Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

İsnad Meclisleri ve Barzani-Maliki Düellosu

  İkili arasındaki gerginlik, özellikle 2007 yılında ABD’nin yeni Irak planının uygulanması ve bu doğrultuda Uyanış Konseylerinin kurularak teröristlerle mücadele edilmesi, hemen ardından da Irak merkezi hükümetinin güçlendirilmeye çalışılmasından sonra belirginleşmeye başlamıştır. Gerginlik kendini Irak siyasetindeki birçok konuda göstermiştir. ABD yönetiminin merkezi hükümete güçlü destek vermesi, Irak’taki güvenlik durumunun iyiye gitmesi, mezhepsel ve etnik ayrımların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar da halk tarafından olumlu karşılanmış, bu noktada halkın da sempatisini kazanan Maliki’nin icraatları kısmen meşruiyet kazanmış ve böylece merkezi hükümeti güçlendirme çabasına girmiştir. Uyanış Konseyleri ve merkezi hükümet arasındaki iyi ilişkiler ile Sünnilerin Irak siyasetine dâhil edilme çabası, Sünnilerin büyük bir kısmının merkezi hükümete sıcak bakmasını ve destek vermesini sağlamıştır. Irak Parlamentosu’nda alınan kararlarda Kürtler hariç hemen hemen tüm grupların birlikte hareket etmesi, (örneğin Irak yerel seçimler yasasının Kerkük’le ilgili 24. maddesi. Bu madde Kürtler hariç bütün grupların ortak hareket etmesi sonucu parlamentodan geçmiş, ancak Kürt asıllı Cumhurbaşkanı Celal Talabani tarafından onaylanmamıştır.) Kürt gruplar tarafından kazanımlarının kaybedilebileceği şeklinde algılanmış ve Kürt gruplar hükümette yer almasına rağmen muhalefet gibi davranmaya başlamıştır. Özellikle Irak hükümetinin, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin yabancı şirketlerle imzaladığı petrol anlaşmalarına karşı çıkması, bu anlaşmaların geçersiz ve anayasaya aykırı olduğunu açıklaması, iki güç merkezi arasında büyük problemlere yol açmıştır. Öte yandan Irak ordusunda yer alacak Kürtlerin oranı, bütçeden Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetime ayrılacak pay, Peşmergelerin finansmanı, sınır kapılarının ve gümrüklerin kontrolü, bölgesel yönetimin sınırları, anayasa değişiklikleri, Kerkük gibi konularda da gerginlik yaşanmıştır.   Ancak yerel seçimlerden hemen önce “İsnad Meclisleri” adıyla oluşturulması planlanan ve Irak’taki mezhepler arası uzlaşmayı sağlamak ve Irak güvenlik güçlerine destek olmak amacıyla kurulması gündeme gelen destek konseyleri, iki yönetim arasındaki gerginliği had safhaya çıkartmıştır. Zaten yaklaşık yüzde 80’ini Sünni Arapların oluşturduğu, ABD tarafından silah ve finansmanı sağlanan ve Irak’taki resmi güvenlik güçlerinin bir parçası haline getirilen Uyanış Konseylerinden rahatsız olan Barzani yönetimi, “İsnad Meclisleri”nin kendilerine karşı kurulduğunu iddia ederek, bu oluşuma şiddetle karşı çıkmaktadır. Irak’ta hem halk arasından hem de hükümette Kürtlere karşı oluşan tepkinin farkında olan Barzani, 2003’ten sonra ABD’nin Irak’taki tek müttefiki olması nedeniyle elde ettiği etkinliği kaybetmek ve yalnız kalmaktan korkmaktadır. 2003’ten bu yana özellikle Irak’taki en etkin Şii partisi olan Irak İslam Yüksek Konseyi ve zaman zaman da Sünni Irak İslam Partisi ile ittifak halinde olan Barzani ve Kürt gruplar, Irak siyasetinde oldukça etkin rol almış, ülke siyasetine yön verebilmiştir. Ancak Irak’taki genel durumun iyiye gitmesi, Barzani ve yönetiminin aşırı talepleri ve bununla birlikte ABD’nin Irak politikasındaki değişiklikle birlikte komşu ülkelerin (özellikle Türkiye’nin Irak’taki siyasete dahil olması) önceliklerinin dikkate alınarak ve bölge gerçeklerine göre hareket etmesi, Kürt grupların ağırlığını ve etkisini azaltmıştır. Son dönemde Irak merkezi hükümetinin güç kazanması, Kürt grupları rahatsız etmektedir. Zira Irak İslam Partisi’nin Kürt gruplarla arasının açılması ve son olarak da Abdülaziz El-Hekim başkanlığındaki Irak İslam Yüksek Konseyi’nin, Kürt grupların iyi niyetli olmadıklarını ve Irak’ı bölmeye çalıştıkları gerekçesiyle gazete ve televizyonlarda “Kürdistan” kelimesi yerine “Kuzey Irak” ifadesinin kullanılacağı kararını alması, Kürt grupları Irak siyasetinde yalnız bırakmaktadır. Özelikle Irak’ın güneyinde 9 vilayeti kapsayan bir federal bölge isteyen Irak İslam Yüksek Konseyi’nin böyle bir karar alması son derece önemlidir. Burada Irak İslam Yüksek Konseyi ile İran arasında çok yakın ilişkiler olduğu düşünüldüğünde, İran’ın inisiyatifi de kısmen ortaya çıkmaktadır. Bu noktada Irak konusunda bölgesel bir anlayış birliğinden söz etmek mümkündür.   Öte yandan Barzani’nin İsnad Meclislerine karşı çıkışının tek nedeninin, bu oluşumun Kürt gruplara karşı kullanılmasından kaynaklanmadığı düşünülmektedir. Zira Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimi, bazı güçlü Kürt aşiretler ve partiler tarafından eleştirilmektedir. Barzani yönetiminin anti demokratik uygulamaları, yazılı ve görsel medyanın özgürce hareket edememesi (bir Kürt gazeteci sadece Barzani yönetimini eleştirdiği için 30 yıl hapse mahkum edilmiştir) bölgesel yönetimde KDP ve KYB dışındaki partilere söz hakkı tanınmaması, kadın haklarına saygı gösterilmemesi gibi konular sıkça Irak ve uluslararası basında yer almıştır. 2009’un Ocak ayı içerisinde de bölgesel yönetimden dört parti istifa etmiş ve Barzani’nin uygulamalarını eleştirmiştir. Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimi idare eden iki büyük Kürt partisi (KDP ve KYB) arasında da sorunlar olduğu bilinmektedir. Öte yandan Maliki’nin İsnad Meclislerinin kurulması sürecinde Kürt aşiretlerle de görüştüğü ve destek istediği iddia edilmektedir. Bu noktada Barzani’nin bu meclislere destek veren Arap aşiretleri vatan haini ilan edileceği yönündeki açıklamasının Kürt aşiretlere gözdağı verme amacı taşıdığı değerlendirilmektedir.   Diğer taraftan İsnad Meclislerinin kurulması planlanan bölgelere bakıldığında, bu yerlerin başta Kerkük ve Musul olmak üzere Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırlarına dahil etmek istediği bölgeler olduğu görülecektir. Bu doğrultuda Irak’taki sosyal yapıda aşiret mensuplarının aşiretlerine bağlılığı göz önünde bulundurulduğunda Barzani’nin hareket alanının kısıtlanacağı düşünülmektedir. İsnad Meclislerinin hükümet tarafından Irak güvenlik güçlerine destek vermesi amacıyla silahlandırılması söz konusu olduğundan, halkın Kürt grupların uygulamalarına direniş gösterme konusunda cesaret kazanacağını söylemek mümkündür. Bu da Barzani’nin işini zorlaştıracaktır.   Yıllardır tehditler savuran ve zaman zaman bağımsızlık naraları atan Barzani’nin son dönemdeki açıklamalarına bakıldığında bir yumuşama ve Irak’a bağlılık konusunda yeni bir tutum takındığı gözlenmektedir. Bu noktada Irak’ın toprak bütünlüğünden bahseden Barzani, Irak’tan ayrılmayı hiç düşünmediklerini sıkça ifade eder olmuştur. Irak’ta yerel siyasette desteğini kaybeden Barzani’nin bu açıklamaları, Türkiye’yle olan ilişkileri gerginleştirmemek, geliştirmek ve hatta aynı dilden konuştuğunu gösterme imajı vermek için yaptığı değerlendirilmektedir. Son dönemdeki gelişmeler de bunu ispatlar niteliktedir. Zira son dönemde Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin temsilcileri yaptıkları açıklamalarda Türkiye’nin önemini belirtmekte ve ilişkileri geliştirmek istediklerini ifade etmektedir. Irak hükümet yetkililerinin son dönemde Türkiye’ye yaptıkları ziyaretler de dikkat çekicidir. Bu noktada Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ve Irak merkezi hükümeti arasında bir denge oluşturduğu düşünülmektedir. Gelişmeler dikkate alındığında Kürt yetkililerin Türkiye’ye yaklaşmaya yönelik adımlar atarak, Irak’ta hareket sahası yaratmaya ve biraz olsun rahatlamaya çalışacakları değerlendirilmektedir. Özellikle terör örgütü PKK, Kerkük ve Türkmenlerle ilişkilerde gelecek dönemde bazı açılımların yaşanması söz konusudur. Böyle bir dönemde, Türkiye’deki karar alıcılarının dikkate alması gereken en önemli konu, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin aşırılıklarına prim verilmemesidir. Türkiye’nin Irak politikasının en önemli ayağı olan Irak’ın toprak bütünlüğünün, Irak’ın merkezi hükümetinin desteklenerek sağlanabileceği ve bu doğrultuda bölgesel yönetimlerle sağlanan irtibatların şu an yapıldığı gibi Irak merkezi yönetimi ile koordinasyon içinde sürdürülmesi gerektiği düşünülmektedir.  

Etiketler

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar