Başbakan Davutoğlu’nun Tahran Ziyareti: Türkiye-İran İlişkilerinde Yeni Bir İvme

Yrd. Doç. Dr. Bayram Sinkaya | ORSAM Danışmanı

İran İslami Şura Meclisi (Parlamento) ve Rehberlik Uzmanları Meclisi Seçimleri

Dr. Pınar Arıkan | ORSAM Danışmanı

Başbakan Ahmet Davutoğlu 4-5 Mart tarihlerinde Tahran’a resmi bir ziyaret yaptı. Ziyaretin merkezinde iki ülke arasında ikili ekonomik ilişkiler ve bölgesel vardı. Bölgesel meselelerde pek ilerleme kaydedilmese de bu ziyaret, Türkiye-İran ilişkilerine yeni bir ivme kazandırdı.
 

‘İran baharı’ ve Türkiye-İran ilişkileri
Temmuz 2015’te İran ile Batı arasında nükleer meselenin çözüme kavuşturulmasından sonra İran’a ‘bahar’ geldi. Batı Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinden çok sayıda siyasi heyet ve işadamı nükleer anlaşma sonrası İran’da yatırım fırsatlarını değerlendirmek için Tahran’a gitti.

                                                                                    

İran halkı 26 Şubat 2016’da 10. İslami Şura Meclisi’ni (Parlamento/Majles) ve 5. Rehberlik Uzmanları Meclisini (Majles-e Khobregan-e Rahbari) seçecek. İki anayasal yönetim kurumunun üyelerini belirleyecek olan seçimler İran devletinin geleceği için farklı yönlerden önem taşımakta. Yeni parlamentonun mahiyeti, bir dönem daha seçilerek 2021’e kadar görevde kalması beklenen reformcu Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından söz verilen reformların kaderini belirleyecek. Uzmanlar Meclisi’nin mahiyeti ve burada oluşacak güç dengeleri, şimdiki Rehber Hamenei’nin yaşlanmış olması ve yeni Uzmanlar Meclisi’nin görev süresi olan önümüzdeki sekiz yılda Rehberlik makamında yetki değişiminin oldukça muhtemel görülmesi nedeniyle, İran’ın gelecekteki Rehberinin kimliğini belirleyebilecek. 

                                                                                     

İran'ın Bölgesel Ayrıştırma Stratejisi

Göktuğ Sönmez | ORSAM Misafir Araştırmacı

İran Ekonomisinde Yeni Dönem ve Ortadoğu Hidropolitiğine Etkileri

Yrd. Doç. Dr. Vakur Sümer | ORSAM Danışmanı

Türkiye-İran ilişkilerinde 1990'larda oldukça fırtınalı seyreden ve öncelikli olarak güvenlik bağlamında ele alınan, karşılıklı tehdit algıları etrafında şekillenen düzlem AK Parti iktidarı döneminde Arap Baharı'na değin önemli bir değişimden geçmişti. Özellikle iki ülkenin Irak Savaşı sonrası siyasi çizgilerinin örtüşmesi on katı aşkın bir ticaret hacmi artışına ulaşan ekonomik bağlar iki ülkeyi İran'daki 79 Devrimi sonrası ilişkilerdeki en olumlu dönemi yaşama noktasına getirmişti. Bu durum Türkiye'nin İran'ın nükleer programı konusundaki tutumuyla daha da pekişmişti. Arap Baharı sonrası ise ilişkilerde gerilimin tedricen arttığını ve nihayetinde iki ülkenin bölgenin farklı ülkelerinde düşük yoğunluklu bir çatışma iklimine sürüklendiğini görüyoruz.

                                                                                                  

2015 yılında varılan “nükleer anlaşma”, yalnızca İran ekonomisinde değil İran’ın Ortadoğu hidropolitiğindeki konumunda da yeni bir döneme işaret etmektedir. İran’ın kısıtlı, hassas ve hızla bozulan su kaynakları ile yarı kurak bir ülke olduğu bilinen bir gerçektir. Uzun yıllardır süren yaptırımların sona ermesi, İran’ın artan su sorunlarının çözümünde en uygun yol olarak gördüğü su transferi projelerinde patlama yaşanması anlamına gelmektedir. Yaptırımların sona ermesi İran’da su kullanımını da arttıracaktır, ki bu durumun hükümeti suyun tedarik edilmesinde yeni kaynaklar bulması için baskı altına sokması beklenmektedir. Öte yandan, İran’ın bu yeni ufku Ortadoğu’da yeni bir Pandora Kutusu’nun açılmasına neden olma ihtimali de taşımaktadır. 

                                                                                     

Yıkıcı Bir Rekabet

Doç. Dr. Birthe Hansen | Kopenhag Üniversitesi

Yeni Ortadoğu Jeopolitiğinde İran-Rusya Ekseni

Yrd. Doç. Dr. Bayram Sinkaya | ORSAM Danışmanı

Suudi Arabistan ve İran, farklı siyasi projeleri, farklı bölgesel hegemonya hırsları ve mevcut küresel sisteme yönelik farklı yaklaşımları olan iki güçlü devlettir. Bu iki hasım arasındaki rekabetin bölgesel düzlemde oldukça kötü sonuçları olmuştur. Ne İran ne de Suudi Arabistan siyasi ve ekonomik gelişmişlik bağlamında model olabilecek özellikleri haizdir. Bu iki ülkenin Suriye İç Savaşı'ndaki dahli ve üstü kapalı politikaları çatışmanın uzamasına ve kötüleşmesine neden olmuştur. 

                                                                                                       

‘Arap Baharı’ sonrasında Ortadoğu’da ortaya çıkan yeni jeopolitik denklemde en dikkat çeken gelişmelerden birisi İran ile Rusya arasındaki yakınlaşmadır. İran-Rusya ilişkilerinde son yıllarda üst üste atılan adımlar ve bölgesel işbirliği, iki ülke arasındaki ilişkileri ‘stratejik ortaklığa’ dönüştürmüştür. Moskova ile Tahran arasındaki bu stratejik ilişki, Rusya’yı Ortadoğu siyasetinin önemli aktörlerinden birisi yapmıştır.

                                                                                     

 

 

İlgili Dosyalar