Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Hartum’un Ordu Kontrolüne Geçmesi Sudan İç Savaşında Yeni Bir Eşik mi?

Sudan’da neredeyse iki yıla yakın süredir devam eden iç savaşta, başkent Hartum’un büyük ölçüde Sudan Silahlı Kuvvetleri (SSK – ordu) tarafından yeniden ele geçirilmesi, çatışmanın seyrinde önemli bir dönüm noktası olarak kayda geçmiştir. Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) başkente ani ve etkili saldırısıyla başlayan kaos, uzun süre HDK’nın başkentteki varlığını meşrulaştırmasına olanak tanımıştı. Ancak Mart 2025 itibarıyla ordu birliklerinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı, Hartum Havalimanı’nı ve kentin merkezindeki birçok stratejik noktayı geri alması, çatışmanın coğrafi ve psikolojik sınırlarını değiştirmiş durumdadır.

Bu gelişmenin sadece askerî bir zaferin değil aynı zamanda siyasi bir üstünlüğün de ifadesi olduğunu belirtmek gerekir. Ordu açısından Hartum’un geri alınması, uluslararası alanda meşruiyet iddiasının pekiştirilmesi anlamına gelirken HDK için bu kayıp, savaşın başlangıcında elde ettiği en büyük kazanımın tersine dönmesi demektir. Ancak ordunun Hartum’a hâkim olmasından hareketle kritik edilmesi gereken temel konu, bu gelişmenin Sudan’da barışın kapısını mı araladığı yoksa savaşı daha derin ve uzun süreli bir bölünmeye mi sürüklediğidir.

Savaşın Psikolojik Merkezi: Hartum’un Anlamı
Başkentlerin savaşlarda taşıdığı sembolik anlam sadece stratejik değil aynı zamanda siyasi ve psikolojik üstünlükle ilgilidir. Sudan özelinde Hartum, devlet otoritesinin simgesidir. Cumhurbaşkanlığı Sarayı, hükûmet binaları, diplomatik temsilcilikler ve uluslararası kurumların çoğu bu şehirde konumlanmıştır. Bu nedenle HDK’nın 2023’te Hartum’u kısmen ele geçirmesi, hem Sudanlılar hem de dış aktörler nezdinde orduyu zayıf ve dağınık gösteren bir etki oluşturmuştu. Mevcut şartlarda ise tam tersi bir görüntü vardır. Ordu, Hartum’u yeniden kontrol altına alarak “devletin yıkılmadığını” ve yönetimin HDK’ya devredilmediğini ilan etmiş oldu. Bu durum, uluslararası aktörler açısından da önemlidir. Çünkü hangi tarafın sahada daha fazla toprak tuttuğu kadar hangi tarafın “devleti temsil ettiği” de barış girişimlerinin parametrelerini belirlemektedir. Hartum’un kaybı, HDK’nın diplomatik alanda manevra alanını büyük ölçüde daraltmış durumdadır.

Diğer taraftan her ne kadar ordunun başkentte elde ettiği zafer önemli olsa da bu gelişmeyi savaşın sonu olarak yorumlamak oldukça erkendir. Zira HDK, başkentin güneyinde hâlâ varlık göstermektedir. Aynı zamanda Darfur (beş eyaletten dördü HDK’nın elindedir) başta olmak üzere ülkenin batısında geniş bir coğrafyayı kontrol etmeye devam etmektedir. Ayrıca savaşın başından bu yana HDK’nın temel gücü; konvansiyonel savaş kapasitesinden çok asimetrik savaş taktiklerine ve yerel milis ağlarına dayanması olmuştur. Hartum’da askerî olarak gerilemiş bir HDK, Darfur’daki gücünü pekiştirerek savaşı daha çok “iki merkezli” bir yapıya dönüştürebilir. Bu da Sudan’ın fiili olarak bölünmüş bir ülke hâline gelmesi ihtimalini gündeme getirmektedir ki geçtiğimiz ay Kenya’da kurdukları paralel hükûmet buna zemin sunmaktadır. Dolayısıyla Hartum’un orduya geçmesi bir kırılma oluştururken Darfur’un HDK kontrolünde kalması bu zaferin kalıcılığını sınayan temel faktör olacaktır.

Dış Aktörlerin Hesapları Değişir mi?
Hartum’daki gelişme, dış aktörlerin pozisyonlarını da yeniden değerlendirmesine neden olacaktır. Mısır ve Suudi Arabistan gibi orduya daha yakın duran ülkeler açısından bu zafer, desteklerinin karşılık bulduğunu göstermektedir. Özellikle Mısır’ın Sudan ordusuna yönelik eğitim faaliyetleri ve Türk yapımı SİHA’ların etkin kullanımını kolaylaştırıcı katkıları, Sudan ordusunun hava kabiliyetlerini artırarak savaşın gidişatını değiştirmede önemli bir rol oynamıştır denilebilir. Diğer yandan HDK’yı dolaylı yollarla destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) açısından Hartum’un kaybı, Abu Dabi’nin Sudan’daki etki alanını daraltmaya devam etmektedir. HDK’nın altın madenleri üzerinden finanse ettiği savaş ekonomisi devam etse de uluslararası meşruiyet açısından konumu zayıflamıştır. Bu hem BAE hem de HDK için yeni bir strateji zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa ülkeleri ise çatışmanın daha da derinleşmesi yerine bu gelişmeyi bir fırsat olarak kullanarak tarafları yeniden masaya çekmeye çalışabilir. Ancak geçmiş deneyimler, tarafların birbirine duyduğu güvenin neredeyse sıfır düzeyinde olduğunu ve ateşkeslerin sahada karşılık bulmadığını göstermektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin merkezinde olduğu barış girişiminin destek görmesi, Batılı aktörlerle Sudanlı taraflar arasındaki uyumu ve koordinasyonu da konsolide edecektir.

Barış Mümkün mü? Yoksa Daha Derin Bir Bölünme mi Geliyor?
Hartum’un geri alınması, askerî üstünlüğün ordu lehine değiştiğini göstermektedir. Ancak bu, HDK’nın tasfiye edileceği anlamına gelmemektedir. Tam tersine HDK’nın batıdaki varlığı hâlâ güçlü ve halk tabanına sahiptir. Bu durumda Sudan’ın geleceğine dair iki ana senaryo ön plana çıkmaktadır:

  • Taraflar savaşı sürdürerek ülkeyi kalıcı ya da uzun süreli bir bölünmeye sürükleyecektir.
  • Veya dış baskılarla müzakere masasına dönerek geçici de olsa bir uzlaşma zemini sağlayacaklardır.

İlk senaryo; Sudan’ı Libya benzeri bir ikili yönetime ve parçalı otorite yapısına götürme riski taşımaktadır. İkinci senaryo ise ancak dış müdahalenin sınırlanması, silah akışının durdurulması ve yerel halkın barış yönündeki baskılarının artmasıyla mümkün olabilir.

Sonuç olarak Hartum’un ordu tarafından geri alınması, Sudan’daki iç savaşın gidişatında önemli bir eşiktir. Bu gelişme sahada güç dengesini değiştirirken diplomatik zeminde de ordunun konumunu güçlendirmektedir. Ancak savaşın çok merkezli yapısı, HDK’nın coğrafi avantajları ve dış destek ilişkileri dikkate alındığında bu zaferin kalıcı barışa dönüşmesi için daha kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğu açıktır. Sudan, bir kez daha “başkent el değiştirdi ama ülke değişmedi” paradoksuyla karşı karşıyadır. Gerçek zafer, Hartum’un değil; barışın geri alınması olacaktır. Dolayısıyla iki ayının dans ettiği bu savaşta dansın ne zaman biteceğine ayı karar verecektir.

ORSAM  asdasd

Kaan Devecioğlu

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar