Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye’de İç Savaş ve Müdahalenin Mümkünatı

Süfyan Kadir Kıvam, Erciyes Üni., İbrani Dili ve Edebiyatı
2010 yılında başlayan ve Ortadoğu’dadomino etkisi yaratan Arap Baharı’nın muhtemel son taşı Suriye’de iç savaş 26 Ocak 2011’den beri sürmektedir. Savaşın bilançosuna baktığımızda ise sadece birinci yılında 30000’e yakın insan ölmüştür. Bunun sonucunda, Esad rejimi hükümeti bırakmayı kabul etmese de, belki isyan diner umuduyla bazı reformlar yapmış fakat bu umut boşa çıkmışve savaş giderek kanlı bir hal almıştır. Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelere geniş çapta bir göç dalgası başlamıştır.   Geçtiğimiz günlerde ise Esad’ın kendi halkına karşı kimyasal silah kullanması – kimyasal silahlar düşman devletlere karşı dahi kullanılması uluslararası karar alıcılar tarafından savaş suçu olarak kabul edilir – bölgede çıkarları olan ve durumdan rahatsızlık duyan devletleri daha da germiş sonuç olaraksa önlem almaya itmiştir.
  Bu noktada bölgede çıkarları olan devletleri iki dış dinamik olarak adlandırmak yanlış olmasa gerek. Bir tarafta Rusya ve İran, Esad’ın yanında yer almaktayken, diğer tarafta Türkiye, ABD ve Birleşmiş Milletlerin birçok üyesi muhalif güçleri desteklemektedir. Bu bloklaşma Arap Baharı’nın başından beri görülüyor olsa da, en kritik şeklini Suriye’de almıştır. Her iki dinamikte öncelikli olarak Suriye’de iç savaşın bitmesini gaye edindiği kadar bundan en karlı şekilde çıkmayı daplanlamaktadır.
  Söz konusu olan ülke çıkarlarına döndüğümüzde ise dinamiklerin kendi aralarında olan zıtlıkları ve sürtüşmeyen çıkarları, Suriye ve Ortadoğu’nun adeta oyun alanına dönmesine sebep olmuştur. Bu zıtlıklara ve sürtüşmeyen çıkarlara baktığımızda ise, genel olarak silah, lojistik gibi ülkelere geniş çapta ekonomik katkı sağlayan kaynakların paylaşılamaması vardır. Bunun yanında dinamiklerin, Esad’ı desteklemek ya da desteklememek konusunda aldıkları karar bir nebzede tarihten gelen müttefiki ilişkilerdir. Örneğin, İran’ın İslam Devrimi sonrası ABD’yi net bir şekilde düşman olarak belirtmesi ve ABD’nin Esad karşıtı tutum sergilemesi, İran’ı ister istemez Esad’ı destekler bir konuma sokmaktadır ve doğal olarak bu bölgedeki tek müttefiki yine ABD ile çok sıcak ilişkileri olmayan Rusya ile müttefik olmaktan geçmektedir. Türkiye’nin konumuna baktığımızda ise, Türkiye’nin Esad karşıtı tutum sergiliyor olmasında, Suriye için daha demokratik bir yapı istiyor olması yatmaktadır ve Esad’ın gitmesinde Türkiye faktörünün olması, Türkiye’nin Ortadoğu’da olan imajına daha da güçlendirecektir. Buperspektiften baktığımızda Türkiye’nin, Rusya ve İran ile aynı safta yer almasının mümkün olmadığını gördüğümüz kadar Türkiye’nin, İran ile Ortadoğu’da olan anlaşmazlığınında temel sebeplerinden birini görüyoruz. Çünkü İran, İslam Devrimi’ni yıllardan beri tüm Müslüman ülkelerinde gerçekleştirmeyi hedeflemektedir ve Türkiye gerek laik duruşu gerekse geleneklerine bağlılığı kadar yenilikçiliği ile diğer Müslüman ülkelerine bir model oluşturmaktadır ki bu da İran’ın İslam Devrimi’ni yayması yolunda Türkiye’yi büyük bir engel olarak algılamasının sebebidir.
  Suriye’de süren iç savaşta birde konuya çok uzak olarak görünse de doğrudan içinde bulunan Hizbullah faktörü vardır. Hizbullah, doğruluğunu ispatlamak zor olsa da İran kontrolü altında hareket eden radikal bir islam ordusudur. Amacı, sivil yaşayışta olduğu kadar yönetimde de islami kural ve davranışları benimsetmektir. Bu bağlamda Hizbullah’ın, Esad’ı desteklemesi akıllara tek bir şeyi getirmektedir, iç savaşı Esad kazanır ise, Suriye’de yeni yönetim biçimi şeriat olacaktır. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi Türkiye’nin imajına bir darbe vuracağı kadar, ABD’nin zaten hoşnut karşılanmadığı Ortadoğu’da daha zor anlar geçirmesine sebep olacaktır. Ayrıca ABD’nin, Ortadoğu’da ki en önemli müttefiki kabul edilen İsrail’in de zarar göreceği anlamına gelmektedir. Tüm bu faktörleri inceledikten sonra Suriye’ye bir müdahale mümkün mü sorusuna dönecek olursak benim kanaatim mümkün olmadığı yönündedir ki, bir müdahale olmaz ise Esad’ın uzun bir süre daha iktidarı elinde tutacağı ve savaşın bitmeyeceği açıktır. Eğer bir müdahale olacak olursa, taraflar birbirileri ile neredeyse savaş durumuna geçebilirler ve bu her bir dinamiğin farkında olduğu kadar kaçındığı sondur. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki postal günden güne kanla dolmaktadır ve eninde sonunda taşacaktır. Taştığında ise bu kanın tüm coğrafyayı boğup boğmayacağı bir muamma olduğu kadar Suriye halkına ve Esad rejimine bağlı bir değişkendir.

Süfyan Kadir Kıvam  asdasd

Süfyan Kadir Kıvam

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar