ABD’nin yeni başkanı Barack Obama görevi bugün George W. Bush’tan devralmıştır. “Değişim” sloganıyla seçim kampanyasını yürüten Obama’nın özellikle dış politika konusunda nasıl adımlar atacağı merak konusudur. Özellikle Irak’ta yaşanacak “değişim” hem ABD hem de bölge ülkeleri için önem arz etmektedir. Bu çerçevede ABD’nin yeni Başkan Yardımcısı Joseph Biden ile ABD’nin Güney Karolayna Senatörü ve Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Lindsey Graham (Cumhuriyetçi) geçtiğimiz hafta bir ülkeler turuna çıkmış ve ABD’nin iki savaş alanı olan Afganistan ve Irak’ı ziyaret etmiştir. Önce Afganistan’ı ziyaret eden ikili, daha sonra Irak’a geçmiştir. Biden önce Basra’da bir ziyaret gerçekleştirmiş, ardından Bağdat’ta Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Başbakan Nuri El-Maliki, Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ve Başbakan Yardımcısı Berham Salih’le görüşmüştür. Daha sonra Kerkük’e geçen Biden, burada vali ve vali yardımcısının yanı sıra değişik etnik grupların temsilcileriyle bir araya gelmiştir. Biden, “Kerkük sorununun, Amerikan hükümeti için ciddi endişe kaynağı olduğunu, yeni yönetimin, Kerkük'teki çatışmadan endişe duyduğunu belirterek, Irak'taki bütün siyasi tarafları, bu çatışmaya son verecek uzlaşma ortamını sağlamaya davet etmiştir. Biden son olarak da Erbil’i ziyaret etmiş, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesut Barzani ile bir araya gelmiştir.
Biden’ın Irak ziyaretinin, Irak’taki siyasi ortam konusunda bilgi edinmek amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Ancak ziyaret edilen bölgelere bakıldığında, Obama’nın Irak politikası hakkında bazı ipuçları belirmektedir. Özellikle ABD’nin Irakla yaptığı anlaşma göz önünde bulundurulduğunda, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesine başlanacağı günlerde bu ziyaretin yapılması, çekilme hazırlıklarının denetlenmiş olabileceğini akıllara getirmektedir. Iraklı yetkililerin ziyarete ilişkin yaptıkları açıklamalar da dikkate alındığında, Obama’nın ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi konusunda kararlı olduğu düşünülmektedir. Öte yandan ABD yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, Irak’taki yapının halen kırılgan olduğunun ve ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesinin Irak’taki ortama bağlı olduğunun belirtilmesi, Obama’nın çekilmeye eğilimli olmasına rağmen, bunun beklenen kadar kısa bir sürede gerçekleşmeyeceğini akıllara getirmektedir.
Biden’ın Basra ve Kerkük’ü özel olarak ziyaret etmesi de ABD’nin yeni yönetiminin Irak politikasındaki eğilimini belirginleştirmektedir. Bu noktada Kerkük’ün statüsü, ön plana çıkmaktadır. Zira Kerkük sorunu, Irak’taki her çekişmenin ana aktörü olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Kerkük, Irak’taki etnik ve dini gruplar arasındaki çekişmenin odak noktası olurken, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ve merkezi hükümet arasında da bir problem teşkil etmektedir. Kerkük’le birlikte diğer tartışmalı bölgeler de Irak siyasetini olumsuz yönde etkilemektedir. Tartışmalı bölgeler konusunun da en az Kerkük kadar önemli olduğu düşünülmektedir. Tartışmalı bölgeler, toprak büyüklüğü açısından oldukça geniş bir alanı kapsamakta ve her bölgenin kendine has özellikleri bulunmaktadır. Ancak Kürt gruplar ve Irak siyasetindeki müttefikleri, tartışmalı bölgeleri tek bir başlıkta ele almakta ve bunun üzerinden pazarlık yapmaktadır. Bu durumun Irak’ın geleceği açısında önemli bir problem olduğu ve Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırlarını genişletme politikasıyla örtüştüğü değerlendirilmektedir.
Öte yandan Basra’nın statüsü de diğer önemli bir konudur. Zira Basra, Irak’ın denize açılan tek çıkış noktası olmakla birlikte, Basra ve çevresindeki petrol rezervlerinin de Irak için büyük önem arz ettiği düşünülmektedir. Basra’da geçtiğimiz zamanlarda yaşanan gerginlikler de Irak’ı hem güvenlik hem de siyasi açıdan olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca İran’ın Irak’taki, özellikle Irak’ın güneyindeki etkinliği ve Basra’nın “güneyin başkenti” olduğu düşünüldüğünde, bu kentin önemi daha da ön plana çıkmaktadır. Bu noktadan hareketle, Biden’ın Basra ziyareti önemlidir. Biden’ın Basra’yı ziyaret etmesi, ABD’nin yeni yönetiminin, Basra’nın bu öneminin farkında olduğu düşüncesini uyandırmaktadır.
Diğer taraftan Obama yönetiminin Kürt gruplarla ilişkileri de hem Irak’ı hem de bölgeyi etkileme kapasitesine sahiptir. Bush yönetiminin Irak’ta Kürt grupları müttefik seçmesi ve inisiyatifler vermesinin Irak siyasetini olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir. ABD’nin bu gruplara sunduğu tavizlerin, Kürt grupların aşırı isteklerine yol açtığı ve Irak’ta çatışma noktaları yarattığını söylemek mümkündür. Irak siyasetinde yaşanan sıkıntılara bakıldığında Kürt gruplar hemen her konuda yer almaktadır. Bu nedenle Obama’nın, Irak’ta başarılı bir süreç istiyorsa, Irak’taki tüm gruplara dengeli bir şekilde yaklaşması gerektiği değerlendirilmektedir. Ayrıca bölge ülkelerinin hassasiyetleri de dikkate alınmalıdır. Nitekim Biden’ın Irak ve Kerkük ziyaretinde bütün grup temsilcileriyle görüşmesi olumlu bir gelişmedir.
Sonuç olarak, “değişim” sloganıyla işe başlayan Obama’nın, Irak’ta izleyeceği politikanın tüm bölge için sonuçlar doğuracağı söylenebilir. Obama’nın Irak’ta yürüteceği dengeli, istikrar üretici, tarafsız politikanın Ortadoğu’nun geleceğinde önemli bir yer edineceği öngörülmektedir.