Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Türkmenler Irak’ta Siyasete Isınıyor

Irak’ta siyaset geleneği en yeni olan grup belki de Türkmenlerdir. Türkmenler 1990’lara kadar siyasetle pek fazla ilgilenmemiş, daha çok milli kimliğin kurulmasına yönelik gelenek ve kültüre dayalı haklarını savunmuş, bunların korunması amacıyla dernek, ocak, vakıf gibi sivil toplum örgütleri kurmuştur. İlk Türkmen siyasi partisi 1988’de kurulan ancak 1991’de deklare edilen Milli Türkmen Partisi’dir. Muzaffer Arslan başkanlığında kurulan partiden sonra, 1991’de Irak’ın kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmasının ardından, Irak muhalefetinin alan bulmasıyla Türkmenler siyasi kuruluşlar kurmaya başlamıştır. 1991’den sonra sayısı artan Türkmen siyasi kuruluşlarını bir araya getirmek ve Türkmenleri “tek sesli” hareket etmesini sağlamak amacıyla 1995 yılında Irak Türkmen Cephesi (ITC) kurulmuştur. ABD’nin Irak’a müdahalesinin ardından, Irak’ın yeniden yapılandırılması çalışmaları ve bununla birlikte ifade özgürlüğünün görece gelişmesiyle, Irak’taki tüm etnik ve dini gruplarda olduğu gibi Türkmenler arasında da yeni siyasi oluşumlar ortaya çıkmıştır. Ancak 1995’ten günümüze kadar Türkmenleri temsil kabiliyeti ve tanınırlığı açısında ITC’nin, Türkmenlerin en önde gelen siyasi kuruluşu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

2003’ten sonra yeniden şekillenen Irak siyasetinde yetkin bir biçimde rol alamayan Türkmenler, ABD tarafından oluşturulan 25 kişilik Geçici Yönetim Konseyinde sadece bir kişiyle temsil edilmiştir. Türkmenlerin tek temsilcisi olan Songül Çabuk’un da kadın olması, yönetimde kadınlara tanınan kotadan mı yararlandığı sorusunu akıllara getirmektedir. Öte yandan 2004’te egemenliğin Iraklılara devri sırasında kurulan geçici hükümette de Türkmenlere sadece bir bakanlık verilmiştir. Savaş şartları göz önünde bulundurulduğunda Bilim ve Teknoloji Bakanı olarak atanan Ömer Mendan’ın ne derece etkisinin olacağı açıktır. Bu da ABD’nin Türkmenleri görmezden geldiği ve Irak siyasetinde yer vermediği anlamına gelir niteliktedir.

Irak’ta kurulan siyasal sistemde etkin rol alamayan Türkmenler, Irak’ta ümidini seçimlere bağlamış ve 2005’ten bugüne kadar yapılan bütün seçimlerde rol almıştır. 2005’te ilk yapılan seçimlerde Türkmenler, Irak Türkmenleri Cephesi listesinden 3, Birleşik Irak İttifakından (Şii İttifakı) 5, Kürt Listesi’nden ise 4 milletvekiline  sahip olmuş, Birleşik Irak İttifakından Casim Muhammed Cafer de İmar ve İskan Bakanı olarak görevlendirilmiştir. Ayrıca Türkmenler de Irak için yeni anayasa hazırlanması için kurulan Anayasa Komisyonu’nda Türkmeneli Partisi Başkanı Riyaz Sarıkahya ve Birleşik Irak İttifakı üyesi Abbas El-Beyati ile temsil edilmiştir. Ancak bu süreçte de Türkmenlerin etkin rol alamadığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Öte yandan 15 Aralık 2005’te yapılan ve ilk geçici olmayan hükümetin kurulması için yapılan seçimlere ITC ise seçimlere tek başına katılma kararı almış; ancak sadece Musul vilayetinde Irak Uzlaşma Cephesiyle (Sünni ittifakı) ittifak yapmıştır. ITC, Kerkük, Musul, Erbil, Diyala, Selahaddin ve Bağdat’ta seçimlere girmiştir. Öte yandan diğer listeler içerisinde Türkmen partileri yer almıştır. Seçim sonuçlarına göre Türkmenler Irak Parlamentosunda ITC’den 1, Kürt Listesinden 1, Irak Uzlaşma Cephesinden 2 ve Birleşik Irak İttifakından 5 kişiyle temsil edilmiştir. Türkmenler Nuri El-Maliki başkanlığında kurulan hükümette 2 bakanlık almış ve her ikisi de Birleşik Irak İttifakından olmuştur.

Son olarak 2010’da yapılan seçimlerde de Türkmenler yine farklı listeler içerisinde yer almışlardır. İyad Allavi’nin başkanlığındaki Irakiye Listesi ile ittifak yapan ITC, bu kez 6 milletvekili çıkararak, Türkmen kuruluşları arasında en fazla milletvekiline sahip olan kuruluş olmuştur. Diğer listelerden de 4 Türkmen daha milletvekili seçilmiştir. Hükümet kurma çalışmalarının devam etmesi nedeniyle Türkmenlerin alacağı görevler halen belirlenmemiştir.

Türkmenlerin Irak siyasetindeki varlığı yukarıda ana hatlarıyla özetlenmiştir. Yazılanlar dikkate alındığında Türkmenlerin Irak siyasetinde etkin rol oynayamadıkları söylenebilir. Bu etkisizliğin Irak siyasetindeki gruplaşma, diğer ülkelerin Irak’taki etkisi gibi dış etkenler göz önünde bulundurulmakla birlikte, Türkmenlerin iç siyasetindeki uyumsuzluğun da etkili olduğunu söylemek mümkündür. 2003’ten sonra Irak’ta yaratılan kutuplaşma Türkmenleri de etkilemiş, Türkmenlerin farklı odak noktalarında yer almasına sebep olmuştur. Irak’taki keskin ayrılıklar, tarihten günümüze kadar milli kimliği ön planda tutan Türkmenleri de olumsuz etkilemiş ve özellikle dini inanış bakımında farklılık gösteren Türkmen toplumunda da etkili olmuştur. Suni olarak yaratılan bu durum Türkmenler için geçici olmuş ve yeniden milli kimlik ön plana çıkmıştır. Bugün gelinen noktada daha önceki iki parlamento döneminde oluşturulamayan parlamentodaki Türkmen grubu, 2010 seçimlerinin ardından kurulabilmiştir. Bu durum 2003’ten sonraki Irak siyasetinde Türkmenlerin durumu dikkate alındığında oldukça önemlidir. Grup içerisinde farklılıklar yaşansa da bugün Türkmenler haklarını daha güçlü bir biçimde dile getirebilmektedir. Diğer taraftan Irak’ta artık siyasette karşılıklı düşmanlıklar yerini, reel siyasete bırakmaktadır. Daha önce birbirleriyle çatışan gruplar bugün bir araya gelmiştir. Buradan hareketle parlamentodaki Türkmen grubuna başkanlık yapan Taki El-Mevla ve milletvekillerinden oluşan bir heyetin Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’yi ziyaret etmesi, Türkmen grubunun Türkmenler için başbakan ya da cumhurbaşkanı yardımcılığı istemesi ve Talabani’nin de bunu desteklemesi önemlidir. Ayrıca Talabani’nin bir Kürt partisinin lideri olduğu da dikkate alındığında Türkmenleri Irak’ın asli unsuru olarak ifade etmesi dikkate değerdir. Görüşmenin yapıldığı günlerde Mesut Barzani’nin de cumhurbaşkanı ve başbakan yardımcılığının Türkmenlerin hakkı olduğunu dile getiren açıklamaları ve bu ay içerisinde yapılması planlanan KDP kongresine ITC’nin de davet edilmesi, Türkmenler ve Kürtler arasında geçmişten günümüze devam eden “düşmanlık” siyasetinin giderilmesi açısından önemli bir dönüm noktası sayılabilir. Bu noktada Türkiye ile Kürt Bölgesel Yönetim arasındaki ilişkilerin gelişmesinin Kürtlerin Türkmenlere bakışını da yumuşattığı söylenebilir. Öte yandan bu yumuşamada tüm Türkmenlerin bir arada hareket etmeye başlamasının etkisinin olduğu da düşünülmektedir. Bugün gelinen durum itibariyle, Türkmenlerin izleyecekleri politikanın reel, rasyonel ve proaktif olmasının Türkmenler adına kazanım sağlamada faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Türkmen siyasetçilerin tabuları yıkarak, öngörülü, mantıklı ve anlayışa dayalı gerçekçi politikalar izlemesinin, Türkmenleri bugünkü durumdan daha geriye götürmeyeceği söylenebilir. Bu yüzden ITC’den alt düzeyde de olsa bir yetkilinin KDP kongresine katılması yeni bir adım olabilir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar