Irak ve Suudi Arabistan Arasındaki Anbar Gerginliği

Firuze Yağmur Gökler, Araştırma Asistanı firuzegokler@orsam.org.tr
Irak ve Suudi Arabistan arasında Saddam Hüseyin zamanında problemli olan ilişkiler, 2006 yılında iktidara gelen Nuri El- Maliki hükümetiyle de halen devam etmektedir. Geçtiğimiz haftalarda da Irak Başbakanı Nuri El-Maliki Anbar’da yaşanan ve birçok kişinin ölümüne, bölgeden göç etmesine neden olan ve ülke güvenliğini de etkileyen gelişmelerden sonra, Suudi Arabistan’ı bölgedeki şiddeti desteklemekle suçlamıştır.
 
Anbar Krizi
 
28 Aralık 2013 tarihinde terörizmi desteklediği suçlamasıyla El-Irakiye Bloğu Sünni milletvekili Ahmed Alvani’ye yönelik bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu operasyon esnasında milletvekilinin kardeşiyle birlikte korumaları, Nuri El- Maliki’ye bağlı özel timler tarafından öldürülmüş ve Alvani de tutuklanmıştır. Bu olay ve bu olaydan önce yaşanan bazı gelişmeler, Anbar’da sıcak gelişmelerin ve çatışmaların yaşanmasına neden olmuştur.
 
Sünni milletvekili Ahmed Alvani’ye düzenlenen operasyon öncesine baktığımız zaman, bölgede yaşanan gelişmeler bize olayların neden buraya geldiğini göstermektedir. Sünniler Irak’ta bürokrat, ordu görevlisi ve öğretmen olarak hizmet vermiş, Saddam Hüseyin’in iktidara gelmesiyle de Sünni Arapların ülkedeki pozisyonları daha da güçlenmiştir. Fakat Sünni Araplar, 2003 ABD işgali sonrasında Saddam döneminin sona ermesi ve 2006 yılında Maliki yönetimindeki Şii bir hükümetin başa gelmesiyle kendilerinin ayrımcılığa maruz kaldıklarını dile getirmiş ve bu durumdan şikayetçi olmuşlardır. Irak’ın en büyük vilayeti olan ve nüfusunun çoğunluğunu Sünni Arapların oluşturduğu Anbar’da da hükümetin bu tutumuna karşı bazı gelişmeler meydana gelmiştir. Son bir yıldır Sünniler Anbar vilayetinin Ramadi kentinde kendilerine yönelik yapılan baskı ve ayrımcılığı protesto etmek için kamplar kurmuşlar ve milletvekili Alvani de hükümete yönelik bu protestolara destek vermiştir.
 
Maliki yaşanan bu gelişmelerden sonra, protesto kamplarının ve protestoların düzenlendiği bölgenin El- Kaide liderliğinin merkezi haline dönüştüğünü ileri sürerek, milletvekili Alvani’yi El-Kaide terör örgütüne destek vermekle suçlamış ve kampın dağıtılacağı uyarılarında bulunmuştur. Maliki’nin bu açıklamalarından sonra, ordu protestoları dağıtmaya başlamış ve Sünni milletvekili Alvani’ye yönelik operasyon düzenlenmiştir. Yaşanan bu gelişmeler Anbar’da son birkaç aydır şiddetli olayların yaşanmasına ve tırmanmasına sebep olmuştur.
 
Özellikle Felluce ve Ramadi kentlerinde Sünni protestocular ve Irak Güvenlik Güçleri arasında günlerce süren ölümcül çatışmalar meydana gelmiştir. Maliki bölgede durumu yatıştırmak amacıyla orduyu çekmiştir. Ordunun bölgeden çekilmesi Irak Şam İslam Devleti militanlarının Ramadi ve Felluce’de kontrolü ele geçirmesini kolaylaştırmıştır. Daha sonra Irak ordusu Ramadi’de kontrolü ele geçirse de, Felluce hala IŞiD güçlerinin elinde bulunmaktadır. Yaşanan bu olaylarda bilanço ise çok ağır olmuştur. Anbar vilayetinde meydana gelen olaylarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, birçok kişi yaralanmış ve 300 bine yakın kişi ise göç ederek, bölgeyi terk etmiştir.
 
Irak ve Suudi Arabistan’ın İlişkileri ve Anbar Krizine Yansımaları
 
Saddam Hüseyin döneminde iyi olmayan Irak-Suudi Arabistan ilişkileri, Maliki hükümetiyle de olumlu yönde seyretmemiştir. Birkaç kez diplomatik anlamda ilişkilerin geliştirilebilmesi için her iki ülke girişimlerde bulunsa bile, işler istenildiği şekilde ilerlememiştir. Irak ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler hep karmaşık ve hassas bir seyirde seyretmiştir.
 
Suudi Arabistan Krallığı Şii Irak hükümetini her zaman güvenilmez olarak görmüş hatta Irak’ı İran ajanı olmakla suçlamıştır. Bu yüzden Suudi Arabistan ve Irak arasında siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkiler her zaman düşük düzeyde seyretmiştir. Suudi Arabistan iki ülke başkentleri Riyad ve Bağdat arasında direk uçuşlara müsaade etmemiş, iki ülke arasında doğrudan ticarete izin vermemiştir. Krallık Irak’ın Riyad’da faaliyetlerini ve görevlerini yerine getirmesine izin verirken, Bağdat’ta büyükelçilik kurmayı ise reddetmiştir.
 
Irak hükümeti de Suudi Arabistan’ı birçok kez kendi ülkesinin güvenliğini tehdit etmekle suçlamıştır. Irak, direnişçilerin Suudi Arabistan’dan geldiğini söylemiş ve bu konuda Krallığı suçlamıştır. Irak Dışişleri Bakan yardımcısı Labeed Abbawi birçok dini kuruluşun ve din adamlarının insanları Cihad adına Irak’a gidip savaşmaları için cesaretlendirdiklerini dile getirmiş ve Suudi hükümeti suçlamıştır.
 
Her iki ülkenin birbirlerine yaklaşımlarını ve ilişkilerini asıl etkileyen faktörler bölgedeki terörizm ve mezhepsel kutuplaşmadır. Bu iki nedenden ötürü iki ülke birbirine güvenmemiş, birbirlerini kendi ülke ve bölge güvenliğini tehdit etmekle suçlamışlardır. Irak Suudi Arabistan’ı kendi ülkesindeki Sünni radikal gruplara arka çıkmakla suçlarken, Suudi Arabistan ise Irak’la İran’ın ilişkisinin bölgedeki Sünni Müslümanları tehdit ettiğini dile getirmiştir.
 
Her iki ülke birbirlerini mezhepsel farklılıklarına dayanarak tehdit olarak görseler bile, birkaç kez ilişkilerin iyileştirilmesi için hamlelerde bulunmuşlardır. 2012 yılında Suudi Arabistan Irak’ta büyükelçilik açacağını söylemiş ve bu Iraklılar tarafından hoş karşılanmıştır. Aynı şekilde iki ülke arasında güveni arttırmak için Irak Suudi Arabistan ile tutuklu mübadelesi imzalamıştır. Fakat atılan bu adımlara rağmen Suudi Arabistan’ın hala Bağdat’ta bir büyükelçiliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla ne diplomatik, ne siyasi ne de ekonomik ilişkiler istenilen seviyeye gelememiştir.
 
En son Irak’ın Anbar vilayetinde yaşanan huzursuzluk ortamı da Suudi Arabistan ve Irak arasındaki gerginliği yansıtmaktadır. Irak Başbakanı Nuri El- Maliki, Anbar olaylarında Suudi Arabistan’ın bölgedeki şiddeti finanse ettiğini ve terörist grupları desteklediğini dile getirmiştir. Bu ülkenin Irak’taki bu grupları hem siyasi olarak, hem medya aracılığıyla, hem de para ve silahla desteklediğini söylemiştir. Fransa kanalı France24’e verdiği mülakatta Maliki, Suudi Arabistan’ın Irak’a savaş ilan ettiğini, Irak’a hem Suriye’den hem de doğrudan saldırdığını dile getirmiştir. Irak’ta El-Kaide’yi finanse ederek Şii hükümeti indirmeyi planlamakla suçlamıştır. Maliki, Suudi Arabistan’ı aynı şeyleri Suriye’de de yaparak, Suriye’deki silahlı grupları desteklediğini dile getirmiş bu yüzden bölge güvenliğini de tehdit ettiğini ve küresel terörizmi desteklediğini söylemiştir.
 
Suudi Arabistan tarafı ise Maliki’nin yapmış olduğu açıklamaların yanlış ve saldırgan olduğunu dile getirmiştir. Ülke olarak kendilerinin açık ve net bir biçimde terörizme karşı olduklarını, hem bölgesel hem de küresel bağlamda terörizmle mücadele ettiklerini söylemiştir. Maliki’nin bu tarz açıklamalar yapmak yerine ülkedeki kaos ve şiddet ortamını sona erdirecek önlemler alması gerektiğinden bahsetmiştir. Aynı zamanda Suudi yetkililer Maliki’yi mezhepsel politikalarla Sünni gruplara karşı yanlış politikalar izlemekle suçlamıştır.
 
Sonuç
 
Son beş aydır Irak’ın Anbar vilayetinde yaşanan gelişmeler Irak iç siyasetine damga vurmuştur. Anbar’da yaşanan bu gelişmeler aynı zamanda Anbar içerisinde kutuplaşmalara da neden olmuş ve bölgede gerilim iyice yükselmiştir. Nuri El- Maliki yaptığı açıklamalarda Anbar olayları ile ilgili Suudi Arabistan’ı suçlamıştır. Maliki, Sünni halkın yaşadığı Anbar vilayetinde Suudi Arabistan’ın mezhepsel temellere dayanarak, bölgede terörizmi desteklediğini ve buradaki terör gruplarına yardım ettiğini söylemiştir. Irak ve Suudi Arabistan’ın uzun yıllardır problemli olan ikili ilişkileri Irak’ta yaşanan Anbar krizine yansımıştır. Anbar krizi sonrası iki ülke liderlerinin yapmış oldukları sert açıklamalardan sonra ikili ilişkiler daha da zedelenecektir. Anbar gerginliği sadece ikili ilişkileri değil aynı zamanda bölge güvenliğini de sıkıntıya sokabilir. Bu yüzden bu noktada Irak’ın daha sakin bir tavır takınarak bu meseleye yaklaşması gerekmektedir. Devletlerarası ilişkilerde sakinlik gereklidir ve ülkeler arasında diyalog olması hem ilişkileri daha iyi bir hale sokar hem de uluslararası itibarı sağlamlaştırır. Suudi Arabistan küresel terörizmle mücadele etmek için birçok adım atmış ve yakın bir zamanda terörizmin finanse edilmesini yasakladığını duyurmuştur. Suudi Arabistan’ın bu olumlu hareketinden sonra Irak hükümeti de ortak amaç olan terörizmi bitirmek ya da en azından terörizmin kapasitesini azaltmak için Krallıkla birlikte hareket etmeli ve işbirliği yapmalıdır.