Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak’ın petrol zengini şehri Kerkük. Tek başına 8,7 milyar varillik petrol rezerviyle bir servet. Ancak petrolün karanlığı Kerkük’ü de karanlığa boğuyor. 2003’ten bu yana Kerkük’ün üzerine adeta bir kara bulut gibi çöken Kürt gruplar, ABD’nin desteğiyle birlikte kısa zamanda Kerkük’te otorite sağlamayı başarabildi. Artık alışılageldiği ve kanıtlandığı şekilde Kürtlerin Kerkük’te nüfus arttırma girişimleri, elinde bulundurduğu silahlı güç ve vilayet yönetimiyle şehirde yaşayan diğer etnik gruplar üzerinde yarattığı baskı sıradanlaşmış gözüküyor. Kürt gruplar ellerinde bulundurdukları bu güce rağmen halen Kerkük’ü Irak’ın kuzeyindeki bölgeye bağlamayı başarabilmiş değil. Bu hayalin gerçekleşmesi bundan sonra da zor gözüküyor. Irak’ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetiminin aşırı politika ve istekleri, Irak’ın her kesiminden tepki topladığı gibi, savaş başından bu yana en yakın müttefiki olduğu ABD’nin de rahatsız olduğu açık bir dille ifade ediliyor. Diğer taraftan başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri de bu durumdan rahatsız. Anayasal süreç tıkandığı gibi Kerkük’le ilgili siyasi süreç de ilerleyemiyor. Süreç ilerleyemediği için de Kerkük’teki kontrolü elinde bulunduran Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetime bağlı unsurların hakimiyeti devam ediyor ve bundan avantaj sağlıyor. Mevcut durumdaki Kerkük vilayet yönetiminin meşru olduğunu söylemek yanlış olur. Zira Kerkük’teki yerel yönetimi belirleyecek bir seçim halen yapılabilmiş değil. Seçim yapılamamasına rağmen yerel seçim yasasında yer alan 23. maddeye göre yeni bir yönetim paylaşımı belirlenmiş olmasına rağmen henüz bir değişiklik yaşanmamıştır. Yasaya göre Kerkük Vilayet Meclisi Başkanı’nın Türkmen olması gerekirken, halen Meclis Başkanlığı Kürtler tarafından yürütülmektedir. Bu durum seçim öncesi ortamı iyice germiş durumda. Özellikle kentteki güvenliğin kontrolünü elinde bulunduran Kürtler, Türkmen adayları sindirmek ve korkutmak, halkın sandığa gitmesini engellemek için her türlü girişimde bulunuyor. Geçtiğimiz hafta sonu Irak Türkmen Cephesi’nin Kerkük Milletvekili Adayı Erşat Salihi’nin konvoyuna silahlı Kürtler tarafından tacizde bulunuldu. Daha sonra da Irak Türkmen Cephesi binası basılmaya çalışıldı. Gerginlik havaya ateş açılmasıyla doruk noktasına ulaşırken, Kerkük polisinin müdahalesi sayesinde yatıştırılabildi. Yaşanan başka bir olayda ise hangi gruptan olduğu bilinmeyen bazı Kürtlerin, Kerkük’ün en önemli Türkmen mahallelerinden olan Musalla’ya Kürt bayrağı dikme girişimi, olayı gören bazı Türkmenlerin bunu engellemesiyle sonuçlandı. Gece geç saatlerde meydana gelen olayda bayrak dikme girişiminde bulunan kişilerden birkaçı yaralanırken girişimi engellemeye çalışan Türkmenlerden birisi de tutuklandı. Daha sonra yine eski Irak Başbakanı İbrahim Caferi’nin liderliğindeki Milli İslah Hareketi’nin Kerkük’teki Türkmen Milletvekili adayı Ammar Kahya’nın kardeşi Perşembe günü Kürt asayişi tarafından evi basılarak nedensiz kaçırılmış, daha sonra yapılan görüşmeler sonucunda serbest bırakılmıştır. Bir başka bölgede de Türkmenlerin seçim kampanyası sırasında Kürt gruplar tarafından kavga çıkartılmıştır. Ayrıca seçim öncesinde kurulan ve içinde ABD, Irak güçleri ile Kürt peşmergelerin yer aldığı ortak güç de Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin elini güçlendirmiştir. Bu gücün bir amacının Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ve merkezi hükümeti ile Kürt gruplar ve Sünni Araplar arasında yaşanan gerginliğin azaltılması ve aralarında uzlaşmanın sağlanması olduğu ifade edilse de Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin bu durumdan avantaj sağladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Musul, Diyala ve Kerkük çevresinde görev yapan bu güçle birlikte, peşmergeler Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin dışında görev alarak etki alanını genişletmektedir. Bu durum da zaten diğer gruplar üzerinde yoğun olarak hissedilen peşmerge baskının artmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan son zamanlarda Kürt siyasetçilerin yaptıkları açıklamalara bakıldığında Kerkük konusunda cesaretlendikleri de görülmektedir. KYB lideri Celal Talabani, Kerkük’ün kendi şehirleri olduğunu ifade ederken, Kürt Listesi milletvekili adayı Halit Şivani yaptığı açıklamada, Kürt Listesi’nin ilk işinin Kerkük’ün Irak’ın kuzeyindeki bölgeye bağlanmasına çalışmak olacağını belirterek, Kerkük konusundaki hassas dengeleri olumsuz yönde etkileyecek açıklamalar yapmıştır. Çatışmanın eşiğine gelen Kerkük’teki sorunlar nedeniyle Birleşmiş Milletler de rahatsızdır. Bu nedenle BM temsilcileri Şubat ayı içinde Kerkük’te bir toplantı yapmış ve Kerkük’teki sorunların çözümü için parlamentoya sunulmak üzere bir rapor hazırlamıştır. Rapora göre, Kerkük’teki en büyük sorun, arazileri ellerinden alınan kişilerin açmış olduğu davalardır ve bu davalar bu hızla giderse 80 yılda çözülemeyecektir. Bu nedenle raporda Türkmenlerin baskısıyla yer alan ifadeye göre, mülkiyet sorunlarının 16-24 yıl arasında çözülmesi hedeflenmektedir. Bilindiği üzere Saddam rejimi boyunca Kerkük’teki yerel halkın arazileri ellerinden alınarak devletleştirilmiş ve başkalarına verilmiştir. Saddam rejiminin devrilmesinin ardından Kerkük’e giren peşmergeler Baas Partisine ait binalar ve kamu binaları ile arazileri işgal etmiştir. Ancak rejimin devrilmesiyle birlikte Kerkük için ortaya konan normalleştirme süreci çerçevesinde bu yerlerin eski sahiplerine iade edilmesi kararlaştırılmıştır. Bu sebeple kurulan komisyon dahilinde başvurular yapılmış ve bugün bu başvuruların 40 binin üzerine çıktığı bilinmektedir. Diğer taraftan başvuru sahiplerinin yüzde 90’dan fazlasının Türkmenler olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuçlanan dosya sayısının başvurunun yaklaşık yüzde 10’u kadar olduğu ifade edilmektedir. Yani eski rejimin devamı şeklinde Türkmenlerin hakları çiğnenmeye devam etmektedir. Bu nedenle mülkiyet sorununun Kerkük için en büyük çıkmazı oluşturduğu söylenebilir. Mülkiyet sorunları acil bir şekilde gündeme getirilmeli ve dikkatler bu yöne çekilmelidir.