Kamil Erdem Güler, ORSAM Uzman Yardımcısı
Ürdün birkaç haftadan beri birçok protestolara sahne oluyor. Vergi rejimindeki adaletsizlik ayrıca demokratik hakların genişletilmesi konusunda halk hükümetten iki yılı aşkın süredir taleplerde bulunuyor. Sokaklardaki kalabalıklar şüphesiz ki bir huzursuzluğu gösteriyor ancak bu eylemler Mısır ya da Tunus’ta yaşanan olaylarla karşılaştırılması güçtür. İlk olarak eylemler Amman kentinde neredeyse bir gelenek haline gelmiştir ancak bu eylemlerin her zamanki gibi eylemler mi yoksa Mısır’daki ve Tunus’taki olaylardan etkilenerek ortaya çıkan eylemler mi olduğu şüphelidir. Her Cuma günü Ürdün Üniversitesi’nin önünden çoğunluğu üniversite öğrencisi ve Müslüman kardeşlerden oluşan gruplar Amman’da eylem yaparlar. Güvenlik güçleriyle hiçbir sorun yaşamadan bu eylemler sürer ve gruplar bir süre sonra dağılırlar. Bazı yetkililerin bu gösterilerin Mısır’da yaşananlarla ilişkisi olmadığını belirtmelerine rağmen, kralın bu gösterilere karşı önlem alıp hükümeti değiştirmesi Ürdün’de bu hareketlerin her zamankinden farklı olduğunu gösteriyor. Kral tarafından Maruf el-Bahit başbakan olarak atandı. Maruf el-Bahit 1999’da Ürdün’ün ordu komutanlığı görevini üstlenmişti. Daha sonra da 2005’de Amman’da düzenlenen bombalı saldırıdan üç hafta sonra başbakan olarak atanmıştı. Bunun nedeni kralın Ürdün’le ilgili olan güvenlik kaygılarıydı. Bugün el-Bahit’in yeniden başbakan olarak atanması aynı soruyu akla getirmektedir. Zira 2007’de daha önceki seçim vaadlerini yerine getiremeyerek başbakan olarak seçilemedi ve görevini başka bir komutan olan Nadir Dahabi’ye bıraktı. Öte yandan bugün Ürdün halkının huzurunu bozan nokta hükümetin vergi rejimi ve yolsuzluklar. Protestolar asla krala ya da hanedanlığa karşı değil. Bunun nedeni pek tabi kralın Muhammed’in soyu olduğuna inanılan Haşhemi soyundan geldiği iddiası olabilir. Yani Mısır’daki gibi bir rejim değişikliği tehlikesi Ürdün’de mevcut değil. Yine de kralın ve yeni hükümetin reform çalışmaları halkın genel rahatsızlığının giderilmesini sağlamaya çalışıyor. El-Bahit’in kabinesi hala kurulmuş değil ama başbakan bunun için birçok grupla görüşmelere gidiyor. Özellikle Müslüman Kardeşlerin siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi bu görüşmelerde kilit noktalarda yer alıyor. Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki faaliyetleri sonucu rejim değişikliği bekleyen Hizbullah, Hamas ve İran hüsrana uğradı. Zira Müslüman Kardeşler hiç beklenmedik bir şekilde iktidarla anlaşma yoluna gittiler. Ürdün’ü Mısır’daki olaylara bağlayan Müslüman Kardeşler’in bölgede reform çağrısı için yaptıkları çabalardır. Örgüt artık rejim değiştirme yoluna gitmese bile iktidar alanlarını güçlendirecekleri şüphesizdir. Dolayısıyla Ortadoğu artık bir şekilde siyasal islamla yüzleşmeye başladı. Bugüne kadar iktidarın ya dışında ya da iktidarın persona non grata olarak tanımladığı bu örgütler ve liderleri devletin bir ölçüde içine girmeye başladı. Ürdün’deki iktisadi sıkıntıların kaynağı pek tabi bu örgütlerin siyasal ortamda bulunmaması değildir ancak politik alternatifin olmadığı bir ülkede toplum yeni liderler aramaya başlamıştır. Her koşulda Ürdün Batı’ya sırtını dönmeyecektir. İlk olarak Filistin sorunun çözümünde Ürdün’de mültecilerden kaynaklanan bir mutabakat mevcuttur. Yani Filistin sorunu çözülmeden ne aşırı milliyetçilere ne de köktenci siyasal islamcılara huzurlu bir siyasi ortam gözükmemektedir.