Ocak ayında yaşanan gelişmelerin ardından, 7 Şubat’ta yapılan açıklamayla Yemen’de yeni hükümet kuruldu. Kabinede hem görevine devam eden hem de yeni dahil edilen isimlerin yer alması, kapsayıcılıkla kurumsal devamlılık arasında bir denge gözetildiğini göstermektedir. Bununla birlikte hükümetin önündeki en önemli zorluk, geçmişte birbirine karşı konumlanmış grupların aynı yönetim yapısı içinde birlikte çalışmak zorunda olmasıdır. Bu tür kırılgan güç paylaşımı düzenlemelerinde sıkça görüldüğü üzere söz konusu gerilimlerin aşılması büyük ölçüde uluslararası aktörlerin sürdürülebilir desteğine bağlı olacaktır.
Sahadan Masaya: Son Dönemde Yaşananlar
Yemen’de yeni hükümet 7 Şubat 2026 tarihinde yapılan açıklamayla birlikte kuruldu. Hükümetin kuruluşu, Riyad’da geçtiğimiz ay boyunca ülkedeki gerginliği azaltmayı amaçlayan görüşmelerin ardından gerçekleşti. Aralık ayı başında Yemen’in güneyinde artan askerî hareketlilik, El-Mahra ve Hadramut vilayetlerine doğru genişlemiş; ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi (GGK) unsurları ülkenin doğusunda önemli ilerlemeler kaydetmişti.
Bu gelişmelerin ardından Suudi Arabistan, 30 Aralık’ta Mukalla Limanı’nda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından GGK’ya yapılan bir askerî sevkiyatı, daha önce varılan mutabakatlara aykırı olduğu gerekçesiyle hedef almış ve aynı gün yaptığı açıklamayla ülkedeki tüm BAE unsurlarını 48 saat içinde Yemen’den ayrılmaya çağırmıştı. BAE’nin ülkeden çekilmesinin ardından BAE destekli lider kadrodan, Abdulrahman al-Mahrami ve Tarık Salih gibi isimler Riyad’da düzenleneceği açıklanan Güney-Güney Konseyi toplantısı için Riyad’a hareket etmiş, Eyderüs Zübeydi ise Somaliland rotasını kullanarak BAE’ye geçmişti.
Bu süreçten sonraki yaklaşık on gün içinde GGK sahadaki tüm kazanımlarını kaybetmiş; Suudi Arabistan destekli güçler Yemen’in güneyinde kontrolü yeniden sağlamıştır. 9 Ocak’ta GGK kendini feshettiğini açıklamış, aynı ay içerisinde eski Başbakan Salim bin Breyk’in istifası Başkanlık Konseyi tarafından kabul edilmiş ve yeni hükümeti kurma görevi el-Zindani’ye verilmiştir. Son olarak, Riyad’da şubat ayında yapılacağı duyurulan Güney Diyalog Konferansı mart ayının ikinci yarısına ertelenmiştir.
Restorasyon ve Riskler: Uluslararası Destek, Temsil Dengesi ve İstikrar Arayışı
Yeni hükümette başbakan ve 34 bakan görev almaktadır. Kabinenin yaklaşık üçte biri önceki kabinede de görev almış halen devam eden isimlerden oluşmaktadır. Bu durum devamlılığın sağlanacağını göstermektedir. Kabinede öne çıkan profillerin başında güvenlik ve diplomasi kökenli, uzun devlet tecrübesine sahip elitler gelmektedir. Bu durum özellikle kilit egemenlik alanlarında belirgindir. Örneğin Aden operasyonlarında yer almış tümgeneral İbrahim Ali Ahmed Haydan’ın içişleri bakanı olması ve eski genelkurmay başkanı Tahir Ali Aida el-Akili’nin savunma bakanlığına getirilmesi, hükümetin güçlü biçimde güvenlik öncelikli bir karakter taşıdığını göstermektedir. Diplomatik elit tipinin en belirgin örneği ise büyükelçilik geçmişi ve birleşme sürecindeki rolüyle başbakan Şaia Mohsen el-Zindani’dir. Bu tablo genel olarak Yemen’de devlet kapasitesi krizine karşı deneyimli kriz yöneticilerinin tercih edildiğini ortaya koymaktadır.
Bunun yanında kabine belirgin biçimde siyasal denge ve temsil mantığıyla şekillenmiştir. Güney hareketleri ve farklı siyasi ağlarla bağlantılı isimler, örneğin Adnan Muhammed Ömer el-Kaf ve Salem Ebu Bekir el-Awlaki, güç paylaşımı karakterini yansıtmaktadır. Buna karşılık teknokrat ve uzlaşı odaklı profiller arasında barış müzakerelerinde aktif rol almış Afrah Abdülaziz el-Zuba öne çıkarken, insan hakları geçmişiyle bilinen İşrak Fazl el-Muqtari yeni kabinenin sivil temsil boyutuna verdiği önemi göstermektedir. Genel olarak profil, güvenlik elitleri, siyasi temsil aktörleri ve sınırlı sayıda teknokratın birleştiği, kırılgan güç paylaşımına dayalı hibrit bir yönetim yapısını yansıtmaktadır.
Kabinenin Anlamı ve Olası Etkileri
Yemen, GGK ile yaşanan askeri ve siyasi gerilimlerin ardından, Suudi Arabistan destekli hükümetin öncülüğünde çatışma sonrası yeniden inşa sürecine girmiştir. Yeni kurulan kabine, yalnızca bir yönetim değişikliği değil; aynı zamanda yerel dinamikleri, uluslararası meşruiyeti ve toplumsal dengeleri gözeten stratejik bir mimari olarak öne çıkmaktadır.
Yeni hükümette bakan sayısı, önceki döneme göre üç kişilik bir artış göstermektedir. Bu genişleme, yeni ihdas edilen Kadın İşlerinden Sorumlu Bakanlık ve devlet bakanlıklarından kaynaklanmaktadır. Kabinenin kalabalık yapısı, Libya gibi iç savaş sonrası yeniden inşa süreçlerinden geçen ülkelerdeki modellerle benzerlik taşımaktadır. Buradaki temel strateji, ülkedeki tüm çıkar gruplarına temsil hakkı tanıyarak geniş tabanlı bir mutabakat ve iş birliği zemini oluşturmaktır.
2014’ten bu yana Yemen hükümetinde bir ilk yaşanarak, kabinede üç kadın bakan görevlendirilmiştir: Dr. Ahd Muhammed Salim Jaasous (Kadın İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı), Yargıç İşrak Fazl el-Muqtari (Hukuk İşleri Bakanı) ve Dr. Afrah Abdülaziz el-Zuba (Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı). Bu atamalar sembolik bir adım olmanın ötesinde bahsi geçen isimlerin uluslararası tanınırlığı üzerinden Yemen’in küresel arenadaki meşruiyetini pekiştirmeyi hedeflemektedir.
Kabine oluşturulurken Yemen’in köklü aile yapıları ve toplumsal dokusu titizlikle dikkate alınmıştır. Mute’ Ahmed Kasım Dammaj ve Dr. Abdullah Ali Hüseyin Ebu Huriyye gibi isimlerin tercih edilmesi, hükümete tarihsel bir meşruiyet zemini kazandırmaktadır. Ayrıca; bayındırlık, ulaştırma ve teknik eğitim gibi süreklilik arz eden alanlarda Hüseyin Avad Said el-Akrabi, Mohsen Ali Haydara ve Dr. Enver Muhammed Ali Kalşat gibi deneyimli isimlerin görevlerine devam etmesi, “teknokratik süreklilik” mesajı vermektedir.
Maliye ve hukuk gibi dış dünyayla doğrudan temas gerektiren kritik pozisyonlara, uluslararası partnerlerle halihazırda güçlü iletişimi olan, Mervan Farac Said bin Ganem ve Bedr Muhammed Mübarek Basalma gibi isimler getirilmiştir. Hükümet aynı zamanda gençler arasında popüler olan Ahmed Salih Ahmed el-Awlaki gibi isimlerle yeni nesil üzerinde etki kurmayı amaçlarken; Islah Partisi gibi siyasi grupları Gençlik ve Spor Bakanı Nayef Salih Abdulkadir el-Bakri üzerinden sınırlı ancak kontrollü bir temsiliyetle sisteme dahil etmiştir.
Maliye, petrol ve ulaşım gibi gelir getiren stratejik bakanlıkların güney ve doğu kökenli isimlere verilmesi, güney kesimin siyasi ve ekonomik süreçteki ağırlığının resmen kabul edildiğini göstermektedir. Bununla birlikte Balıkçılık Bakanlığı’nın Sokotra kökenli bir isme, Aden Valiliği’nin ise bölgede etkili olan Güney Geçiş Konseyi’ne yakın bir isme verilmesi, yerel dinamiklerin gözetildiğini göstermektedir.
Savunma gibi kritik güvenlik makamlarında, Suudi Arabistan’da eğitim görmüş olan Tümgeneral Tahir Ali Aida el-Akili gibi isimler üzerinden Riyad’ın stratejik etkisinin devam ettiği söylenebilir.
Son olarak; GGK’nın kendini feshetmesinin ardından, bu yapıya bağlı beş ismin; Tarım, Enerji, Kamu Hizmeti, Sosyal İşler ve Aden Valiliği gibi alanlarda kabineye dahil edilmesi, çatışma sonrası dönemde ulusal mutabakatı sağlamanın en önemli adımıdır. Özellikle Enerji ve Aden Valiliği gibi icracı makamların GGK bağlantılı isimlere verilmesi, güneydeki krizi siyasi temsil ve kapsayıcılık ile çözmeye yönelik bir hamledir.
Yeni Yemen kabinesi; siyasi kotalardan ziyade teknik yetkinliğe ve uzmanlığa odaklanan, uluslararası meşruiyeti hedefleyen bir restorasyon hükümeti profilindedir. Ancak kabinenin önemli risklerinden birisi, geçmişte birbiriyle çatışmış ve farklı siyasi ajandalara sahip isimlerin aynı masa etrafında çalışacak olmasından kaynaklanan kırılganlıktır.
Yemen’de güvenliğin sağlanması durumunda, ülkenin yeniden inşasında Türkiye’nin altyapı tecrübesi ile Suudi Arabistan’ın finansal gücünün birleşebileceği bir model öngörülebilir. Ayrıca yeni hükümetin başarısı büyük oranda Suudi Arabistan başta olmak üzere uluslararası aktörlerin desteğine bağlı olduğu, nihai çözümün ise ancak askeri bir kararlılıkla mümkün olabileceği öngörülmektedir.