Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Kerkük’te Dikkatten Kaçanlar ve Son Patlamaların Düşündürdükleri

Irak’ın denge noktası Kerkük’te, 6 ay süren sessizliği, ardı ardına patlayan bombalar bozdu. İlk gelen haberlere göre, düzenlenen 3 ayrı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetti ve 100’den fazla kişi de yaralandı. Saldırılar için üç farklı hedef seçilmesi ve özellikle silahlı güçlere yönelik yapılması, Kerkük’teki güvenlik durumunun hassasiyetini göstermektedir. Irak’ta asker ve polislere yapılan saldırılar artık günlük yaşamın parçası haline gelmiştir. Diğer taraftan Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmergelerin oluşturduğu ve “Asayiş” olarak bilinen grubun karargahına yapılan saldırı, Kerkük’teki etnik tansiyonu yükseltecek sonuçlar doğurabilir.

Aslında Irak kamuoyu ve Irak’la ilgilenen çevrelerin hükümet kurma çalışmalarına yoğunlaştığı son dönemde, Kerkük’teki gelişmeler son saldırıların adeta hazırlayıcısıydı. Çünkü son birkaç aydır Kerkük’te meydana gelen ciddi gelişmelere karşılık bu vilayetle ilgili farkındalık alt seviyelere düşmüştü. Yaklaşık 3 ay önce Irak Planlama Bakanlığı Kerkük’te nüfus sayımı yapılması için bir heyet oluşturulmasına karar vermiş, ancak Türkmenler ve Araplar adil temsil edilmedikleri gerekçesiyle bu heyeti protesto etmişti. Kerkük Vilayet Meclisinde nüfus sayımıyla ilgili toplantıya da katılmayan Türkmen ve Arap üyeler bir basın toplantısı düzenleyerek, Vilayet Meclisi’nde nüfus sayımına toplantısına peşmerge güçleri komutanı ile Kürt Bölgesel Yönetimi Nüfus Sayım Komisyonu’ndan bir heyetin katılmasının doğru olmadığını açıklamışlardı. Türkmen ve Arap üyelerin katılmadığı toplantıda Kerkük’ün Kürt asıllı Valisi Abdurrahman Mustafa yaptığı açıklamada, Kerkük’te muhakkak nüfus sayımının yapılması gerektiğinde ısrarcı olmuştu. İşte bu olay Kerkük’te gerilimin fitilini yeniden ateşlemişti. Ardından Kürt Asayişi sıradan bir olayı bahane ederek, Kerkük şehir merkezine girmiş ve özellikle Kerkük’te Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bağdat Yolu, Korya, Kadra, Büyük Pazar, Cumhuriyet Caddesi, Köprüler Başı ve Devlet Hastanesi başta olmak üzere Kerkük şehir merkezinin birçok mahallesinde kontrol noktaları kurmuştu. Daha sonra Türkmen yetkililer tarafından yapılan girişimler sonucu Kürt Asayişi Kerkük’ten çekilmişti. Ancak bu durum Kerkük’teki gerginliği had safhaya getirmişti. Kürt Asayişi’nin Kerkük’e girmesinin etkisi halen devam ederken, ABD’nin terörist örgütler listesinde ikinci sırada yer alan Ensar El-İslam adlı örgüt, 2 hafta önce yayınladığı bildiriyle, Kürtler tarafından ezilen Türkmenler ve Arapların haklarını alacağını ifade ederek, Kürt milis güçler ile Irak ordusu ve polisine yönelik tehditlerde bulunmuştu.

Öte yandan güvenlikle ilgili gelişmeler sosyal ve ekonomik hayata da olumsuz yansımış görünmektedir. Kırsal kesimde yaşayan ve tarımla geçinen Arapların önde gelen şeyhlerinin, Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye’de bulunan Dokan Barajındaki suyu, kendilerine zarar vermek için bilerek tuttuğunu açıklaması bunu kanıtlar niteliktedir. Diğer taraftan şimdiye kadar özellikle Kerkük konusunda ortak hareket eden Türkmenler ve Araplar arasında da özellikle mülkiyetle ilgili konularda sorunlar yaşandığı bilinmektedir. Saddam döneminde Araplara tahsis edilen Türkmen arazi ve mülkleri sorunun temel noktasını teşkil etmektedir. Saddam’ın devrilmesiyle kendilerine verilen toprakları ya da mülkleri bırakıp geldikleri bölgelere giden bazı Arap ailelerin yeniden Kerkük’e gelerek bu mallar üzerinde hak iddia etmesi, Türkmenler ile Araplar arasında kısa süreli önemli bir gerginlik yaratmıştı. Henüz büyük boyutlara tırmanmasa da, bu “mini kriz”in taraflar arasındaki ilişkileri geri dönülmez bir noktaya getirmesi işten bile değildir. Zira Kerkük’te birbirine yakın gibi duran gruplar arasında dahi güven olgusunun zaman zaman ortadan kalktığına sıkça şahit olunmaktadır. Şimdilerde, daha önce aynı masaya oturan tarafların gittikçe birbirlerinden uzaklaştığı görülmektedir. Bu da küçük sorunların büyük sorunlara dönüşebilmesine davetiye çıkarmaktadır.

Öte yandan, Kerkük’e giriş ve çıkış halen ABD kontrolündedir. Bunun nedeni yine ABD’nin, Kerkük’te rakip gruplar arasında denge ve ortak bir anlayış geliştirememesidir. Kerkük’teki ABD güçleri komutanı Eric Welsh, 8 Şubat Salı günü Washington Post’a yaptığı açıklamada bu hususunun altını çizmiştir. Aynı haberde sözlerine yer verilen Kerkük Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Turhan Abdurrahman, ABD’nin çekilmesi halinde Kerkük’teki bombanın nihayet patlayacağını öne sürmüştür. Turan Abdurrahman’ın demeci Kerkük’te hiçbir grubun karşı tarafla uzlaşmaya varamadığı düşünüldüğünde dikkate değerdir. Kürt gruplar, Irak ordusunun çoğunun Araplardan, Irak polisinin de çoğunun Türkmenlerden oluştuğu gerekçesiyle, Kürt peşmergelerin mutlak surette Kerkük’te boy göstermeleri gerektiğini savunmaktadır. Araplar ve Türkmenler de bu iddiaya karşı çıkarak, Kerkük’teki peşmerge varlığının gayrı meşru yani yasalara aykırı olduğunu vurgulamaktadır. İşte çatışan bu talepler arasındaki dengeyi ABD güçleri sağlamaya çalışmaktadır.

Kerkük, Irak için bir test alanı gibidir. Kerkük’te çatışan çıkarları uzlaştırma yönünde sağlanacak bir başarının, diğer bölgelere de olumlu yansıması ihtimali çok yüksektir. Zaten Irak’ta petrol kaynaklarından işletme ve gelir paylaşımından nüfus sayımına kadar bütün konular Kerkük’te düğümlenmektedir. Bu nedenle Kerkük’te pandoranın kutusunun açılması ortaya çıkacak sonuçların Kerkük’ün sınırlarının çok daha ötesinde sonuçlar doğurmasına neden olabilir. Zira Kerkük’teki patlamalardan sonra Kürt Bölgesel Yönetimi kontrolünde olan bölgelerde güvenlik tedbirlerini arttırılmış durumdadır. Diğer gruplar da muhtemelen bu tedbirlere karşılık verecektir. Halihazırda Irak Parlamentosu’nun Kürt asıllı Başkan Yardımcısı Arif Tayfur’un Kerkük’teki güvenlik güçlerini suçlaması, olaya farklı bir boyut daha kazandırmıştır. ABD’nin çekilme sürecinde Irak güvenlik güçlerinin yeterliği halen sorgulanırken, Arif Tayfur’un yaptığı açıklama başta peşmergeler olmak üzere milis güçlerin daha cüretkar olmalarına davetiye çıkarır niteliktedir. Ancak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden yapılan açıklamada, hiçbir grup ve örgüt adı zikredilmeden saldırıların kınanması ve Kerkük’teki kardeşliğin bozulmayacağını vurgulaması Kerkük bağlamında olumlu bir gelişmedir. Ancak bu söylemin devamlılık ve kararlılıkla sürdürülmemesi, daha da önemlisi, uygulamadaki tutumla tutarlı olmaması özelde Kerkük’ün genelde ise Irak’ın istikrarına zarar verebilir.  

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar