Kerkük, Irak’ın enerji haritasında stratejik öneme sahip ve ülkenin etnik, mezhepsel ve siyasal dengelerinin yoğun şekilde kesiştiği kırılgan bir merkezdir. Bu nedenle Kerkük’te yaşanan her idari değişim, yerel bir görev devrinin ötesinde Irak’ın genel siyasi mimarisine ve bölgesel güç dengelerine dair önemli ipuçları barındırmaktadır. Özellikle son dönemde derinleşen ekonomik kriz, Irak federal bütçesinin tıkanması ve merkezi yönetimin yeniden şekillenme süreciyle birlikte değerlendirildiğinde Kerkük’te valiliğin el değiştirmesi yeni bir yönetim anlayışının, yeni bir güç dağılımının ve potansiyel bir kalkınma modelinin habercisi olarak okunmalıdır. Bu bağlamda Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa’nın vali seçilmesi ile Kerkük, vilayetin gelecekte nasıl yönetileceğine dair bir deneme sahası niteliği taşımaktadır.
Irak’ta son yıllarda siyasi uzlaşmazlıklar, petrol gelirlerinin paylaşılması konusunda Bağdat ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki anlaşmazlık, yüksek kamu harcamaları ve yolsuzluğun birleşmesiyle yaşanan çok katmanlı krizler, siyasal yapının yanı sıra ekonomik ve toplumsal dengeleri de derinden etkilemiştir. Bu krizlerin en belirgin yansımalarından biri, federal bütçe süreçlerinde yaşanan aksaklıklar ve bunun yerel yönetimler üzerindeki doğrudan etkileridir. Irak’ta özellikle 2024 yılında onaylanan son federal bütçenin ardından 2025 yılı bütçe revizyonunun çeşitli siyasi ve mali nedenlerle yürürlüğe girememesi, Irak genelinde ciddi bir mali darboğaz yaratmıştır. Bu durum, 2025 yılı ve 2026’nın ilk çeyreğinde vilayet düzeyindeki yönetimlerin kalkınma projelerini durma noktasına getirmiş, kamu hizmetlerinde aksamalara yol açmış ve toplumsal refahı doğrudan etkilemiştir.
Kerkük’te kalkınma sorunları
Irak’ı kapsayan genel kalkınma manzarasının en dikkat çekici yansımalarından biri, stratejik ve ekonomik açıdan kritik bir konuma sahip olan Kerkük’te görülmüştür. Yeraltı kaynakları bakımından Irak’ın en zengin vilayetlerinden biri olan Kerkük, yüksek bir ekonomik potansiyele sahip olmasına rağmen bütçe eksikliği nedeniyle bu potansiyelini pratiğe dönüştürememiştir. Özellikle kamu istihdamı alanında yaşanan daralma, genç nüfus üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuştur. Nitekim yaklaşık 7 bin mezunun sözleşmeli kadrolardan mahrum kalması, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal huzuru tehdit eden bir gelişme olarak öne çıkmıştır.
Kerkük’te ekonomik ve sosyal darboğazın ortasında önemli bir siyasi değişim yaşanmıştır. Dönüşümlü valilik modeli çerçevesinde 16 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen değişimle birlikte Kürt kökenli valinin yerine Türkmen bir valinin seçilmesi, yalnızca yerel bir idari değişiklik olarak okunmamalıdır. Bu değişiklik, aynı zamanda Irak siyasetindeki daha geniş ölçekli dönüşümlerin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu değişimin zamanlaması özellikle dikkat çekmektedir. Zira Kerkük’teki valilik değişimi, Irak’ta cumhurbaşkanının seçildiği döneme denk gelmiştir. Irak Anayasası’na göre cumhurbaşkanının seçilmesinden itibaren 15 gün içerisinde en büyük parlamenter blok tarafından başbakan adayının belirlenmesi gerekmektedir. Bu süreç, yürütme organının yeniden şekillenmesi açısından kritik bir eşiktir. Dolayısıyla Kerkük’teki valilik değişimi, yalnızca yerel bir uzlaşı sonucu değil, aynı zamanda merkezi hükümetin yeniden inşa süreciyle paralel ilerleyen bir siyasi düzenlemenin parçası olarak okunmalıdır.
Bağdat ve Ankara’nın Kerkük’te kalkınmaya etkisi
Irak’ta başbakan seçilmesi, yalnızca siyasi istikrar açısından değil, aynı zamanda ekonomik toparlanma açısından da belirleyici olacaktır. Yaklaşık iki yıldır onaylanamayan federal bütçenin yeniden gündeme alınması ve yürürlüğe konulması, yeni hükümetin en öncelikli konularından biri olacaktır. Özellikle 2025 ve 2026 yıllarını kapsayacak şekilde hazırlanacak bir bütçenin kabul edilmesi, vilayetlerin merkezi yönetimden alacakları payların yeniden dağıtılmasını sağlayacaktır. Kerkük özelinde değerlendirildiğinde, bu gelişme son derece kritik bir anlam taşımaktadır. Zira mevcut durumda vilayet, petrol gelirlerine rağmen sınırlı bir bütçeyle yönetilmekte ve bu durum altyapı yatırımlarını, kamu hizmetlerini ve kalkınma projelerini ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Yeni bütçenin onaylanmasıyla birlikte Kerkük’ün hem merkezi bütçeden daha fazla pay alması hem de yerel kalkınma projelerini hızlandırması mümkün hale gelecektir.
Türkmen bir valinin göreve gelmesi ise bu süreci yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyo-politik bir boyuta da taşımaktadır. Kerkük’te Türkmenlerin tarihsel olarak sınırlı düzeyde üst düzey idari görevlerde yer alabildiği düşünüldüğünde, bu gelişme sembolik olduğu kadar pratik sonuçlar doğurma potansiyeline de sahiptir. Özellikle bütçe dağılımı ve yatırım öncelikleri açısından Türkmenlerin daha görünür ve etkili bir rol üstlenmesi beklenebilir. Bu noktada Türkiye faktörü de göz ardı edilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin uzun yıllardır Irak Türkmenlerine verdiği siyasi ve kültürel destek, bu yeni dönemde daha somut ekonomik ve kurumsal iş birliklerine dönüşebilir. Türkmen bir ismin Kerkük valiliğine gelmesi, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, belediyeler ve çeşitli kamu kurumlarının Kerkük’teki kalkınma projelerine daha aktif şekilde dahil olmasının önünü açabilir. Bu durum, Türkiye-Irak ilişkilerinde dile getirilen “Türkmenlerin Türkiye ve Irak arasında bir köprü” olduğu söylemini teorik bir çerçeveden çıkararak pratik bir iş birliği modeline dönüştürebilir. Özellikle ticaret, altyapı, eğitim ve sağlık alanlarında geliştirilecek projeler, iki ülke arasındaki ekonomik entegrasyonu artırabilir. Daha da önemlisi, bu iş birlikleri Kerkük’ün yerel kalkınmasına doğrudan katkı sağlayarak bölgedeki istikrarı güçlendirebilir.
Yeni dönemde Kerkük’te öncelikli yatırım alanlarının çeşitlenmesi beklenmektedir. Sağlık altyapısının güçlendirilmesi, yeni hastanelerin ve sağlık merkezlerinin inşa edilmesi, eğitim kurumlarının artırılması ve modernize edilmesi, genç nüfusun istihdam edilebilirliğini artıracak mesleki eğitim programlarının hayata geçirilmesi bu alanların başında gelmektedir. Aynı zamanda petrol zengini bir vilayet olan Kerkük’te rafineri kapasitesinin artırılması ve enerji sektöründe katma değer üreten yatırımların teşvik edilmesi, ekonomik kalkınmanın temel dinamiklerinden biri olabilir.
Sonuç olarak Kerkük’te başlayan yeni vali dönemi, yalnızca idari bir değişim olarak değil, aynı zamanda çok boyutlu bir dönüşüm süreci olarak değerlendirilmelidir. Irak’ta merkezi hükümetin kurulmasıyla birlikte bütçe krizinin aşılması, yerel yönetimlerle merkezi yönetim arasında etkin bir koordinasyon sağlanmasına yol açabilir. Ayrıca uluslararası ve bölgesel iş birlikleri sayesinde Kerkük; kısa vadede toparlanma, orta vadede kalkınma ve uzun vadede ise bölgesel bir cazibe merkezi haline gelebilir.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise bu modelin Irak geneline örnek teşkil etme potansiyeli bulunmaktadır. Uzun yıllar savaş, terör ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Irak toplumunun artık çatışma eksenli bir gündemden uzaklaşarak kalkınma, refah ve ortak yaşam üzerine odaklanması mümkündür. Kerkük’te uygulanacak kapsayıcı ve dengeli bir yönetim modeli, farklı etnik ve mezhepsel grupların bir arada barış içinde yaşayabileceğini gösteren somut bir örnek oluşturabilir. Kerkük’te yeni dönemin başarıya ulaşması ise büyük ölçüde siyasi irade, ekonomik planlama ve toplumsal uzlaşının ne ölçüde sağlanacağına bağlı olacaktır. Eğer bu üç unsur dengeli bir şekilde bir araya getirilebilirse, Kerkük yalnızca Irak’ın değil, bölgenin de yükselen merkezlerinden biri haline gelebilir.