Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Maliki’nin Zaferi ve Ban Ki Mun’un Irak Ziyareti

Irak’ta uzun zamandır sonuçları merakla beklenen yerel seçimler 31 Ocak 2009’da yapılmış ve seçimlerin kesin olmayan ilk sonuçları açıklanmıştır. Sonuçlara henüz  mülteciler, polisler, askerlerin oyları gibi 31 Ocak’tan önce kullanılan oylar dahil edilmemiştir. Yerel seçimler, Irak’ta vilayetlerde bulunan il meclislerinin üyelerini belirleyecek ve bu meclisler valileri seçecektir. Irak’taki siyasi yapıda il meclisleri oldukça önemli yetkilere sahiptir. ABD işgali sonrası 2005’te yapılan ilk seçimlerin ardından yapılan seçimler oldukça farklı bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Ancak bunun beklenen bir durum olduğunu söylemek mümkündür.   Öncelikle bu seçim, Irak’ın kontrolündeki ilk seçim olma özelliğini taşımaktadır. ABD işgali de facto olarak sona ermemiş olsa da, de jure olarak Irak’taki tüm yetkiler Iraklı makamlara bırakılmıştır. Daha önceki seçimler ABD işgali altında gerçekleşmiştir. 2005 seçimlerinde Sünni gruplar seçime katılmamış ve bu nedenle Irak’taki siyasi süreçten uzak kalmışlardır. Ancak bu son seçimlerde Sünnilerin katılımının oldukça yoğun olduğu gözlemlenmiştir. Diğer taraftan seçime katılan seçmen sayısında da bir düşüş yaşanmıştır. Sünni grupların da seçime katılmasıyla Sünnilerin sandığa gitme ihtimali göz önüne alındığında katılımın yükselmesi beklenmiştir. 2005 seçimlerinde seçimlere katılım U.7 olurken 31 Ocak’taki seçimlerde bu oran Q’e gerilemiştir. Ancak bu düşüşün yaşanmasında Irak’ın kuzeyindeki üç vilayet (Erbil, Süleymaniye ve Duhok) ile tartışmalı olan ve özel bir yasayla ileriki bir tarihte seçimlerin yapılması planlanan Kerkük’te, 31 Ocak’ta seçimlerin yapılmamış olmasının etkili olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca Iraklıların seçimlere olan inancının çok yüksek olmadığı da gerçektir. Öte yandan birçok seçmenin seçmen kâğıdı olmasına rağmen isimlerini seçmen listelerinde bulamamaları nedeniyle de oy kullanamamasının seçmen sayısındaki düşüşe neden olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Seçimlerde geçmiş seçimlere nazaran hile ve usulsüzlüklerin az olması ve Irak’ta güvenlik şartlarının iyileşmesiyle birlikte; Musul, Diyala, Basra, Necef gibi alanlarda seçim öncesi gerginlikler yaşanmasına rağmen, seçimlerde şiddet olaylarının fazla yaşanmamasının, demokrasiyi yerleştirmeye çalışan Irak’ın geleceği açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu noktada seçim sonuçlarına göre, Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu’nun birinci parti olarak çıkmasının, merkezi hükümeti güçlendirdiği ve halkın merkezi devlete olan inancını gözler önüne serdiği değerlendirilmektedir.    Seçim sonuçları Irak için yeni bir durum ortaya koyarken, Irak’ın güneyindeki Şii partiler açısından da önemli sonuçlar doğurmuştur. Özellikle güney kentlerde hâkimiyet kuran Irak İslam Yüksek Konseyi’nin taban kaybetmesi önemlidir. Irak İslam Yüksek Konseyi’nin İran’la var olan bağları göz önünde bulundurulduğunda, Iraklıların yeni bir milliyetçilik geliştirmeye doğru yol aldığı ifade edilebilir. Diğer taraftan ABD işgalinden bu yana Irak İslam Yüksek Konseyi, Irak’ın güneyindeki 9 vilayeti kapsayan bir federal bölge istediğini dile getirmektedir. Ancak Irak’ın güneyindeki bu 9 vilayette ve Bağdat’ta Maliki’nin ilk parti olarak seçimlerden çıkması, bu ihtimali azaltmaktadır.   Seçim sonuçlarında, Irak İslam Yüksek Konseyi, Irak İslam Partisi gibi mezhepsel temele dayalı partilerin bir önceki seçimlere göre oy kaybetmesi, Irak halkının etnik ve dini çatışma ve mücadeleye karşı tavrını ortaya koyar niteliktedir. Etnik ve dini çatışmalar nedeniyle Irak’ta birçok kişinin hayatını kaybetmesi, Irak halkının daha laik ve milliyetçi bir tavır takınmasına ve bunu seçimlere yansıtmasına neden olduğu düşünülmektedir. Öte yandan seçim sonuçlarına bakılarak Irak’ın toprak bütünlüğüne ve federalizme karşı bir tavır alındığını söylemek mümkündür. Zira Irak’ta federalizmi savunan birçok partinin oy kaybettiği görülmektedir. Ayrıca Maliki’nin seçimlerdeki başarısında, Başbakanlık makamına sahip olmasının da etkisi göz ardı edilmemelidir. Zira Irak eski Başbakanı Iyad Allavi de 2005 seçimlerinde yüksek bir oy oranına sahip olmuştur. Ancak son seçimlerde Allavi’nin de oy oranın düştüğü görülmektedir. Bu noktada Irak’taki popülerliğin, seçimlerde başarı getirdiği ifade edilebilir. Ancak bunun yönetimin uygulamalarından bağımsız algılamanın mümkün olmadığı düşünülmektedir. Maliki görev süresi boyunca, arkasına aldığı destekle (hem Türkiye ve İran gibi bölge ülkeleri hem de AB, ABD ve BM gibi güç odakları Maliki’yi desteklemiştir) merkezi hükümetin önemine değinmiş, Irak’ta huzursuzluk çıkaran güçlerin üzerine gitmiş, uygulamalarında etnik ve dini ayrım gözetmemiş, Sünnilerin Irak’taki siyasi sürece dahil olması yönünde alınan kararlara saygı duymuş, Irak’ta yaşayan her kesimle iyi ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Böylece Maliki, mezhep ve etnik çatışmalardan sıkılan Irak halkında sempati uyandırdığı gibi, uluslararası platformda da destek artmıştır.   Bu noktada, Irak’ta yerel seçimlerden hemen sonra BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un Irak’ı ziyaret etmesi, Irak’taki siyasi sürece verilen destek açısından önemlidir. Ban Ki-mun Irak ziyaretinde, BM’nin, Irak’taki siyasi süreci destekleyeceği, ulusal uzlaşmanın arkasında olacağını açıklaması, Maliki’ye olan desteği gösterir niteliktedir. Bu Maliki’nin elini güçlendirdiği gibi, yılsonunda yapılacak genel seçimlerde de bir avantaj sağlayabilecektir. Maliki’nin uyguladığı politikaları devam ettirmesi, ona verilecek destek açısından önemlidir.   Öte yandan Maliki’nin bu seçimlerden güçlenerek çıkması, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunan, Irak’ın istikrarlı ve güçlü bir demokrasiye sahip olmasını Irak politikasının ön sıralarına koymuş olan Türkiye için olumludur. Güçlü bir merkezi hükümetin Türkiye’nin Irak’a ilişkin kaygılarını giderebileceği düşünüldüğünde, bu seçimleri Türkiye açısında da bir kazanım olarak nitelemek mümkündür.      

Etiketler

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar