Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Başkan Obama ve İran Sorunu

5 Kasım’da ABD başkanlık seçimlerini Barak Obama’nın kazanmasının ardından, ABD politikalarının değişeceği ve sert tavırları ile bilinen cumhuriyetçiler yerine ılımlı demokratların dünyaya hakim olan gerginliği azaltacakları söylenmektedir. Dünyanın en gergin bölgelerinden birisi de şüphesiz Ortadoğu’dur. 2003 yılında ABD’nin Irak’a operasyon düzenlemesi ve o ülkeyi işgal etmesi ile başlayan bu gerginlik günümüzde de devam etmektedir. ABD’nin 11 Eylül saldırılarından sonra Ortadoğu’da gerçekleştirdiği politikalar sonucu bölgenin tansiyonu iyice yükselmiştir. Irak operasyonundan sonra ABD’nin İran’a da operasyon düzenleme olasılığı da yüksek olarak görülmüştür. Ancak bu güne kadar, İran’a karşı sadece BM Güvenlik Konseyi yaptırımları uygulanabilmiştir. Bu süreçte İran-ABD arasında müzakerelerin olma ihtimali de tartışılmıştır. Ama iki ülke sadece Irak konusunda 3 sonuçsuz müzakere gerçekleştirebilmişlerdir. ABD, İran ile doğrudan müzakere için, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını şart koşmuştur. İran ise, ABD’nin bu şartını hiçbir zaman yerine getirmek istememiştir.   Obama, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde İran yetkilileri ile doğrudan masaya oturacağı sinyallerini vermiştir. Obama, İran’a karşı sert ve saldırgan politikaların yerine sorunu diploması çözeceğini söylemiştir. Şimdi dünya kamuoyunda, Obama’nın İran sorununu nasıl çözeceği sorusu vardır. 20 Ocak 2009 tarihinde başkanlık koltuğuna oturan Barak Obama döneminde İran-ABD ilişkileri hangi yönde gelişecektir? İran-ABD arasındaki sorun haline gelen İran nükleer çalışmaları ne şekilde çözüme kavuşacaktır? Ortadoğu bölgesinde barışın engelleyicisi olarak iddia edilen İran’ın, bölgesel politikaları değişecek midir? Irak’ta direniş güçlerini desteklediği gerekçesi ile İran-ABD arasındaki Irak müzakereleri hangi doğrultuda ilerleyecektir? Bu sorulardan yola çıkarak Obama sonrası İran-ABD ilişkilerine kısa da olsa değinilecektir.   Şüphesiz, Obama ABD başkanı olduktan sonra İran-ABD arasında son iki yılda tırmanan gerginlik az da olsa yumuşamaya başlayacaktır. Bunun sinyallerini hem ABD yeni başkanı Obama, hem de İran’ın sert söylemleri ile bilinen Ahmedinejad vermiştir. Ahmedinejad, Barak Obama’nın başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından bir kutlama mektubu göndermiştir. Bu iki ülke arasında bir ilktir. 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra ilk defa olarak İranlı bir yetkili, ABD başkanlık seçimini kazanan adaya kutlama mektubu yazmıştır. Obama’ma bu mektuba cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra cevap vereceğini açıklamıştır.   Obama’nın yeni İran politikasında tansiyonu yükseltmek yerine diplomasiye önem vereceği söylense de Obama yönetimi nükleer silaha sahip bir İran’ı hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini açıklamıştır. Hatta Obama, başkanlık koltuğuna oturduktan birkaç gün sonra, İran’ın ABD’nin güvenliği için en önemli sorunlardan birisi olduğunu dile getirmiştir. Obama’nın dışişleri bakanlığına Hillary Clinton’u getirmesi de İran-ABD ilişkilerinin kolayca çözülmeyeceğini göstermektedir. Çünkü Clinton, İran sorununu çözmek için bütün seçeneklerin masada olduğunu söylemiştir.   İran tarafından olaya baktığımızda ise yine çelişkili bir tabloyu görmekteyiz. İran’ın siyasi analizcilerinden Sadik Zibakelam’a göre Obama’nın gelişi, İran-ABD arasındaki çatışmayı azaltmak için en iyi fırsattır. Ancak İran içerisinde bazı güçleri ABD ile ilişki kurulmasını istememektedirler. Çünkü onlar kendi varlıklarını çatışma ortamında sürdürebilmektedirler. Zibakelam, İran-ABD ilişkilerini Haziran ayında İran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine bağlamaktadır. Ona göre bu seçimleri reformistlerin kazanması durumunda İran-ABD ilişkilerinin iyileşmesini beklemek zor olacaktır. Çünkü İran’da diğer güç odakları ( Meclis, Koruyucular Konseyi, Yargı erki), muhafazakârların elinde bulunmaktadır. Muhafazakârlar ise İran-ABD ilişkilerinin reformistler tarafından iyileştirilmesi istememektedirler. 1997 yılında İran cumhurbaşkanlığı seçimlerini reformist Hatami kazandığında, o dönemde ABD’de iktidarda olan demokratlar ile müzakereler gündeme gelmiş ve muhafazakârlar buna sert tepki göstermişti. Dönemin başsavcısı Mortazavi, medyada İran-ABD ilişkilerini gündeme getirenlere yasak getirmişti.(1)   İran-ABD ilişkilerinin Obama’nın gelişi ile iyileşmeyeceğine inanan İran muhafazakârlarının bu tutumu ise Obama yönetimine duydukları güvensizlikten kaynaklanmaktadır. İran dini lideri tarafından desteklenen ve İran devletinin resmi tribünü olarak bilinen Keyhan gazetesinin başyazarı Hüseyin Şeriatmedari’ye göre Obama, Yahudi lobisi tarafından desteklenmektedir. Bu bakımdan Obama’nın İran konusunda söyledikleri sadece propaganda amaçlı sözlerdir.    İran-ABD ilişkileri, hükümetlerden daha ziyade iki ülke arasındaki güven duygusuna bağlıdır. Aşırı ve ılımlıların iki ülkede iktidara gelmesi sadece tırmanan gerginliği azaltabilir. 30 yıldır diplomatik ilişkisi olmayan bu ülkeler arasındaki ilişkilerin normalleşmesi günümüzde kolay olarak görünmemektedir. Öncelikle iki ülke arasında güvensizlik duvarının ortadan kalkması gerekmektedir. İki ülkede de ilişkilerin normalleşmesi istemeyenlerin ve varlıklarını İran-ABD çatışmasında gören güçlerin de çatışma yerine diplomasiye inanmaları gerekmektedir. Çünkü sorunlarla boğuşan Ortadoğu bölgesi, İran-ABD ilişkilerinin gerilmesiyle beraber tam bir kaos haline dönüşecektir. Dolayısıyla, İran için Obama’nın başkanlık dönemi, bölgede kalıcı bir istikrarın ve barışın sağlanması için bir fırsat olarak görülebilir. Çünkü, Ortadoğu’nun diğer sorunları da Lübnan, İsrail ve Filistin anlaşmazlığı da dolaylı şekilde İran-ABD ilişkilerine bağlı olan bir dengedir.      (1) Obama, Fırsat ya Tehdit, http://www.tabnak.ir/pages/?cid=33690, Erişim tarihi: 22.01.2009

Etiketler

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar