Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye’de Halk Ayaklanması, Türkiye ve Türkmenler

Av. Ali Öztürkmen, Suriye Türkmen Hareketi Sözcüsü
Arap ülkelerinin özgürlüğe ve demokrasiye olan özleminin sonucunda ortaya çıkan ayaklanma hareketlerini Suriye'de 5 Mart 2011 tarihinde başlatan olay; 14 yaşlarında 16 okul çocuğunun okul duvarına “rejim gitsin, halk özgürlük istiyor” yazısını yazması olmuştur. Güvenlik görevlerinin çocukları gözaltına alması ve işkence etmesini takiben tepki olarak 18 Mart 2011 tarihinde Cuma namazı sonrası olayı protesto eden halka rastgele ateş açılmıştır. Bunun sonucunda 10 kişiden fazla Suriyeli öldürülmüş ve ardından Suriye halkı sokağa dökülmüştür. Meşruiyete sahip olmayan, 1963 yılında askeri darbeyle iktidara gelen ve babadan oğla devredilen devlet yönetimi Suriye halkından kopuk olarak bugüne kadar yaşamıştır. Rejim geniş bir tabana dayanmadığı gibi yakın akraba ve bazen de mezhepsel yakınlığı esas alan bir çıkar gözetme durumunu sürdürmüştür.

Bugünün tarihi itibarı ile tespit edilen ölü sayısı 2650 kişiyi bulmuş bulunmaktadır. Ama gerçek rakamlar bunun çok üstündedir. Birçok bölgede toplu mezarların olduğu iddia edilmektedir. Ancak gelinen noktadan sonra Suriye halkının geri adım atması ve değişim talebinden vazgeçmesi mümkün görünmemektedir. Suriye’nin Libya, Tunus ya da Mısır’dan farkı daha katı bir rejime sahip olması, aile hanedanlık ve mezhep yapısı üzerine kurulmuş olması ve güvenlik birimleri (ordu ve istihbarata) ile tüm sistemin bir bütün olarak yürütülmesidir. Bu nedenlerle rejimin yıkılma süreci daha uzun süreye yayılacaktır. Bu durumu öngörmeye iten bazı gelişmeler de yaşanmaktadır. Bunlar arasında Hama operasyonuna karşı çıkan Savunma Bakanı Tümgeneral Ali Habib’in istifasından sonra evinde ölü bulunması ve aynı gün, ılımlı uygulamaları eleştiren büyük Sünni alimlerinden Halep Müftüsü İbrahim Selkini’nin ve beraberindeki beş din adamının rejim tarafından öldürülmesi sayılabilir.

Suriye halkının ayaklanmasının en başta gelen nedeni hem siyasal hem de ekonomik iktidarın Esad ailesi, akrabaları ve yakın çevresi tarafından uzun yıllar sömürülmüş olmasıdır. Halk, yönetimin bizzat halkın hür iradesine bırakılmasını, herkesin devlet imkanlarından eşit şekilde yararlanmasını yani eşit vatandaşlık ilkesinin hayata geçirilmesini istemektedir. Ancak bu süreçte gerçekten Suriye halkını temsil edecek ve onlar adına mücadele yürütebilecek güçlü bir muhalefet ortaya çıkarılamamıştır. Şu an Suriye halkının en çok ihtiyaç duyduğu çıkar mücadelelerini bir kenara bırakmış güçlü, geniş tabanlı bir Suriye muhalefetidir.

Suriye halkı, Türk halkı ve hükümetinin haklının yanında tavır alan duruşuna minnettardır. Dünya kamuoyu ve Arap ülkeleri bazı kaygılar nedeniyle gerekli tepkiyi gösteremezken Türkiye aktif bir tutum sergilemektedir. Dünya kamuoyunun yeterli dayanışmayı göstermemesi Türkiye'yi de zaman zaman inişli çıkışlı yaklaşımlar sergilemesine neden olmaktadır. Türkiye’nin Suriye topraklarında bin yıllık hakimiyeti ve Suriye halkı ile tarihi, kültürel, etnik, inanç bağları vardır. Türkiye bölgenin lider ülkesidir. Bu nedenlerle Türkiye’nin tarihi misyonundan vazgeçmesi mümkün değildir. Suriye halkının yanında etkin rol oynamalıdır. Türkiye’nin o topraklardaki mazisine sahip çıkması gerekmektedir, tarih bunu gerektirmektedir.

Türkiye ile Esad yönetimi arasındaki sorunlar Suriye’nin çözümsüzlüğü öngören tutumlarından dolayı yaşanmıştır. Türkiye tüm dünyadan tecrit edilen bir rejime dostluk ellerini uzatmıştır. Suriye'de yaşanan olayların gidiş güzergahı büyük bir kaos ve iç savaştır. Silah, ordu ve milis gücü elinde bulunduran rejim olayları o yöne çekmeye çalışmaktadır. Reform yapmamaya direnmektedir. Buna karşılık Suriye’de oluşabilecek bir güvenlik boşluğu Türkiye'nin iç güvenliğini ve ekonomisini yakından etkileyecektir. Bu nedenlerle Türkiye iç savaşa fırsat vermeyecek formüller üzerinde düşünmeli ve bu yönde etkinliğini göstermelidir.

Halk Ayaklanması ve Suriye Türkmenleri

Suriye Türkmenlerinin bugün bilinen Suriye coğrafyasına geliş tarihleri 1060-1070’li yıllar arasındadır. Selçuklu Dönemi’nde Oğuz boylarının bu topraklara göç etmesiyle başlamıştır. Selçuklular, Selçuklu Devletini kurup yönetimi atabeylere bırakmasından sonra Türkmenler bu coğrafyada etkin bir rol oynamaya başlamıştır. Özellikle Haçlı Seferleri’nde ve Kudüs’ün fethi sırasında önemli faktör olmuşlardır. Türkmenlerin bu topraklardaki varlıkları, Selçuklularla başlayıp, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı sonucu bu toprakları kaybetmesine kadar, 1000 yıllık bir tarihe dayanmaktadır.

Bugünkü verilere göre Suriye’de yaklaşık 3,5 milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilini koruyan Türkmen sayısı yaklaşık 1,5 milyondur. Bu da yaklaşık olarak Suriye nüfusunun %5’ine tekabül etmektedir. Diğer 2 milyon kişi ise Türkçeyi unutmuş ama kimliğini kaybetmemiştir. Suriye Türkmenleri’nin

Etiketler

Ali Öztürkmen  asdasd

Ali Öztürkmen

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar