Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Telafer’de Gerçekleşen İntihar Saldırısı Nasıl Okunmalı?

Yrd. Doç. Dr. Serhat Erkmen, ORSAM Danışmanı / Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

9 Temmuz 2009 günü Telafer’de meydana gelen saldırı son dönemde Türkmenlere yöneltilen baskı ve korkutma sürecinin şiddetlenerek sürdüğünü göstermektedir. Son 17 gün içinde Tazehurmatu (Kerkük), Musul ve Telafer’de meydana gelen üç bombalı saldırıda 125’ten fazla kişi hayatını kaybetmiş 300’e yakın kişi de yaralanmıştır. Bu üç saldırıda ölen kurbanların hepsi de Türkmen Şiilerdir. Tazehurmatu üzerine yazdığımız analizde de belirttiğimiz gibi bu olayları sadece yerel perspektifte ele almak doğru değildir. Saldırılar, bir süredir ABD askerlerinin çekilmesi, Şii-Sünni çatışmasının diriltilmesi ve “tartışmalı bölgeler”de istikrarın sağlanıp sağlanamayacağıyla ilgili gibi görünmektedir.   Tazehurmatı saldırısından sonra Musul’a bağlı Telafer ilçesi ile Musul merkeze bağlı Karakoyun köyünde Türkmenlerin yaşadıkları yerlere üst üste saldırılar düzenlenmiştir. Telafer’de gerçekleşen saldırı Kale bölgesinde Telaferli iki genç tarafından gerçekleştirilmiş, can kaybının çok olması için, birinci saldırının ardından olay mahallinde kalabalığın toplanması beklenerek bu kitleye yönelik ikinci saldırı yapılmıştır. Olayı gerçekleştiren kişilerin El Kaidecilerle yakın ilişkisi olduğu bilinmektedir. ORSAM tarafından yayımlanan Telafer’le ilgili raporda da geçmişte Telafer’de yaşanan çatışmalara karışmış bazı kişilerin hala Telafer’de yaşadıkları belirtilmişti. Ancak bu kişilerin en azından şimdilik olaylardan uzak durduklarının düşünüldüğü aktarılmıştı. Telafer’de meydana gelen bu saldırıda olayın faillerinin ilçeden olması tekrar eski günlere geri dönülmesi korkusu yaratabilir. Ancak, geçmişten ders çıkaran Telaferlilerin tahriklere ve kışkırtmalara kapılmayacağı ve bu saldırının bir şiddet döngüsü yaratmasını engellemek için çaba harcayacakları söylenebilir.   Diğer olay ise 8 Temmuz 2009’da Musul’a bağlı Karakoyunlu köyünde gerçeklemiştir. Bu olayda ise Türkmenlerin yaşadığı bir köy olan Karakoyun’daki Şii camine saldırı düzenlenmiştir. Olayda 7 kişi ölmüş, 11 kişi yaralanmıştır. Aynı gün bu köye yakın bir başka köy olan ve Şebeklerin yaşadığı Baveza’daki saldırıda ise 12 kişi ölmüş 28 kişi yaralanmıştır.   Tazehurmatı’ndaki saldırıdan sonra meydana gelen gelen gelişmeler ve üst üste gelen bombalı saldırılar değerlendirildiğinde karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır:    – Irak’ta başta Türkmenlerin yaşadığı bölgeler yoğun olmak üzere “tartışmalı bölgeler” olarak adlandırılan hat üzerinde Musul’un kuzeybatısından (Telafer’den) Kerkük’te Tazehurmatı’na kadar saldırılar meydana gelmektedir. Bu saldırılarda Kerkük’te Kürtlere yönelik bir saldırı hariç, diğer tüm saldırılarda Şiiler (büyük çoğunlukla da Türkmenler) hedef alınmıştır.  Son haftalarda anılan hat dışında Bağdat’ta da saldırılar yaşanmıştır. Bu saldırıların hedefi de Şiiler olmuştur. Dolayısıyla, ülkenin kuzeyindeki bu hatta özellikle Şiilere yönelik baskıları artırmak ve yeni bir çatışma sürecini tetiklemek için bir kampanya başlatıldığı söylenebilir. Anılan hatta yaşayan Şiilerin neredeyse tümü Türkmen olduğu için Türkmenler hedef alınmaktadır. Bu olayların en azından görünürdeki boyutu Şii-Sünni çatışmasının kışkırtılma isteğinin ağır basmasıdır. Nitekim saldırılar Ebu Ömer El Bağdadi isimli önde gelen bir El Kaide liderinin direnişi artıracakları açıklamasının hemen ardından gelmiştir. Göründüğü kadarıyla çatışmalar körükleyecek her türlü ortam yaratılmaktadır. Tazehurmatı gibi sakin bir yerden, Musul gibi karışık ya da geçmişte önemli çatışmalar yaşamış ama bugün durulmuş yerlere kadar her türlü mekan hedef alınmaktadır. Mezhep temelli bir çatışma çıkarılması amaçlanıyor ya da mezhepsel gerginlik üzerinden tansiyon yükseltilmeye çalışılıyor ve anılan bölgede yerel gruplar tarafından güvenliği sağlamak adına oldu bittiler planlanıyorsa; o zaman bu saldırıların daha önce de belirtildiği gibi “tartışmalı bölge” sınırları içinde kalan yerlerde özellikle Şii Türkmenlerin yaşadığı yerleri hedef almaya devam etmesi olasılığı yüksektir.   – ABD askerlerinin çekilmesi sürecinde ülkedeki genel güvenlik durumu bozulmaktadır. Saldırılar belli bir bölgeyle sınırlı olsa da Nasıriye, Bağdat ve Hilla’da da benzer olaylar baş göstermeye başlamıştır. Bu durumun ABD’nin çekilmesi süreci esnasında, hakkında ciddi şüpheler bulunan Irak ordusunun güvenilirliği ve yeteneğinin sorgulanmasına neden olacağı söylenebilir. Aynı zamanda, bu durum Irak ordusunun hâkimiyetindeki bölgelerde gerçekleşen olayların Irak ordusunun yeterli olmadığı ve yerel güçlerden faydalanması ya da ortak hareket etmesi gibi bir durumun isteneceği şartları ortaya çıkabilir.   – Bağdat’ta her geçen gün sıkışan Maliki Hükümeti’nin ne Sünnileri sisteme entegrasyonu ne de kuzeydeki bölgesel yönetimle arasındaki ciddi sorunları çözme konusunda rahattır. Siyasi sorunlar nedeniyle köşeye sıkışan Maliki’nin çoğu Şiilere yönelik olan yeni saldırıları engelleyememesi onu Şiiler nezdinde zayıflatabilir. Bu nedenle Irak Hükümeti olaylara el koyup gidişatı engelleyemezse, güvenlik ve istikrar konusunda sağlamış olduğu avantajı kaybedebilir.

Etiketler

Serhat Erkmen  asdasd

Serhat Erkmen

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar