Yrd. Doç. Dr. Serhat Erkmen, ORSAM Ortadoğu Danışmanı, Ahi Evran Üniv. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi
2 Ağustos günü Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Kuzey Irak’taki Süleymaniye kentinde Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ve Bölgesel Kürt Yönetimin Başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi. Irak’taki merkezi hükümet ile kuzeydeki bölgesel yönetim arasındaki ilişkilerin uzun süredir gergin olduğu bir ortamda gerçekleşen görüşme Irak’ta yeni gelişmeler yaşanacağının habercisi olabilir. Ancak, ziyaretin hemen sonuç üretmesi ve Araplar ile Kürtler arasındaki sorunların sona ereceğine dair bir beklentiye girmek pek de doğru görünmemektedir.
Başbakan olduğundan bu yana Kuzey Irak’a hiç gitmeyen ve Barzani ile medya üzerinden açık ve sert bir tartışma yürüten Maliki’nin bu gezisinin nedenleri olarak şunlar sıralanabilir:
1. ABD’nin Baskısı: ABD’nin Irak’tan askerlerini çekme sürecinin başlamasıyla birlikte en ciddi endişesi Araplar ve Kürtler arasındaki sorunların çözülememesi sonucunda bir çatışma ortamı doğmasıdır. 2007 yılında tavan yapan şiddet olaylarının göreli olarak azalması ABD’nin Irak’taki elini güçlendirmişti. Nitekim bundan yarar sağlayan sadece Amerikan yönetimi olmadı. 31 Ocak 2009 seçimlerinin de gösterdiği üzere, Başbakan Maliki güvenlik sağlayan, merkeziyetçi yönü güçlü ve milliyetçi görüntüsüyle diğer partilere karşı başarı sağlamıştı. Ancak, ABD askerlerinin çekilmeye başlaması iki eksende yeniden çatışmaların artmasına neden oldu. Bu eksenlerden birisi başta Başkent Bağdat olmak üzere Sünni-Şii çatışmasını yeniden alevlendirmek üzere gerçekleşen eylemlerdir. Diğeri ise tartışmalı bölgeler olarak adlandırılan ve Musul’un batısındaki Sincar ilçesinden Diyala’daki Hanekin ilçesine kadar uzanan bölgede Kürtler ve Araplar arasındaki gerginliğin ürünü olarak yaşanan saldırılardır. İkinci eksende gerçekleşen saldırılar özellikle Türkmenlerin yaşadıkları bölgeleri de barındırdığından Türkmenlerin de hedef alınmasına neden olmuştu. Bu durum, Irak’ta son aylarda güvenlik durumunun kötüleşmesine neden olmaktadır. Dahası, Kürtler ile Araplar arasındaki gerginliğin artması, mezhepsel savaş korkusunun yerine etnik çatışma olasılığının güçlenmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, ABD, hem Maliki’ye hem de Barzani’ye yönelik güçlü bir baskı uygulamaya başlamıştır. ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in geçen hafta Irak’a yaptığı ziyaretin ana gündem maddesini Kürt-Arap sorununun çözülmesi oluşturmuştur. Gates, Kürtler ile Araplar arasındaki sorunların ABD askerlerinin çekilmesinden önce tamamlanması gerektiğini açıklamıştır. Ayrıca yine geçen hafta ABD’nin Irak’taki en üst düzey komutanı olan Raymond Odierno, Kürtler ve Araplar arasındaki sınır ve petrol sorunlarının ülkedeki istikrara yönelik en büyük tehdit olduğunu söylemiştir. Üst üste yapılan ziyaretler, görüşmeler ve açıklamaların Maliki-Barzani görüşmesini tetiklediğini söylemek yanlış olmayacaktır.
2. Kuzey Irak’taki Seçimin Etkisi: Ziyaretin zamanlamasının daha çok Kuzey Irak’ta yapılan seçimle bağlantılı olduğu söylenebilir. Maliki ve Barzani arasındaki buzların erimesi için yapılabilecek bir girişim için en uygun dönem Barzani’nin başkan seçilmesinin hemen sonrasıydı. Böylece, Maliki, Barzani’yi tanıdığını göstermiş, Barzani de sert söylemlerini bir yana bırakarak uzlaşma niyetinde olduğu mesajını vermeye çalışmıştır. Bugüne kadar taraflar arasındaki önemli sorunlar baş gösterdiği zaman basın üzerinden tartışmakta ve karşılıklı heyet gönderilmekteydi. Bu nedenle iki liderin buluşması verilen görüntü açısından da anlamlıdır. Ancak, burada en önemli faktörlerden birisinin Celal Talabani olduğu unutulmamalıdır. İkili arasındaki sorunların çözülmeye çalışılmasında özel gayret sarf eden Talabani’nin bu çabalarını seçim sürecinde hızlandırdığı görülmektedir. Seçimde beklediği oya ulaşamayan ve ciddi bir muhalefetle karşı karşıya geleceğini gören KDP ve KYB, merkezi hükümet ile ilişkilerini yeniden güçlendirerek hem iç hem de dış cephede çarpışmak istemediğini göstermektedir. Değişim Listesi’nin meydan okumasına karşı vereceği mücadelede kuzeydeki iktidar partilerinin Bağdat ile iyi ilişkiler içinde olması önemlidir. Bağdat’tan para akışının kesilmesi ve projelere kaynak aktarılamaması halinde muhalefet daha da güçlenebilir. Ayrıca, ziyaret sırasında 140.maddenin uygulanacağı konusunda garanti alındığının ilan edilmesi içerideki muhalefetin “Kerkük konusunda adım atmıyorsunuz” eleştirisine karşı koymak için iyi bir araç sunmaktadır. Her ne kadar Maliki’nin bu tür bir garanti vermiş olması olasılığı çok düşük olsa da bunun bir propaganda aracı olarak değeri büyüktür. Özetle, Maliki’nin ziyareti seçimde beklediği başarıyı sağlayamayan KDP ve KYB için Bağdat ile güçlü ilişkiler, “çatışmadan uzaklaşılıyor” ve “Kerkük konusunu bizim istediğimiz gibi çözüyoruz” mesajları açısından önemli görünmektedir.
Ziyaretin Olası Sonuçları
Ziyaretin Bağdat açısından en önemli yanı Maliki’yi güç duruma düşürmesi olasılığıdır. Kerkük, tartışmalı bölgeler ve petrol yasası gibi konularda kuzeydeki yönetimin taleplerine ısrarla direnen Maliki, bu sayede Sünni Araplardan ve Şiiler içindeki milliyetçilerden destek bulabilmiştir. Maliki’yi desteklemeyen gruplar dahi onun bu tutumunu beğendiklerini dile getirmektedir. Dolayısıyla, ziyaret Maliki’nin bu gruplar karşısında konumunu zayıflatabilir. Iraklı siyasi partiler arasında Irak İslami Yüksek Konseyi, Eyad Allavi ve Tarık Haşimi’ye yöneltilen “Kürtlerle çok iyi ilişkileri bulunma eleştirisine” artık Maliki de muhatap olabilir. Bu durum seçim öncesinde koalisyon yapma çabası içinde olan Maliki’nin durumunu zorlaştırabilir.
Ziyaretin ne kadar “başarılı” ya da sonuç üretebilir olacağını önümüzdeki günler belirleyecektir. Ziyaret sırasında en çok ön plana çıkan Kerkük sorununun nasıl çözüleceği hala merak konusudur. İki taraf arasındaki sorunların çözülmesi için 1 Kasım 2008’de güvenlik, peşmerge, tartışmalı bölgeler dış politika petrol ve gaz, güç paylaşımı ve anayasal reformlar konusunda çalışmalar yürütecek 5 komite oluşturulmuştu. Bu komitelerin sonuç vermediği görülmektedir. Bu durumda Maliki’nin Kerkük’teki vilayet meclisi seçimi ve anayasanın 140.maddesi konusundaki tutumu çok büyük önem kazanacaktır. Maliki’nin ABD baskısı nedeniyle uzlaşma arayışına girdiği bir ortamda 140.maddenin uygulanmasını kabul etmesi, Sünni Araplardan bulduğu desteği tamamen yitirmesine neden olabilir. Bu durum ise Irak’ın seçimlere yine Şii, Sünni ve Kürt partilerin kendi ittifaklarıyla katılacağı bir atmosfer yaratabilir. Ancak, Maliki’nin ziyaretinin sonuç üretmemesi ise Bağdat ile bölgesel yönetim arasındaki gerginliğin yeniden tırmanacağı bir ortam yaratabilir. Bu nedenle, ziyaretin sadece görüntüyü kurtarmaktan ziyade olumlu ya da olumsuz yeni gelişmelere neden olabilecek bir nitelikte olduğu söylenebilir.