Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Irak’ın Başbakan Adayı Allavi’nin Hükümet Kurma Süreci: Tehlikeli Bir Dönemeç

Irak’ta önceki yıllarda yaşanan gösterilere oranla daha çok şiddet kullanılan ve katılım kapsamının fazla olduğu gösterilerin başlamasının üzerinden yaklaşık dört ay geçmiştir.   Göstericilerin talebi doğrultusunda Adil Abdulmehdi’nin başbakanlıktan istifa etmesinin üzerinden iki ay geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Berham Salih, Muhammed Tevfik Allavi’ye hükümeti kurma görevini vermiştir. Allavi, üniversite eğitimini mimarlık bölümünde tamamlamıştır. Allavi, 2003 sonrası kurulan siyasal sistemde devlet bakanı ve milletvekili olarak yer almıştır. Bunun yanı sıra Irak eski Başbakanı İyad Allavi’nin kuzenidir.  Allavi, 2018 Irak Parlamentosu seçimlerinde aday olmamıştır. Önceki seçimlere İyad Allavi’nin liderliğindeki Vataniye ile katılmış olsa da liberal yaklaşımı benimseyen İyad Allavi’nin aksine ılımlı İslam anlayışını savunmaktadır. Muhammed Allavi, Irak Parlamentosu’na ilk kez Ocak 2005 seçimlerinin ardından katılmıştır. Siyasi kariyerine Nuri el-Maliki’nin ilk kabinesinde 2006-2007 yıllarında İletişim Bakanı olarak başlamıştır.  Bakanlık görevinin ardından 2008 yılında milletvekili olarak görevine geri dönmüştür. 2010 seçimlerinde de milletvekili seçilmiş ve parlamentodaki görevine devam etmiştir. 2010 yılının sonunda ise Maliki’nin ikinci kabinesinde İletişim Bakanı olarak görev üstlenmiştir. Ancak, Allavi, iki kez Maliki’nin kabinesinde yer almasına rağmen 2012 yılının sonunda Maliki ile yaşadığı fikir ayrılıkları nedeniyle bakanlık görevinden istifa etmiştir.

Allavi’den ülkede meydana gelen gösterilerin neden olduğu siyasi açmaza bir çözüm bulması beklenmektedir. Allavi’nin görevlendirilmesiyle sonlanan başbakan adayının belirlemesi sürecine ilişkin üç farklı görüş ortaya atılmıştır. Bunlar:

1- Protestocular, toplumsal güçler ve bazı siyasi çevrelerce öne sürülen görüştür. Bu görüş; mevcut siyasi süreçte ve 2003 sonrası dönemde siyasi bir görevde ya da devlet vazifesinde yer almamış, bağımsız bir figürün başbakanlık makamına getirilmesini savunmuştur. Ayrıca başbakan olacak ismin erdemli, vatansever, geleceği makama uygun nitelikleri taşıyan bir birey olması ve özellikle İran gibi herhangi bir dış güç ile bağlantısının bulunmaması bu görüşün savunucularına göre büyük önem teşkil etmiştir.

2- İran destekli siyasi-silahlı güçlerin benimsediği görüştür. Ülkedeki protestolara karşı çıkan, protestoları sorgulayan, protestoların kasıtlı bir komplo olduğunu belirten ve protestolar esnasında dile getirilen taleplerin kabul edilmemesi gerektiği görüşünde olan bu güçler, alternatif başbakanın kendi kriterlerine uygun olmasını savunmuşlardır. Ayrıca hem parlamento seçimlerinde kazanan grup olduklarını hem de Irak’ta siyasi ve askeri anlamda kendilerini en güçlü taraf olarak gördüklerini öne sürerek başbakanlık seçiminde söz sahibi olduklarını dile getirmişlerdir.

3- Değneğin ortasından tutma politikası benimseyen bazı kişiler ve siyasi güçler tarafından desteklenmiş olan görüştür. Bu görüşe göre başbakan olacak kişinin hem protestocuların onayından geçmesi hem de protestolara karşı olan güçlerin şartlarına ve kriterlerine uygun olması gerekmekteydi. Necef’teki Yüksek Dini Merci Ali Sistani’nin de seçilecek başbakan ile ilgili son zamanlarda belirttiği tavsiyeler de bu görüşün savunucularının dikkate aldığı bir diğer husus olmuştur. Sistani, yeni başbakanın Irak halkı nazarında ihtilaflı bir kimse olmaması gerektiği ile ilgili söylemlerde bulunmuştur.

Muhammed Tevfik Allavi, belirtilen şartları ve nitelikleri en fazla taşıyan aday olarak Irak’ın yeni başbakanı olmak için ülkenin karar alma mekanizmalarında zikredilen tüm isimler arasından sivrilmiştir. Protestocular ise, Muhammed Allavi’nin yeni başbakan olmak için gerekli bütün koşulları taşımadığını düşünmektedirler. Protestocuların birçoğu Allavi’nin başbakanlık makamına gelmesini reddetse de Allavi’nin nispeten dürüst bir siyasetçi olduğunu kabul etmektedir. İsmi büyük yolsuzluk davalarına karışmamış olup herhangi bir siyasi parti veya eğilim ile bağlantısı bulunmamaktadır. 2012 yılından bu yana Irak’taki siyasi sürecin dışında yer almıştır. Ayrıca siyasetten çekildiği yıllarda Irak’ta kötüleşen durumlarla nasıl başa çıkılacağı ile ilgili yayınlanan öneri ve fikirleri, kendisinin belirli bir yetkinliğe sahip olduğuna işaret etmektedir. Allavi, ülkede protestolar devam ederken bazı protestocuların başbakanlık görevi için aday olarak sundukları isimler arasında yer almıştır.

Protestolara karşı çıkan taraflara göre ise Muhammed Allavi, örgütsel anlamda kendilerini temsil eden herhangi bir siyasi partiye veya eğilime bağlı değilken, protesto karşıtı tüm partiler ve siyasi güçler gibi fikirsel anlamda Siyasi İslam Okulu’na bağlıdır. Allavi, İran’a yakın bir isim olarak nitelendirilemez ancak İran’ın düşmanı kategorisine de girmez. En büyük iki parlamento bloğu olan Mukteda es-Sadr’ın liderliğindeki Sairun ve Hadi el-Amiri’nin liderliğindeki Fetih koalisyonları, Allavi’nin başbakanlık görevine aday gösterilmesi konusunda görüş birliğine varmışlardır. Muhammed Allavi’nin göreve atanmasının hemen ardından güvenlik güçleri ve silahlı birlikler; protesto alanlarını daraltmak, Allavi’nin yeni görevine itiraz edenleri susturmak, yeni hükümetin kurulabilmesi adına uygun bir zemin hazırlamak ve protestocuları Allavi’nin yeni vazifesini kabule mecbur bırakmak için protestocu gruplar üzerinde baskı uygulamaya başlamışlardır.

Muhammed Allavi’nin başbakan olarak atanması ülkedeki krizlerin ve siyasi sorunların tamamen biteceği anlamına gelmemektedir. Nitekim yeni kabinesini kurmaya başlar başlamaz birçok sorun meydana gelmiştir. Necef’teki protestocular, dini merci ve hatta Muhammed Allavi bakanlıkların partizan ve mezhepçi kota sistemine göre paylaştırılması (2003’ten bu yana gözetilen yöntem) yerine yeni hükümetin nitelikli teknokratlardan ve bağımsızlardan oluşmasını savunmuşlardır. Siyasi güçler ise bu hususta üçe bölünmüş durumdadır. Birinci grup, kota sisteminden vazgeçilmesini ve bağımsız teknokratların önünün açılmasını savunmaktadır. Bununla birlikte yeni hükümetin oluşturulmasında kota sisteminin gözetilmesinin ülkede olumlu anlamda bir değişiklik yaratmayacağını, protestoları sakinleştirmek yerine daha da tehlikeli bir boyuta taşıyacağını düşünmektedir. İkinci grup, hala kota sistemini desteklemeye devam etmekte ve bakanlıkların partisel ve mezhepsel değerlere göre pay edilmesini talep etmektedir. Üçüncü grup ise, ya kota sisteminden tamamen vazgeçilmesini ya da tamamen uygulanmasını savunmaktadır.

Muhammed Allavi, yeni hükümetin kurulması ile ilgili başka bir ikilemle daha karşı karşıyadır. Protestocular ve Necef’teki dini merci, Muhammed Allavi hükümetinin görevinin erken seçim hazırlıklarını tamamlamak ve seçimlerin özgür ve adil bir ortamda gerçekleşmesini sağlamak olduğunu vurgulamaktadır. Öte yandan siyasi güçlerin büyük bir kısmı ise erken seçimlerin gerçekleşmesi için zamana ve lojistik hazırlıklara ihtiyaç duyulduğunu ve mevcut koşullarda bu gereksinimlerin karşılanmasının zor olduğunu dile getirmekte, Allavi hükümetinin 2022 seçimlerine kadar görevde kalmasının daha uygun olduğunu belirtmektedir.

Halihazırda yeni hükümetin kurulması sürecinin nasıl işleyeceği belli değildir. Muhammed Allavi, kota sistemini uygulamak durumunda kalması halinde hükümeti kurma görevinden istifa edeceğini açıklamıştır. Ayrıca, bazı bakanlıkları protestoları destekleyen taraflardan oluşturacağının sözünü vermiştir. Ancak, Allavi’nin tüm vaatlerini yerine getirmek ve Irak’taki genel durumu kontrol eden siyasi-silahlı güçlerin baskılarına dayanmak için yeterli güce sahip olmadığı herkesin malumudur. Dolayısıyla, yeni Irak hükümetinin “tekno-politik” bir hükümet olması beklenmektedir. Yani hükümet, protestocuların sunduğu şartlarla uyumlu özelliklere sahip bağımsız teknokratlardan oluşacak ve aynı zamanda Irak halkının mezhepsel ve ulusal bileşenleri kurulacak olan hükümette temsil edilecektir.

Anayasa uyarınca, Muhammed Allavi’nin başbakanlık vazifesinin üzerinden bir ay geçmeden yani 3 Mart 2020 tarihinden önce kurduğu hükümeti parlamentonun onayına sunması gerekmektedir. Nitekim Muhammed Allavi kabineyi tamamladığını, bunu bir hafta içerisinde parlamentonun oylamasına sunacağını, kurduğu kabinenin parlamentonun onayını almasını umduğunu ve kabinesini herhangi bir siyasi tarafa bağlı olmayan liyakat sahibi bağımsızlardan oluşturduğunu 15 Şubat tarihinde Twitter hesabından duyurmuştur.

Muhammed Allavi hükümetinin kurulmasında esas alınan mekanizmaya karşı çıkan siyasi görüşler de mevcuttur. Bu görüşler arasında en çok ön plana çıkan Vataniyye koalisyonunun lideri İyad Allavi’nin savunduğu görüştür. İyad Allavi, El-Hurra-Irak kanalına verdiği röportajda Muhammed Allavi’nin 2003’ten sonra Irak’taki siyasi sürecin temellerini oluşturan geleneksel siyasi güçleri hükümetin kurulması aşamasında yapılan istişarelerden uzak tuttuğunu belirtmiştir. Allavi, Fetih ve Sairun bloklarına atıfta bulunarak hükümeti kurmak için yapılan istişarelerin belirli siyasi güçlerle sınırlı kaldığını dile getirmiştir. Ayrıca, Muhammed Allavi hükümetinin parlamentodan güven oyu alacağından emin olduklarına dair açıklama yapan İranlı yetkililere karşı çıkmış ve İran’ın hala Irak’ın içişlerine müdahale ettiğine işaret etmiştir. Bunun yanı sıra Sünni Arap olan Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin yeni hükümeti kurmak için yapılan istişarelerde kendisini temsil eden siyasi güçlerin uzak tutulmasından memnuniyetsizlik duyduğunu, Muhammed Allavi hükümetinin parlamentonun onayını alamadığı takdirde parlamentonun bu süreci kendi yöntemleriyle çözebileceğini ve erken seçim kararı alabileceğini ifade etmiştir. El-Halbusi, geçtiğimiz günlerde Erbil’e bir ziyaret gerçekleştirmiş; Sünni ve Kürt Arapların Muhammed Allavi hükümetine yönelik tutumlarını koordine etmek için Kürt lider Mesut Barzani ile bir araya gelmiştir. 

Siyasi Kürt taraflar ise, hem Kürt partisinden hem de bağımsız Kürtlerden kişilerin temsil edilmesi şartı başta olmak üzere belirli şartların sağlanması durumunda Muhammed Allavi’nin kurduğu yeni hükümete onay vereceklerini açıklamışlardır. Irak Parlamentosu’ndaki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Ala Talebani, Muhammed Allavi’nin kabine adaylarını belirlerken diğer bloklardan isimler aldığını ancak Kürt bloklardan isim almayı reddettiğini ifade etmiştir. Irak Parlamentosu Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) üyesi Beşir el-Haddad, yeni kabinenin oluşturulmasında toplum bileşenlerinin gözetilmemesinin Irak’ın ulusal dokusunu olumsuz anlamda etkileyeceğini belirtmiştir. Aynı bağlamda KDP milletvekili İhlas ed-Delimi, partisinin Muhammed Allâvî’nin kabine oluştururken Kürt kotası koymasına karşı çıkmaktadır. Buna ilaveten; Irak Parlamentosu’nda Değişim Hareketi, Yeni Nesil Hareketi, Kürdistan İslami Grubu ve Kürdistan İslami Birliği partilerinden 15 Kürt temsilci bulunmakta ve bu temsilciler iki esas Kürt partisi olan KDP ve KYB’ye riayet etmemektedir. Bahsi geçen 15 milletvekili, Muhammed Allavi’nin hükümeti kurmada geleneksel parti kotasını esas alması durumunda Allâvî hükümetine güven oyu vermeme kararı almıştır.

Yukarıda bahsedilen tutumlar ışığında Muhammed Allavi hükümetine parlamentodan güven oyu çıkması hususunda Fetih ve Sairun bloklarının esas rolü oynamaları ve yeni hükümetin geleceğini bu iki bloğun belirlemesi beklenmektedir.

Etiketler

Watheq Al-Sadoon  asdasd

Watheq Al-Sadoon

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar