içerisinde olduğunu söylemek mümkündür. Burada kritik nokta Irak İslam Yüksek Konseyi’nin Irak hükümetine karşı oluşturulan ve kısmen Sadr Grubunun da dahil olduğu muhalefet hareketine mi yoksa Nuri El-Maliki önderliğindeki hükümet hareketine mi yanaşacağıdır. Siyasi karmaşanın yaşandığı dönemde bile hükümetten bakanlarını çekmeyen ve parlamento toplantılarına katılan Irak İslam Yüksek Konseyi, hükümet karşıtı gibi gözükmese bile, il yönetimlerinin belirlenmesinde Nuri El-Maliki ile bir pazarlık halindedir. Özellikle Basra, Necef ve Meysan’da il meclislerindeki dengeler dahilinde valilerin belirlenmesi konusunda Irak İslam Yüksek Konseyi ve Kanun Devleti Koalisyonu arasında bir pazarlık söz konusudur.
Sonuç olarak 2013 yerel seçimlerin Şii siyasetindeki dengeleri değiştirmiş gözükmektedir. Irak İslam Yüksek Konseyi’nin Meysan ve Kerbela dışında Zikar, Babil, Basra, Vasit, Necef ve Kadısiye’de ikinci parti olarak çıkması ve Basra haricinde Kanun Devleti Koalisyonu arasında fazla bir sandalye farkı bulunmaması Irak İslam Yüksek Konseyi’nin Şii siyasi dengesi içerisindeki önemini arttırmaktadır. Irak İslam Yüksek Konseyi’nin Şii vilayetlerde diğer gruplarla işbirliği yapması halinde Nuri-El-Maliki’nin Basra haricinde vali seçtirebilme olasılığı düşük gözükmektedir. Bu yüzden Irak İslam Yüksek Konseyi’nin siyasi dengede oynayacağı rol önemlidir. Irak’ın Şiilerin çoğunluk olarak yaşadığı güney illerinde Şii gruplar arasında ortaya çıkacak siyasi denge, Irak’taki genel siyasetin de yönünü çizebilecek niteliktedir. Yani Irak’taki yerel siyaset genel siyasetin de rotasını değiştirebilir. Bu durum 2014’te Irak’ta yapılması planlanan genel seçimlerin de ana belirleyicisi haline gelebilir.