Irak’ta birçok farklı sorun ve çıkar çatışmasını barındıran Kerkük vilayeti, yaşanan bayrak krizi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) yapmayı planladığı referandumdan dolayı gündemdeki yerini korumaktadır. Ancak bayrak krizi daha önce meydana gelen gelişmeler ile değerlendirilmelidir. Kerkük’te oluşan yeni çıkar çatışmaları farklı aktörleri karşı karşıya getirmektedir. Kerkük'teki sorunlar arasında anadil, bayrak, vilayet seçimleri, petrol ve IKBY bağımsızlık referandumu sayılabilir.

 

Kerkük'ün Durumu

Irak Anayasası’nın 140. maddesi Kerkük’ün statüsü hakkında 31 Aralık 2007’den önce bir çözüm öngörmesine rağmen bir çözüme ulaşılamamıştır. Bu fiili duruma rağmen Bağdat’ın Kerkük üzerindeki hukuki yetkisi sürmektedir. Ancak IŞİD’e karşı mücadele için Kerkük'ün çevresinden çekilen Irak ordusunun yerini peşmerge almıştır. Böylece Kerkük hukuki bir dayanağı olmamasına rağmen fiilen Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) tarafından yönetilmeye devam etmektedir.

2014'te IŞİD'in saldırıya geçmesi ile birlikte federal hükümet Kerkük petrol kuyuları yakınında konuşlu olan askerlerini geri geçmek zorunda kaldı. Bu kuyuların çoğu Kürdistan Demokratik Partisi'ne (KDP) bağlı peşmerge geriye kalan kuyular ise KYB'ye bağlı peşmerge kuvvetleri tarafından kontrol altına alındı. Böylece 2003'ten sonra KYB kontrolünde bulunan Kerkük'te KDP etkinliği artmaya başladı. Erbil ve Bağdat'ın petrol ihracı üzerine yaptığı anlaşma ise KYB ve Kerkük Valisi Necmeddin Kerim'in denklem dışında kalma endişesine neden oldu. Bu durum üzerine KYB'ye bağlı peşmergeler Bağdat tarafından kontrol edilen Kuzey Petrol Şirketi'ne baskın düzenledi. Baskın hakkında KYB'den "Bu Irak hükümetine bir uyarıydı" açıklaması yapıldı ve kısa bir süre için Ceyhan'a yapılan petrol sevkiyatı durduruldu. Bayrak krizinden önce gerçekleşen bu olay, Kürt siyasi taraflar arasındaki ayrıklığı göstermektedir.

 

Bayrak Krizinin Sesleri

Kerkük’te bayrak krizine yol açan gelişmelerden bir tanesi de Kerkük ilçesi kaymakamı Kamil Saleyi’nin Dünya Anadil Günü dolayısı ile valilik ve vilayet meclisi ile Kürtçe yazışmalara başladığını açıklamasıdır. Saleyi ise bu durumun yasallığını Irak Anayasası'nın 4. maddesinin 3. fıkrasına dayandırmıştır. Ancak Irak Anayasası’na göre "resmi diller parlamento, bakanlar kurulu, mahkemeler ve resmi konferanslar gibi kamuya açık alanlarda kullanılacak diller" olarak tanımlanmaktadır. Ancak 4.maddenin 3. fıkrasının Kerkük için uygulanması hukuka aykırı düşmektedir. Çünkü bu fıkra ile tanımlanan hak sadece IKBY içerisindeki resmi kurum ve ajansları kapsamaktadır. Aynı maddenin 5. fıkrası ise Türkmenlerin ve Süryanilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde Türkmence ve Süryanicenin resmi dil olarak kullanılmasına izin vermektedir. Ancak bu fıkrada -daha önceki fıkrada coğrafi kısıtlama olmasına rağmen- bir coğrafi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Nitekim bu fıkranın Kerkük’te uygulanmasına hukuki bir engel yoktur.

Kerkük ilçe kaymakamının Kürtçe dilini resmi olarak kullanmak istemesinin ardından vali Necmeddin Kerim, Kerkük’te resmi yazışmalar için Kürtçenin kullanılması ve resmi binalara IKBY bayrağının asılmasını isteyen önerisini onaylanması için vilayet meclisine göndermiştir. Vali Kerim’in IKBY bayrağı ile ilgili “bu bayrak sadece Kürtlerin bayrağı değil, Kerkük’teki bütün etnik grupların bayrağıdır” açıklaması sonrasında Türkmen ve bazı Arap vilayet meclisi üyelerinin toplantıyı boykot etmesine rağmen vilayet meclisinde kabul edilmiştir.

 

Bayrak Krizi ve Türkmenler

Kerkük’te kendilerini göz ardı edilmiş hisseden Türkmenler ise sokaklarda gösteriler gerçekleştirmiştir. Türkmenlerin gerçekleştirdiği bu gösteri aslında 2003’ten sonra Kerkük’te Türkmenler aleyhine gerçekleştirilen tüm tek taraflı tasarruflara karşı düzenlendiği söylenebilir. Anayasasının 140. maddesinde atıfta bulunulan geçici 58. maddede ifade üzere Kerkük’te kamulaştırılan arazilerin iade edilmesi gerekmekteydi. Ancak Türkmen arazileri asıl sahiplerine iade edilmemiştir. Nitekim vali Necmeddin Kerim, Türkmenlerin arazilerini kamulaştırmaya devam etmiş ve yeni Kürt yerleşim alanları kurmaya devam etmiştir. Düzenlenen gösteriler ise Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşat Salihi’nin alınan kararı mahkemeye taşıması ile sakinleşmiştir. Bayrak krizi ile Kerkük Valisi Kerim birçok tepki ile karşı karşıya kalmıştır. Birleşmiş Milletler Irak Misyonu, Kerkük’te IKBY bayrağı asılabilmesi için önce statüsünün belirlenmesi gerektiğini” açıklayarak bayrak kararına karşı çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ise “Irak Anayasası’na aykırı tek taraflı tasarruflara karşı çıktıklarını” açıklamıştır. Irak Parlamentosu ise Selim Cuburi başkanlığında toplanarak Kerkük’te sadece Irak Bayrağı asılmasını öngören bir karar çıkartmıştır. Nitekim mahkeme de Kerkük’te IKBY bayrağı asılmasının anayasaya aykırı olduğunu açıklamıştır. Bütün bunlara rağmen Kerkük’te IKBY bayrakları gönderde kalmaktadır. Çünkü bu kararları Kerkük’te uygulamak için merkezi hükümetin uygun araçları bulunmamaktadır.

 

Kerkük ve Bölgesel Denklem

Kerkük valisinin bu kararında kendi partisi içerisindeki ve IKBY içerisindeki siyasi denklemin etkisi bulunmaktadır. Necmeddin Kerim, valilik görevi dışarısında KYB politbürosunda görevlidir. Kerkük'teki etkinliğini kullanarak parti içerisinde daha fazla güç elde etmek istemektedir. Ayrıca KDP'nin Kerkük'te etkinlik kazanmasını engellemek için Kürtlerin milliyetçi duygularını harekete geçirerek kendi etrafında birleştirmek istemektedir. KDP'nin bağımsızlık referandumu yapma kararı da bu doğrultudan okunabilir. Kürtleri bağımsızlık meselesi üzerinden kendi etrafında toparlamak istemektedir. KDP ve KYB'nin attığı siyasi adımlar bölgedeki Türkmen varlığını inkar etmektedir. Türkmen Milliyetçi Hareketi'nin (TMH) Kerkük'te referandum karşıtı astıkları pankartlar resmi üniforma giyen peşmergeler tarafından sökülmektedir. Türkmenlerin karşı karşıya bırakıldığı bu baskı durumuna ITC Başkanı Erşat Salihi “Bu yakın gelecekte Kerkük için idari, ekonomik, siyasi bir tehlike ve bir savaş sinyali demektir” diyerek dikkat çekmektedir. Ayrıca bütün bu gelişmeler Türkmen siyasi partilerini birbirine yaklaştırmakta ve ortak mücadeleye doğru iteklemektedir.

Kerkük'ün anayasal statüsü net bir şekilde belli olmamakla birlikte IKBY'ye bir yetki devri yapılmamıştır. Fiilen KYB tarafından yönetilmektedir. Kerkük'e bağlı petrol kuyularını farklı aktörler yönetmektedir. Kerkük’te KYB daha etkin olmasına rağmen KDP’nin daha çok petrol kuyusu kontrol etmesi anlaşmazlıklara neden olmaktadır. Siyasi aktörler bölgede oldubitti siyaseti izleyerek güç kazanmak istemektedir. Bayrak krizi, sadece resmi binalara IKBY bayrağı asılması kararı olarak değerlendirilmemelidir. Bayrak krizi, vali Necmeddin Kerim'in diğer siyasi aktörlerin oldubitti siyasetine cevabı olarak değerlendirilmelidir. 2003 sonrası dönemde Kerkük'e olan Kürt göçleri ile şehrin dokusu bozulmuştur. Türkmenler göz ardı edilerek, istekleri ve hakları alıkonulmaktadır. Türkmenlerin anayasal haklarını kullanmaları engellenmektedir. Bölgede yaşanan bütün krizler sonrasında bölgedeki Kürt partiler Türkmenlere karşı birleşmektedir. Türkmenler ise Türkmen Koordinasyon Kurulu’nu toplayarak daha aktif bir şekilde mücadele etmek istemektedir. Irak yargı mercinin Kerkük’te IKBY bayraklarının indirilmesi konusundaki kararı ise Türkmen siyasi grupların kendilerini uluslararası kamuoyunda daha iyi anlatmasına olanak sağlayacaktır. Bölgesel olarak Türkiye, İran ve Bağdat’ın bu konuda takındığı tavır bilinmektedir. Vali Necmeddin Kerim’in bayrak kararının üzerinde ne kadar kalabileceğini bu baskılar belirleyecektir.

Bu Yazıyı Paylaşın