Dr. Süreyya Yiğit, Uluslararası Atatürk Alatoo Üniversitesi Uluslararası İlişki
Kırgızistan’da sonunda bir koalisyon hükümet kuruldu. Bu hükümete daha önce 2007 yılında sekiz ay boyunca başbakanlık görevini yürüten Almazbek Atambaev başkanlık etmektedir. Parlamento’daki en büyük parti olan Ata-Jurt’un lideri Keldibekov Meclis Başkanı oldu ve daha önce kendisine bir yönetim oluşturma görevi verilen Respublika lideri Babanov birinci başbakan yardımcılığı görevine razı oldu.
Üç partili koalisyonun parlamento üyeleri ile parlamentodaki muhalefetin çoğunluğu Keldibekov’u 101’e 14 oyla seçti. Bu durum Keldibekov’un Kırgız Parlamentosu Jogorku Kenesh’de geniş bir desteğe sahip olduğunu göstermiştir. Koalisyon için gerekli olan sayıdan yirmi dört oy fazla alması gelecek adına olumlu bir işaret. Büyük ölçüde aynı destek, daha sonra Cuma günü Atambaev’in Başbakan olabilmesi için gerekli olan sayıdan dokuz oy daha fazla toplayarak 92 parlamento üyesinin desteğini aldığında da yaşanmıştı.
Sorunlar ve çözümler hakkında farklı görüş açılarına sahip oldukları düşünüldüğünde, bu üç koalisyon partisinin ülkeyi nasıl birlikte yöneteceklerini izlemek ilginç olacaktır. Sosyal demokratlar, bütün problemli konuların kaynağı olarak daha önceki Cumhurbaşkanı Bakiev’in yönetimini göstermektedirler. Son beş yıllık kötü yönetimin ve yolsuzlukların yükünü çekmek zorunda kaldıklarını düşünüyorlar. Ata-Jurt partisi ise, Bakiev için çalışırlarken partideki önde gelen isimlerin çoğu kendisiyle yakın ilişkiler içersinde olduğundan Bakiev’i eleştirme konusunda oldukça hassas davranıyorlar. Respublika ülkenin karşılaştığı temel sorunları saptama konusunda oldukça pragmatik yaklaşmaktadır. Ekonomik zorluklara büyük önem verirler fakat bu ekonomik sorunların çözümü için gerekli kaynak yaratımı hakkında tutarlı bilgi sağlayamamaktadırlar.
Dünya Kırgızları nasıl görüyor?
Parlamentoda 92 üyenin güvenini kazanmadan önce Atambaev hükümet programını okudu. Bu program, uluslararası toplumun Kırgızlara olan bakış açısı konusunda ikiye bölündüğüne dikkat çekti. Bazıları Kırgızları kendi anavatanları içersinde arabozuculuk yaparak sorun yaratan kişiler olarak görürken, diğerleri ise böyle bir korkunç vahşetle nasıl başa çıkabildiklerine bakarak onlara hayranlık duyuyorlardı. Tabii ki 2010’daki korkunç olaylardan bahsediyordu; Nisan ayaklanması ve Haziran ayındaki etnik çatışmaları.
Tuhaf bir şekilde, 2005 ve 2010 devrimlerini bu programda “bütün millet hırsızlıklara, akrabaların ve eş dostun yönetişime dâhil olması ve karlı mevkilere gelebilmelerine karşı ayaklandı” şeklinde yorumladı. Böylesi bir beyan oldukça cesur bir açıklamaydı çünkü koalisyon ortaklarından biri bunun bir gerçek olduğunu kesinlikle reddediyordu. Dahası, daha önceki yönetimi “devleti özel mülkiyete dönüştürmek, devlet hazinesini kendi çıkarları için yağmalamak ve kendisine karşı çıkanları yıkmakla” suçladı.
Başarısız bir devlet tehdidi
Kırgız devletinin karşı karşıya kaldığı tehditlere değindi. Milliyetçi bir üslupla, Kırgızistan’ın uluslararası bir yönetim gerektirebilecek başarısız bir devlete dönüşebileceğini, fakat Kırgız halkının binlerce yıldır bütünlüğünü koruyup dağılmamış olmasından dolayı böyle bir şeyin mümkün olamayacağını belirtti. Devlet konusuyla ilgili konuşmasına devam eden Atambaev şunları söyledi: “Ülkenin güneyindeki eylemler sırasında kişisel olarak gözlemlerde bulundurm. İçişleri Bakanlığı’nın yeterli silahı yoktu ve zırhlı araçlar arızalıydı. Artan terör, uyuşturucu, aşırıcılık faaliyetleri zamanlarında orduya, polis güçlerine veya diğer güvenlik birimlerine özel önem vermeliyiz. Bu anlamda, size şu ünlü sözü hatırlatmak isterim: “Ordusunu ayakta tutamayanların yabancı bir ordusu olur.” Orduya ve polis güçlerine ayrılan fonun yeterli olmadığı son derece açıktı ve bu yüzden dolayı bunlara ek bütçe yardımı yapılması gerekir.”
Demokrasi ve Adalet
Atambaev, Kırgızların “adalet ve demokrasiye dayanan açık ve temiz bir toplum inşa etmekten başka yollarının olmadığını” ve bu yüzden Kırgızistan’ın inşası için bu ikiz dayanaktan başka alternatifi olmadığını belirtti. Bu belki de kurulan koalisyon tarafından daha ileri siyasi ve yasal reformların hayata geçirilmesi için bir işarettir. Atambaev cesurca “Ala-Too topraklarında yaşayan bütün etnik topluluklar kendilerini Kırgızistan vatandaşı olarak görmemektedir. Bunu açıkça belirmek zorundayız.” dediğinde belli ki adaletle ilgili olarak etnik şiddet vardı aklında. Koalisyonu milliyetçi Ata-Jurt Partisi’nin yardımıyla kurmasından dolayı bu durum oldukça tartışmalı gözüküyordu.
Geçici Güney Barışı
Atambaev’a göre şu an var olan güneydeki barış sadece bir girişimdi çünkü “bu çatışmaların temel nedenleri henüz soruşturulmadı. O zamanlardan beri, hükümet çoğu kez bazı amaçlarına ulaşabilmek için etnik ilişkileri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmıştır. Gerçek uzun vadeli sebepler henüz hiç ele alınmadı.” diyerek aslında bir anlamda kendi hükümetinin bu konuyu daha iyi çözebileceğini belirtiyordu.
Atambaev “Güney tek taraflı bir görüş ortaya koydu ve Kırgızların soykırım düzenlemeye ve Özbek halkını yok etmeye çalıştığı sonucuna vardılar. Bizler bu tür tek taraflı değerlendirmelerin özellikle yetkili uluslararası örgütler tarafından ifade edilmesi konusundan endişe duymaktayız. Bu tür tahminler ve kararların Kırgızistan’ın güneyindeki barışa katkıda bulunmadığı görülmelidir!” diyerek uluslararası toplumun bazı kesimleri tarafından son derece hayal kırıklığına uğratıldığını belirtti. Son cümle iyi başladı fakat kötü bitti çünkü STK ve diğer aktörlere, adil olmayan raporların veya önyargıların ve abartmaların Kırgızistan politikasındaki büyük yaraları ve derin izleri iyileştirmeyeceğini bildiriyordu.
Fakir Kırgızistan
Sosyal Demokratların lideri daha sonra ilgisini ekonomi dünyasına çevirdi ve şunları söyledi: “Önceden en fakir ülkelerden biri olarak görülen Kırgızistan bugün daha kötü bir durumdadır. Teknik hükümet tarafından benimsenen kriz karşıtı program yüzünden insanımızın üçte biri fakirlik içinde yaşıyor. Ülkedeki sosyoekonomik durumla ilgili hayal kırıklığına uğratıcı değerlendirmelere katılıyoruz. Aynı zamanda bu belgede altı çizilen temel eğilimlere de katılıyoruz. İlk olarak mültecilere ve evsiz kalan kişilere yardım etmek konusunda”. Bu, ülkenin güneyinde evleri yanıp kül olan ve önlerindeki sert soğuğa dayanmak zorunda kalan binlerce kişiye bir referanstı. Haziran olaylarından dolayı sermaye ülkeden uzaklaştı, yeni hiçbir yatırım söz konusu değildi ve bu durum ülkenin geleceğini daha da karartı.
Ülkenin toparlanması uluslararası yardımlarla gerçekleşmeyeceğini savunan lider sözlerine şunları ekledi: “Ülkemiz uzatılan el yardımıyla dünyada varlığını sürdürebilecek mi? Bunu kabul edebilir miyiz? Kendi hazinemizi kendi kendimize doldurmamız, ekonomimizi kurtarmamız, yönümüzü gelişme doğru yöneltmemizin hiçbir yolu yok mu? Tabii ki var!” Geçmişte ülkenin refahı tek bir ailenin cebine gitmişti. “Şimdi, bütün refahımız, bütün ekonomik kaynaklar bir ailenin cebine gitmemeli ve tüm toplumun yararına kullanılmalıdır!” Bu, Bakiev ve akrabalarına karşı yöneltilmiş diğer bir sert darbeydi ve muhtemelen Tashiev gibi Ata-Jurt milletvekilleri tarafından hoş karşılanmamıştı.
Bir Düzine Sorun
Koalisyon programı içersinde, Atambaev ekonomik ve siyasi iyileşme adına getirilen çözümün öncelikle bir düzine önemli etkene dayandığını belirtti. Yeni hükümetin yönü oldukça açıktı: “öncelikle devlet içersindeki yolsuzlukları ve hırsızlıkları azaltmak ve hırsızlığı azaltarak bütçe gelirlerini arttırmak”. Yine bunlar, Kırgız milletinin refahı ile ceplerini doldurmakla ve devlet içersinde hırsızlık yapmakla suçlanan önceki yönetime karşı açık bir saldırıydı.
Ekonomik kalkınmanın ikinci içeriği küçük ve orta ölçekli şirketleri baskılardan, bürokrasinin keyfiliğinden ve ayrıca yasadışı yapıların haraç taleplerinden korumaktı. “Girişimciler açık haraç talepleri dâhil birçok sorundan dolayı zarar görmektedir. Bu sebepten dolayı denetim kuruluşlarının sayısını yasal olarak azaltmak gerekir. Genel olarak Kırgızistan’daki vergi sistemi Orta Asya’daki en liberal sistem olarak görülmektedir. Buna bile rağmen, vergilerin çoğu toplanamamaktadır. Çünkü birçok işadamı denetimcilerin ve organize suç örgütlerin ceplerini doldurmak zorunda bırakılmaktadırlar. Kısa vadede bu olguların ortadan kaldırılması gerekir.” Bu ekonomik karmaşadan çıkmanın tek yolu daha iyi yönetmelikler değildir çünkü yasalar yeterli derecededir, bunun yolu aksine yozlaşmış hükümet görevlileri ve yer altı dünyasına saldırmaktır.
Vurgulanan üçüncü gereklilik şunlarla ilgiliydi: “Doğal kaynakların geliştirilmesi sadece ulusal çıkarları gözetme politikası olacaktır. Bu politika ile Kırgızistan’ın doğal kaynaklarını geliştirmek adına yeni yatırımcıları ülkeye çekme imkânımız olacaktır. Topraklarımızda yüz milyarlarca dolar değerinde saklı bir zenginlik vardır. Bu zenginlik üzerinde oturup yalvarmak doğru mudur?” Ülke milli çıkarlar yararına kullanılmayan dokunulmamış muazzam doğal kaynaklara sahipti. Bu sadece dünyanın dört bir tarafından yatırımcıları Kırgızistan’a çekecek ve Kırgız Hükümeti’ne olan güvenlerini güçlendirecek yasal kural ve saydamlık ile yapılabilirdi.
Dördüncü hayati önlem ise altyapı gelişimi olarak gösterildi. “Ekonominin atardamarları – yollar, iletişim, elektrik hatları… Örneğin bazı bölgelerde, bölgeyi ülkenin başkentine bağlayan hiçbir normal yol yoktur.” Kırgızistan, çok uzun zaman Sovyet döneminde yapılan altyapıya güvendi ve bırak 21. yy standartlarına ulaşmaları için bunları geliştirmeyi var olanı korumak için bile ne zaman harcadı ne de gayret gösterdi. Bu, tüm üç partinin de hassas olduğu bir alandır çünkü söz konusunu Parlamento’da temsil edilmeye geldi mi kırsal kesim oyları çok önem kazanır.
Kabul edilen beşinci alan enerji sektöründeki temel siyasi zorluk olan Kırgız Cumhuriyeti’nin enerji güvenliğini sağlama konusunu kapsıyordu. “Hükümet tüketicilere kesintisiz elektrik teminini, elektrik kayıplarında ve kaçakçılıklarda keskin bir düşüşü sağlama politikasını sürdürecektir. Enerji ülkemizin geleceğini oluşturduğu için bu sanayi alanına özel ilgi göstermeliyiz. Su gücü kaynakları Kırgızistan’a bölgede stratejik bir güç kazandırmaktadır. Elektrik ihracatı ile ekonominin daha da geliştirilmesi için büyük olanaklar sunuyoruz. Bu sadece elektrik santralleri ile ilgili değildir.” Bu anlamda enerjinin rolü elektrik temininden çok daha fazlaydı zira Kırgızistan’ın bölgesi içersinde bir güç olarak görülmesini sağlama potansiyeline sahipti. Sadece, elektrik kaçakçılığı gibi merkezi hükümet içersindeki yolsuzlukların yok edilmesi gerekliydi.
Hayati derecede önemli olarak belirtilen altıncı konu tarımdı. Atambaev bu konuyla ilgili şunları söyledi: “Ülkemiz nüfusunun büyük bir kısmı kırsal kesimde yaşamakta. Bu sebeple, tarımın geliştirilmesi, tarım işlemleri hükümetin ana faaliyet alanlarından biridir. Kırgızistan Orta Asya’da gelişmiş bir tarım ülkesi olabilirdi. Şu anda, ülkenin 200 binden fazla çiftçisi var ve çoğunun bir veya daha az hektarlık arsası var. Bizi engelleyen gerçek bu. Uzun vadeli düşük faiz oranlarıyla kırsal üreticilere borç verme uygulamasına geçilmesi gerekiyor.” En sonuncusu Respublika Partisi tarafından söylenmiş bir kampanya sözüydü. Kesinlikle kırsal kesimde yaşayan fakir halk geçimleri için çok az yatırım şansına sahipti. Bu durumun Atambaev’in şu sözünde ortaya çıkıyordu: “ Bu zamanda su kullanıcıları kendi imkânlarıyla sulama tesisleri kurabilecek durumda değiller. Hükümet desteğine ihtiyaç duyuyorlar. 2007 yılında geliştirilmiş olan sulamanın geliştirilmesi hakkındaki programı uygulamamız gerekiyor.” Bu, kırsal kesimlerde yaşayan milyonlar için oldukça teşvik edici gözükmektedir, fakat yine de bu tür bir borcun fon kaynağının nereden sağlanacağına değinilmemiştir.
Yedinci olarak Atambaev “iş yaratma ve işsizliği düşürmenin hükümetin oluşturduğu çalışmanın en önemli öncelikleri arasındadır.” dedi. Daha iyi eğitime sahip olma ve aynı zamanda çaresiz bir şekilde şansını yurt dışında arama eğilimlerinde dolayı, hafif sanayide olsa bile koalisyonun iş bulma şansını artırma sözü verdiğini duymak bile biraz olsun rahatlatıcıydı. Daha sonra Atambaev gerçek düşmanın fakirlik olduğunu belirterek konuşmasına devam etti. “On binlerce yeni iş hızlı fakirlik azalışı için gerekli şartları oluşturacaktır ki fakirlik Kırgız toplumunun büyük bir sosyal sorunudur. Tekrar ediyorum: Bütün sorunlarımızın kaynağı fakirliktir, bunu azaltmadan iyi sonuçlar elde edemeyiz.” Kırgızistan Dünya’daki en fakir ülkelerden biri olduğu için bu bir sürpriz değildi. Fakirlikle mücadele edeceğine söz verdiği zaman, önümüzdeki daha iyi günlerin umuduydu Atambaev’in aklından geçen.
Sekizinci olarak, Kırgız toplumundaki kilit sektörlere ödeme ile ilgili sözler yapıldı. Ülkede emeklilerin sayısı yarım milyona ulaşmış olmasından dolayı listedeki ilk sırada emekliler yer alıyordu. “Eğer bütün, çalışma hayatı boyunca çalışmış olan sayın yaşlılarımız dürüst çalışmaları aracılığıyla hak ettikleri, zor kazanılmış aylık gelirleri ile kendilerine bakamıyorlarsa, o zaman bu durum devleti ve bütün milleti karanlığa düşürür. İstisnasız bütün aylıklar en az asgari geçim düzeyine yükseltilmelidir.” Emeklilerin ardından her şeyden evvel daha önceki itibarlarını geri kazandırmak zorunda olduğumuz öğretmenler geliyordu. “Eski zamanlarda Muhammed ve İsa Peygamberler “benim öğretmenim” derlerdi. Sovyet Birliği zamanında öğretmenler köylerimizdeki en saygın ve en varlıklı kişiler arasındaydı. .. En iyi devlet yardımlarının sağlamak için öğretmenlere gerektiği ölçüde maaş ve kırsal kesimdeki öğretmenlere sosyal güvenceler sağlanmalıdır.” Bahsedilen üçüncü sektör tıp mesleğiydi. “Öğretmenler gibi, doktorlar da bugün maaş artırımına ihtiyaç duymaktadırlar.” Son olarak ise evler inşa etmek ve bu evleri satmak için yeterli, uzun vadeli borçlar sağlanması adına ulusal bir mortgage şirketi kurma ihtiyacından dolayı müteahhitler de unutulmadı. Bu uygulama Türkiye’de geliştirilmişti. Yine ilgili devlet çalışanları ve yaşlılar için beklenenden fazlası vardı, fakat finansın nereden elde edileceğine dair hiçbir beyanda bulunulmamıştı.
Hükümet programında önem verilen dokuzunca alan koalisyonun medya ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklıklar kurmasıyla ilgiliydi. “İnsan hakları ve ifade özgürlüğüne hiçbir kısıtlama getirilmesine izin vermeyeceğiz. Özgür bir medya ve sivil toplum bizim başarılarımız olacaktır. Eminim ki bunlar gelecekte ülkemizin gelişimine değerli katkılarda bulunacaklardır.”
Koalisyonu bu tür değerli fikirlere dayandıran Atambaev parlamenter sistemin ihtiyaç duyduğu desteği alacağına dair güçlü sinyaller verdi.
Atambaev’in üzerinde durduğu onuncu nokta kültür ve maneviyat konusuydu. “Fakirlik, ayrıca alkol tüketimi, uyuşturucu bağımlılığı ve suç işleme gibi olumsuz gelişmeler nedeniyle dağılan aileler insanımızın manevi hayatında olumsuz etkilere yol açmıştır. Yaşlılara saygı ve hürmet, kötü söz söylememe gibi bu tür önemli ahlaki değerlerimiz ne yazık ki zamanla unutulmuşlardır. En kısa zamanda ulusal ve manevi canlanış praogramı geliştirmeliyiz. Herkesin kendisini Kırgızistan vatandaşı olarak hissetmeye ihtiyacı var. Bu yüzden, Kırgız dili ve kültürünü geliştirmeye özel ilgi gösterilecektir. Bütün gerekli mali kaynaklar tahsis edilecektir.” Kırgız halkının ahlaki açıdan gerilediği ve aynı zamanda Sovyet Birliği’nin alkol kullanımına izin vermesinin aileleri bölmeye ve dağıtmaya devam ettiği ve büyük zorluklara yol açtığı vurgulandı. On birinci sırada, durdurulması gereken bir tehdit olan terörizm şeklindeki şiddete değindi ve şunları belirtti: “Son zamanlarda ülkenin güneyinde ve başkentte terörist örgütlerin eylemlerini görmekteyiz. Kırgızistan’daki istikrarı bozmayı hedeflediklerinin son derece farkındayız. Bu sebeple bütün sivil nüfusun güvenliğini güvence altına almak için hükümet ve güvenlik güçleri kısa zaman içersinde suçluları ve onların destekleyicilerini aramak ve adalet karşısına çıkarmak için her türlü çabayı sarf edecektir. Bu şartlar altında ülkenin birliğini ve bütünlüğünü korumak son derece önem taşımaktadır.” Hükümet programındaki bu kısım, muhtemelen Ata-Jurt’un özellikle memnun olduğu bir bölümdür çünkü seçim kampanyaları sırasında etnik ayrımcılığı bir terör meselesi olarak vurgulamışlardı.
On ikinci sırada ise dış politika ile ilgili olarak Atambaev, koalisyonun bakış açısını belirtmek adına kısa ve öz bir şekilde şunları söylemiştir: “En yakın komşularımız Kazakistan, Özbekistan, Çin ve Tacikistan ile iyi komşuluk ilişkileri geliştireceğiz. Rusya bizim stratejik ortağımızdır ve benim düşünceme göre bu durum bizim ulusal menfaatimizedir. Yakın gelecekte Kırgızistan’ın Gümrük Birliği’ne katılmasının doğru olacağına inanıyorum. Aynı zamanda Kırgızistan’ın AB, ABD ve Türkiye ile işbirliklerini artırması gerektiğine inanıyoruz.” Rusya’nın, Türkiye, ABD ve AB gibi diğer Batı ülkeleri ve örgütlerinden daha üst derecedeki konumu ile daha öncelikli bir öneme sahip olması şaşırtıcı değildi.
Yeni Bir Görüş mü? Ne Yazık Ki Hayır.
Ocak 1937’de Cumhurbaşkanı Roosevelt ünlü ikinci açılış konuşmasında şunları belirtmişti: Milletin üçte birinin koşulları kötü evlerde kaldıklarını, kötü şartlarda giyindiklerini ve beslendiklerini görüyorum. Fakat size bu resmi bir çaresizlik duygusu içersinde anlatmıyorum. Aksine umutla anlatıyorum, çünkü bu durum içersindeki adaletsizliği gören ve anlayan millet bu resmi değiştirmeyi talep ediyor.” Neticede Atambaev, koalisyon programının ana hatlarıyla anlatan konuşması ile Kırgız halkının ihtiyaç duyduğu umudu hatırlatmaya çalıştı. Ancak Atambaev’in çizmeye çalıştığı bu resim için görünürde hiçbir boya kutusu ve yeterli fırça yok. Kırgızistan halkı aslında çok zor zamanlar geçirmektedir. Zor zamanlar güçlü, uzlaşmaz görüşlerle güçlenmiş çelik gibi kişiler tarafından gerçekleştirilen politikaları beraberinde getiriyor. Koalisyondaki hiç kimsenin bir FDR tarzı ekonomik New Deal (yeni görüş) eğilimi veya vizyonu olmadığı görülüyor. Eğer yolsuzluklar durdurulur ve hukukun üstünlüğü getirilirse, bu koalisyon kendisini büyük bir başarı olarak göstermeyi hak edecektir.