İsrail’in, Gazze’ye öncelikle hava saldırıları ile başlayan ve daha sonra da kara harekâtı ile devam eden operasyonları, Ortadoğu’da yeni bir krizin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İsrail’in, 1 yıllık Gazze ablukasından sonra, Hamas’ın roket saldırılarını ortadan kaldırmak için bu operasyona başladığı söylenmektedir. Bu operasyon sonucu şimdiye kadar yüzlerce Filistinli hayatını kaybetmiş, binlerce kişi de yaralanmıştır. Bu operasyon birçok ülke tarafından kınansa ve ateşkesin sağlanması doğrultusunda çaba gösterilse de, İsrail ordusu saldırılarına hala devam etmektedir. Bu saldırıya tepkisi dikkat ile izlenen ülkelerden birisi de İran olmuştur. Çünkü İsrail’in sorun yaşadığı Filistin’de Hamas ve Lübnan’da Hizbullah örgütleri üzerindeki İran etkisi bilinmektedir. Hatta Gazze operasyonunun bir sonucu olarak da, İran’ın İsrail’e saldırma senaryoları bile tartışılmaya başlanmıştır. İran’ın tepkisi beklendiği gibi bu saldırı karşısında sert olmuştur. Ancak İran’ın bu sert tepkisi sadece söylem bazında dile getirilmiş bir tepkidir. İlk tepki dini lider Hamaney’den gelmiştir. Hamaney İsrail saldırına karşı sessiz kalan ülkeleri sert bir dille eleştirerek Müslümanları İsrail’e karşı savaşa çağırmıştır. Hamaney, İsrail’e karşı ölenlerin ise “şehit” olarak anılacaklarını dile getirmiştir. Hamaney’ın bu sözlerinin cihat fetvası niteliği taşıdığına inanan bir grup aşırı muhafazakâr öğrenci ve milis güçler (Besic), Arap ülkeleri büyükelçiliklerinin karşısında eylemlere başlamış ve gönüllü savaşçı ve hatta intihar eylemcisi olarak Filistin’e gitmek istediklerin açıklamışlardır. Dünyada İsrail’e karşı sert tavırları ile bilinen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın da Gazze olaylarına karşı tavrı sert olmuştur. Ahmedinejad, İsrail’in kanla beslendiğini söylemiş ve bu saldırılar karşısında yenilgiye uğrayacağını dile getirmiştir. Maslahat Konseyi Başkanı Rafsancani ise Filistin’e mali ve askeri yardımların yapılması gerektiğini söylemiştir. İran eski Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve şimdiki Meclis Başkanı Ali Laricani ise Gazze’nin İsrail’e mezar olacağını açıklamıştır. Gazze saldırısı karşısında İran’dan tepkilere baktığımızda sert bir tabloyu görmekteyiz. Ancak bu tepkiler sadece söylem ve birkaç öğrenci eylemi ile sınırlı kalmıştır. İran, Gazze saldırısı karşısında nasıl bir politika izlemektedir? İran’ın bu saldırıdan çıkar ve zararları nelerdir? Bu soruların yanıtı bizi İran’ın Ortadoğu’da izlediği politikaya da götürebilir. İran, kendi güvenliği sağlamak ve bölgedeki gücünü artırmak için bazı grupları desteklemektedir. Filistin’de Hamas ve İslami Cihat Örgütü, Lübnan’da Hizbullah örgütü ve Irak’ta ise Sadr gruplarının İran’a yakın oldukları bilinmektedir. ABD ise İran’ın bölgedeki gücünü kırmak için öncelikle onun destek olduğu grupları etkisiz hale getirmeyi planlamaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın, İsrail’in 2006 yılında Hizbullah’a karşı giriştiği savaşı yeni Ortadoğu’nun doğum sancıları şeklinde nitelendirmesi de yine ABD’nin İran’ı yalnızlaştırma politikalarından birisi olarak değerlendirilmektedir. Ancak İran’ın yıllardır üzerlerine yatırım yaptığı Hamas ve Hizbullah’ın rahat bir şekilde ortadan kaldırılması oldukça zordur. 2006 yılında meydana gelen ve 33 gün süren savaşta Hizbullah’ın direnişi ve Filistin’deki seçimleri Hamas’ın kazanması İran’a bölgede büyük bir başarı kazandırmıştır. İran, bölgede bir güç olarak kendisini ABD’ye kabullendirmek istemektedir. Bölgedeki bazı grupları desteklemesi ve son yıllarda ise Nükleer bir güç olma çabaları, kendi varlığını ABD’ye kabullendirme sürecinde izlenilen bir politika olmuştur. İran, ABD ile çatışma olasılığını düşünerek bu çatışmayı elinden geldiği kadar kendi sınırları dışında yapmayı planlamaktadır. ABD’nin Irak’ı işgali, İran’a bu politikasını izlemekte büyük bir fırsat sunmuştur. Irak Şiilerinin, Saddam sonrası süreçte ülkede güç kazanması, İran’ın bölgedeki nüfuzunu artırmıştır. Gazze krizi çerçevesinde İran’ın İsrail’e saldırma senaryosu ise İran’ın bugüne kadar izlediği politikalarla uyuşmamaktadır. İran, bölgedeki grupları İsrail’e karşı desteklese de, İsrail ile doğrudan bir çatışma içine girmekten kaçınmaktadır. Çünkü İran ile İsrail arasında oluşabilecek sıcak bir çatışma, ABD’nin de duruma dâhil olmasını beraberinde getirebilir. İran ise bu riski şimdiki nükleer çalışmaları dolayısıyla uluslar arası arenada zaten kritik olan durumu nedeniyle göze almak istememektedir. Gazze saldırısı İran için hem bir fırsat doğurmuş hem de tehditler yaratmıştır. İran’ın, İsrail’in saldırgan bir devlet olduğu propagandasını dünyaya yapması ve kendi güvenliği için nükleer çalışmalara devam etmesinin gerekli olduğunu söylemesi fırsat olarak, görülebilir. Öte yandan, Hamas’ın bölgede güç kaybetmesi ve yenilgiye uğraması takdirde İran’ın bölgedeki gücünün azalacağı iddia edilebilir.